4 Ekim 2026 00:05

Hacıosmanağa’ya ayrılan sürenin sonu

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Mevcut haliyle Türkiye, yolsuz bir iktidar ve haliyle onun çevresine ilişmiş patron takımı için bulunmaz bir fırsat. Cukkalanacak devasa kaynaklara ev sahipliği yaptığı gibi yakalandığınızda da saklanacak çok fazla delik sunuyor size. Bazen saklanmanıza bile gerek yok, zor günler için beklettiğiniz cambazlardan rica ediyorsunuz, iki takla dört perendeyle size epey zaman kazandırıyorlar.

Kulağa sıkıcı, klişe, düz falan gelebilir ama futbol ve onun etrafında dönen sözde operasyonların, davaların işlevi çoğunlukla bu: Oyalamak, dikkat dağıtmak… Tabii ki bu, futbolun muazzam bir araç olduğu, bir o kadar devasa bir rant alanı sunduğu gerçeğini ve dolayısıyla içinde/etrafında işlenebilecek suçların ciddiyetini azaltmıyor. Nitekim alanın kodamanları bu suçları dibine kadar işlemekten hiçbir zaman çekinmiyor. Sıkıntı, söz konusu suçların çoğunlukla cezasız bırakılmasında yaşanıyor.

Bir buçuk senedir “Antalya dosyası” olarak futbol kamuoyunun gündeminde olan “MHK operasyonu ”nun bugüne kadar bekletilmiş olması elbette yukarıda özetlediğimiz denklemden ayrı düşünülemez. Çünkü Nihat Özdemir/Servet Yardımcı döneminin bakiyesi bir figür olarak Ferhat Gündoğdu, mevcut TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’yla doğmadı, ama onunla çok uyumlu çalıştı ve soruşturma sürecinde sızdırılanlardan gördüğümüz kadarıyla çöktükleri çiftliği kardeş kardeş idare ettiler.

Ferhat Gündoğdu’nun “evrakta sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma”dan değil “kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme” suçundan tutuklanmış olması ise hiç de hayra alamet değil. Türk adaletiyle hangi kararı niye aldığını bilecek kadar samimiyiz çok şükür, bu karar Gündoğdu özelinde TFF-MHK içinde kurulan çiftliğin bir başka kliğe devredilip ülke gündemi değişince mevzunun sümen altı edilebileceği şüphesini güçlü şekilde doğuruyor.

Gelelim çiftliğin mevcut ağasına. Bu köşede İbrahim Hacıosmanoğlu, TFF başkanı olduğu günden beri “paranın kokusu”nun izini sürmeye çalışıyoruz. Bakmayın bu ağaların fiyakalı görüntüsüne, hepsinin tek derdi ağalığını mümkün kılan, kitleye hükmetme otoritesini (parayla ve nüfuzla) güçlendirmektir. Güçsüz Büyükekşi yönetimi ve TFF-Saray çevrelerinde etkili Saral lobisinin inisiyatifiyle seçilen Hacıosmanoğlu da niyetini kısa sürede belli etmişti: Bodrum’da hukuki açıdan sıkıntılı bir villa projesi vardı! Milli takım, katılma şartları kolaylaştırılan Dünya Kupası’na giderken TFF başkanı da bu makamın sağladığı forsla bu projeyi “çözse” hem kendini hem projenin esas ortağı, akrabası Ağaoğlu’nu hem kim bilir daha kimleri kimleri ihya etse fena mı olurdu! Hep söyledik, “acelesi var” diye… Ama eksik söylemişiz, görülüyor ki Hacıosmanoğlu’nun bir motivasyonu da 2015 sürecinden intikam almakmış. Ne olmuştu o dönem? Hacıosmanoğlu, Trabzonspor başkanıyken bir Gaziantepspor maçının ardından hakemleri soyunma odasına kilitlemiş ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan telefon gelince “özgür kalmalarına” izin vermişti! Hakem performansını beğenmediği başka birçok maçı da “FETÖ operasyonu” olarak kodlamış, hatta kimi hakemler hakkında avukatlarını kullanarak adli makamlara suçlamalarda bulunmuştu.

Bugün devam eden süreçte Hacıosmanoğlu’nun o dönem kafayı taktığı tüm hakemlere kendi başkanlığında düdük astırdığı ortaya çıktı. TFF başkanlığı boyunca sürekli “hakemler bana operasyon çekiyor” şeklinde medyaya sızdırılan demeçleri de berbat bir hakem olsa da “köylüsü” olan Yasin Kol’u Pierluigi Collina’nın hayal dahi edemeyeceği yetkilerle donatıp her maça atanmasını sağlaması da şaşırtıcı değil.

Hacıosmanoğlu ne kadar sonuçlara müdahale etmek istedi bilinmez —çünkü istese çok daha ileri gidebilirdi— ama bir hakem paranoyası içinde olduğu, Gündoğdu ve Yasin Kol’la kurdukları çiftliğin de bu gayeye hizmet ettiği açık. Bu süreçte itibarını, haklarını kaybeden dolayısıyla ciddi bir ekonomik kayıp yaşayan hakemlerin organize suç mağduru olduğu, futbol kamuoyunun aldatıldığı kesin. Tuttukları renklere göre yorum yaptıkları için uzun süre Hacıosmanoğlu, Gündoğdu ve Kol’u öven, onları “cesur”, “delikanlı”, “mert Karadeniz erkeği” bulan gazeteci-yorumcu tayfasına ise tüm bunların müstahak olduğunu söylemek lazım.

Zaten hiçbir zaman TFF başkanı olmaması gereken İbrahim Hacıosmanoğlu’na ayrılan sürenin sonuna geldik. Peki bu adamı TFF başkanı seçen zihniyet hâlâ kulüplerimizi, futbolu hatta ülkeyi yönetirken bir sonraki başkanın Hacıosmanoğlu gibi olmayacağını kim iddia edebilir?

Önemli not: Ha bu arada kimse bu “spor yöneticisi” sorununu Türkiye’ye has sanmasın. IOC, FIFA, UEFA başkan ve yöneticileri de aynen bizim ülkemizdeki mantıkla seçilen ve yöneten insanlardır. Mevcut ekonomik-siyasi düzenden reform, futboldan adalet umuyorsanız beklentilerinizi düşük tutmanızda fayda var. O zaman sporu sağladığı “haz” dışında niye takip edelim? Bir gerekçe her biri kendi ölçeğinde birer çiftlik olan spor alanlarının imkanlarını sömürerek semirenleri ifşa etmek olabilir. Örneğin bugünün en önemli gündemleri Hacıosmanoğlu’nun futbolculara prim olarak dağıtarak suç işlediği 14 milyon dolarlık FIFA parasının ve Bodrum’da hayata geçirmek için gaza bastığı çevre katili 4 bin villalık projenin peşine düşmek olmalı.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et