18 Eylül 2026 00:09

Merz gidecek mi, siyasi dengeler değişecek mi?

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Almanya’da adeta nefesler tutulmuş, pazar günü Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yapılacak seçimlerin sonuçları bekleniyor. 6 Eylül’deki Saksonya-Anhalt seçimlerinde ağır bir darbe alan Başbakan Friedrich Merz, partisi CDU ve koalisyon ortağı SPD’nin, tam aynı olmasa da benzer bir yenilgiyi bu iki eyalette de almaları bekleniyor.

Bu nedenle bütün dikkatler Merz’in üzerinde. Güven oylaması, istifa, kabinede değişiklik gibi senaryolar hafta boyunca çokça tartışıldı. Seçim akşamı ve sonraki gün Alman siyasetinde yeni bir “deprem”e neden olabilir.

İstifa Alman sermayesinin “Merz planı ”nın çökmesi anlamına gelecek. Gerçi istifa etmese de bir çöküş dönemi yaşanıyor. Çünkü başında bulunduğu Hristiyan Demokrat Parti (CDU) sürekli kan kaybediyor. Bu nedenle parti içinde eleştiriler yükseliyor. Bunu bastırmak için sekiz eyalet başbakanına ortak açıklama yaptırıldı.

1998’de girdiği siyasette hep radikal neoliberal politikaların sözcülüğünü yapan Merz, 16 yıllık Helmut Kohl döneminin kapanmasından sonra yine 16 yıl aralıksız başbakanlık yapan Angela Merkel ile girdiği siyasi mücadeleyi kaybetmiş ve aktif siyasetten çekilerek aralarında ABD’li finans tekeli BlackRock’ın da olduğu çok sayıda ulusal ve uluslararası tekelin denetleme kurulunda yer almaya, danışmanlık yapmaya başlamıştı.

Merkel’in 2018’de siyasetten çekileceğini açıklamasından kısa bir süre sonra hizmet ettiği tekeller onu başbakanlığa hazırlamak için kolları sıvamış ve yeniden siyaset sahnesine sürülmüştü. Merkel’den boşalan parti başkanlığına üç kez aday olmuş, ilk ikisinde kaybetmiş, üçüncüsünde ciddi rakip olmadığı için ancak kazanabilmişti.

Lüks özel hayatı ve siyasi tutumları nedeniyle halk tarafından sempatik bulunmayan, parti bünyesinin de kabul etmediği Merz’in temsil ettiği neoliberal-muhafazakarlık ve “şehir manzarası” (Stadtbild) tartışmasında olduğu gibi yer yer ırkçı görüşleri, gelinen aşamada aşırı sağcıların, ırkçıların işine yaradı. Göçmen ve mülteci düşmanlığı yaparak “AfD’nin oylarını yarıya düşüreceğini” ileri sürdükçe, partisinin oyları yarıya düştü.

Merz’in partisi CDU sadece belli eyaletlerde oyların yarısını kaybetmedi, ülke genelinde de dibe vurmuş durumda. Son ankete göre, şubat 2025’te yüzde 28 olan oyu yüzde 18’e kadar geriledi. Koalisyon ortağı SPD’nin de oyu yüzde 11-12 civarında. Bu da erken seçimlerin üzerinden geçen 20 aylık sürede hükümet partilerinin toplamda yüzde 15 oy kaybettiği anlamına geliyor. Aşırı sağcı AfD’nin oyları ise yüzde 20’den yüzde 30’a kadar yükseldi. Seçim sonrası analizlere göre AfD’ye ‘en fazla oy verenler grubu’nda sandık başına gitmeyenler ve CDU seçmenleri yer alıyor. Bu nedenle CDU kaybettikçe AfD’nin kazanması doğal bir hal aldı.

Halihazırda seçmenlerin sadece üçte birinin desteğine sahip bir hükümetin ömrünün ancak suni yollarla uzatılabileceği anlaşılıyor. İşçi sınıfının, emekçilerin kazanılmış sosyal haklarının budanmasını “reform” diye pazarlayanlara karşı biriken öfke seçim sandıklarında, anketlerde, meydanlarda görülüyor. Önümüzdeki hafta öfke sendikaların çağrısıyla sokaklara taşınacak.

Pazar günkü seçimlerin ardından Merz üzerinden başlayan tartışmanın kısa sürede dinmesi beklenmiyor. Aşırı sağcı, ırkçı parti AfD’nin içinde olmadığı koalisyon seçenekleri giderek azalıyor. Bu durum yakın dönemin Almanya’sına, belirsizlik ve endişeyi egemen kılacak gibi görünüyor.

Hükümetin kan kaybettiği, dağılmak üzere olduğu anlaşılıyor. Sorun, dağılanın yerine neyin konulacağında. Alman sermayesinin önemli bir bölümü, emekçi sınıflara karşı başlatılan saldırı planlarının olduğu gibi devam etmesinde ısrarlı. Merz de bundan geri adım atma niyetinde değil. Belirlenen programı hayata geçirecek AfD ’li bir koalisyon sermayenin seçenekleri arasında.

CDU’nun Bavyera’daki kardeş partisi CSU’nun üyesi, AfD destekçisi ve süt ürünleri piyasasının yüzde 60’ını kontrol eden Müller Milch’in sahibi Theo Müller, Die Welt gazetesine Saksonya-Anhalt seçimlerinden sonra verdiği röportajda şöyle diyor: “En çok hoşuma gidecek olan, Merz’in SPD’yi evine göndermesi ve bir azınlık hükümeti kurması. Belli konularda Siyah (CDU) ve Mavi (AfD) görüşüp birlikte karar alabilir. O zaman Almanya kısa sürede toparlanır.”

AfD yöneticileri de her fırsatta Merz ve CDU’ya iş birliği teklifi yaparak, Müllerlerin hayalini gerçekleştirmek istiyor. Ve bu görüşün, sermaye tarafından daha yüksek sesle dillendirileceği bugünden söylenebilir. Zira, CDU/CSU’nun tabanının yarısını almayı başaran AfD, Alman sermayesinin yeni gözdesi olmaya aday.

Sermayenin bir bölümünün Merz sonrası dönem için belirlediği yol haritası bu yönde. Peki, aşırı sağa, milliyetçiliğe, sosyal saldırılara, silahlanmaya karşı çıkanların bir yol haritası ya da mücadele hattı var mı? Berlin seçimlerinden Sol Parti’nin birinci çıkması bir teselli olabilir. Ancak, bir yol haritası olmayacak. Varacağı yer SPD ve Yeşiller ile koalisyon kurmanın ötesine geçmeyecek.

Bu nedenle 21 Eylül’de IG Metall’in fabrikalarda, 26 Eylül’de DGB’nin 15 kentte yapacağı eylemlerin sendikal bürokrasiyi aşan bir düzeyi yakalaması durumunda yeni bir yol açılabilir. İşçi sınıfı ve emekçiler bu mücadele hattıyla hem aşırı sağ geriletilebilir hem de sermayenin pervasız sosyal saldırıları ve savaş hazırlıkları püskürtülebilir.

Unutmamak gerekiyor ki, ağırlaşan ekonomik ve siyasi koşullar aynı zamanda antikapitalist ve antifaşist devrimci bir çıkışa da zemin hazırlıyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et