24 Eylül 2026 00:09

‘Güçlü merkezi hükümetler’ dönemi

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Irak’tan Afrika’ya devlet dışı silahlı grupların tek çatı altına toplanması politikası giderek güçleniyor. Aslında bu politikayı ‘güçlü merkezi hükümetler” trendi olarak adlandırmak yanlış olmaz. 

Bölge ülkeleri tarafından hızla hayata geçirilmeye çalışılan bu politikaya göre;

-Herhangi bir ülkedeki devlet dışı silahlı gruplar öncelikle güçlü bir ulusal ordu kurulmasına engel olur. Çünkü silahlı grupların varlığı ile derinleşen bölünme, siyasete ve zayıf da olsa mevcut devletin kurumsal unsurlarına da yayılır. Bu durum da önceliğin ulusal bir ordu kurulmasına ve kaynakların bu yönde kullanılmasına değil çatışan tarafların desteklenmesine yönlendirir. Zaten sahada devlet dışı silahlı grupların olması her an fiili bir çatışma halinin sürmesine yani ülkenin savaş halinden çıkamamasına, kaynakların çatışan taraflara akıtılmasına yol açar.

-Sahadaki silahlı gruplar kontrol ettikleri bölgeler üzerinden aslında kamu kaynakları olan ve ulusal ordu kurulması gibi kamu hizmetine ayrılması gereken gelirlerin bir kısmını kontrol eder. Genelde bu kaynakları zayıf bile olsa devlet kurumları ile paylaşan devlet dışı silahlı gruplara rastlamak da pek mümkün değil.

-Devlet dışı silahlı grupların gücü arttıkça güçlü bir devletin kurulması ihtimali aynı oranda azalır. Çünkü gücü artan silahlı gruplar, zayıflayan devletin ve kurumlarının yerini almaya başlar. Yani çarşı pazara mal getirilmesinden banka şubelerine para taşınmasına, okulların açık tutulmasından sağlık hizmetleri için gerekli ihtiyaçlara kadar aklınıza gelebilecek her türlü sorumluluk silahlı gruplar tarafından yerine getirilmek zorundadır. Bu durum da ülkenin bir kısmının silahlı grupların keyfi uygulamalarına bırakılması, bu bölgelere standart hizmet vermesi gereken devletin girememesine kadar uzanır.

-Devletin yerini alan silahlı gruplar sadece kontrol ettikleri bölgelerde değil ülke siyasetinden ithalat-ihracata, yeraltı kaynakları ile ilgili anlaşmalardan müfredata kadar her konuda devasa bir para ve güç ağını yöneten yapılara dönüşür. Bu süreç uzadıkça bu yapıların ortadan kaldırılması daha da zorlaşır.

Irak ve Suriye’den Afrika’ya ve Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyanın enerji ve ticaret hatları ile birbirlerine bağlandığı projelerin konuşulduğu bugünlerde gözler silahlı gruplara döndü.

Bölgede silahlı gruplar üzerinden nüfuz savaşları yürütme döneminin büyük ölçüde kapandığı söylenebilir. Bu grupları desteklemek bir tarafa genel olarak enerji ve ticaret güzergahları üzerindeki ülkeler bu grupları istikrarsızlık kaynağı, yeni hatlara yönelik tehditler olarak görüyor artık.

Bu politikanın en net örnekleri arasında Irak ve Suriye var.

Son olarak Irak’ta 90’lı yıllardaki Kardeşler Savaşı adlı çatışmalardan bölünmüş olan Peşmerge güçleri tek çatı altında birleştirildi. Uygulama aşamasında epeyce aksaklık çıkması beklenebilir ancak bu adım atılmasaydı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Irak coğrafyası için konuşulan enerji-ticaret hatlarının dışında kalması söz konusuydu. Ayrıca bölünmüş durumdaki KDP Peşmergesinin Türkiye ve Amerika’ya, KYB Peşmergesinin ise İran’a yakın politikalar yürütmesi genel olarak Irak’ın yürütmeye çalıştığı denge politikalarına aykırı olarak yorumlanıyordu. IKBY içindeki fikir ayrılıkları, neredeyse iki senedir hükümet kuramıyor olmaları, zaman zaman maaşları ödeyemeyecek hale gelen kötü ekonomi politikaları gibi faktörlerle birlikte bölgesel yönetim ayrıcalıklarını yavaş yavaş kaybetmesine dair senaryolar da konuşuluyor bir süredir. Bu nedenle IKBY içindeki KDP ve KYB’nin mümkün olduğunca fikir farklılıklarını ortadan kaldırıp güçlü bir merkezi yönetim kurmak zorunda kaldığı bir süreç yaşanıyor.

Yine Irak’taki İran destekli Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması meselesi de güçlü bir ulusal ordu kurulmasının, devletin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, kamu kaynaklarının tek çatı altında toplanmasının önündeki engel olarak değerlendiriliyor bir süredir. Türkiye’de geniş bir kitle dahil, genel olarak Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması meselesine, İran’ın Irak’taki nüfuzunun kırılması olarak bakılıyor. Bu bakış kısmen doğru ancak genel olarak Irak’ta yaşananlara Haşd-i Şaabi’nin kontrol ettiği çok büyük miktarlarda paranın, gücün ve güç ağının kırılması operasyonları denilebilir.

Aslında Haşd-i Şaabi geçtiğimiz yıllar içinde o kadar güçlendi ki sadece güç ve para ağını kırmak için aylardır uğraşan Bağdat Hükümeti sürecin çok sert olacağının nihayet farkına vardı ve örgütün silahsızlandırılması sürecini içinde bulunduğumuz eylül ayı sonundan 2028 yılına uzanan bir takvime yaymak zorunda kaldı.

Suriye’de ise daha enteresan bir süreç yaşanıyor. Sahadaki çok sayıda radikalinden yağmacısına on binlerce silahlı adamın olduğu gruplar kurulmakta olan orduya dahil edilmişti. Ancak gruplar halinde entegrasyon işe yaramadı. Çünkü bu gruplar kontrol ettikleri ilişkiler ağını, ideolojiyi vs. koruyarak orduya dahil oldu. Haliyle daha ordu kurulmadan bünyesindeki silahlı gruplar birbirlerine silah çeker halde hizipleşti. Böyle bir ordu ile ulusal ordu da olmaz en basit operasyon da gerçekleştirilmez. Nihayet Suriye’de bir kez daha politika değişikliğine gidildi ve grupların bünyesindeki kişiler tek tek orduya alınmaya başlandı. Sahadaki A grubunun militanları farklı birliklere dağıtılarak gruplaşmanın önüne geçilmeye çalışılıyor.

Türkiye’nin uzun yıllar desteklediği silahlı gruplar da bu süreçlere dahil. Yine Ankara’nın desteklediği ve Şam’a bizzat yardım ettiği yeni ordu kurulması sürecinde itiraz edenler tasfiye ediliyor, kimi zaman kanlı baskınlarla ve çatışmalarla ortadan kaldırılıyor artık.

Yeni enerji ve ticaret hatları için Suriye sahasında istikrarın ve güvenliğin sağlanması bu hatların bir kısmının ana istasyonu olan Türkiye için oldukça önemli.

Yanı başımızdaki Irak ve Suriye’den başlamak üzere Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da güçlü merkezi hükümetler dönemi başladı diyebiliriz ancak bunun sağlanması hiç kolay değil çünkü sahadaki silahlı grupların önemli bir kısmı bulundukları topraklarda devletten çok daha güçlü, hükümetlerden çok daha etkili, merkez bankalarından çok daha zengin!

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et