Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?
Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey doğu Suriye’de iç savaş döneminde uzunca süre varlığını koruyan öz yönetimin ve bunlara bağlı askeri ve sivil bütün oluşumların lağvedildiğini resmen duyurdu. Bu açıklamanın yapıldığı konuşmanın Şam’daki cumhurbaşkanlığı sarayında yapılması entegrasyon sürecine dair aylardır tartışılan sorunlu kısımlarda da uzlaşıldığını gösteriyor.
Yerel kaynakların aktardıklarına göre temeli ocak ayında yapılan anlaşmada varılan bu uzlaşma kapsamında;
-Mazlum Abdi, Eş Şara’nın danışmanı olarak Suriye siyasetinde yer almaya devam edecek. Abdi’nin Kürtler dahil Suriye’deki azınlıklardan sorumlu danışman olması elbette Kürtler dışındaki azınlıklar açısından da önemli bir adım olacak.
-İlham Ahmed parlamentoda milletvekili olarak cumhurbaşkanlığı listesinden atanacak. Ahmed’in yeni anayasayı hazırlayan komisyonda yer alması da, çoğunlukçu ve kapsayıcı bir anayasa hazırlanacağına dair sinyallerden biri olarak değerlendiriliyor sahada. Ahmed’in dış ilişkiler komisyonunda da yer alacağı belirtiliyor. Böylece azınlıklara dair tepkilerin ve eleştirilerin Batı dünyasının bizzat tanıdığı bir Kürt kadın temsiliyeti ile nispeten yatıştırılması mümkün.
-Kürtçenin Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde seçmeli ders olması, kamu kurumlarında resmen tanınması için gerekli düzenlemeler yapılacak. Bütün Suriye’de olmasa da Kürtçe resmi dil olarak da kabul edilecek. Kürtçeye ve Kürtlere dair en önemli noktalardan biri ise ders kitapları ve resmi tarih anlatılarında yer açılması olacak.
-Mazlum Abdi, Türkiye’nin terör listesinden çıkarılacak ve İlham Ahmed ile birlikte Türkiye’ye gelip Abdullah Öcalan ile görüşebilmeleri için gerekli çalışmalar, düzenlemeler yapılacak.
Aslında hem Abdi’nin konuşmasına hem de uzlaşmanın detaylarına dair saha kaynaklarının verdiği bilgilere bakılırsa, içerikte tamamen yeni bir nokta yok. 29 Ocak’ta taraflar arasında yapılan anlaşmadan beri aylardır tartışılan ve altyapının hazırlandığı noktalarda nihai kararların verildiği ve anlaşmanın sağlandığı söylenebilir.
İki taraf arasındaki en çetrefilli mesele SDG’nin ve kadın silahlı gücü YPJ’nin, Şam’da kurulmakta olan güvenlik kurumlarına nasıl entegre edileceğine dair fikir farklılıklarıydı. Ancak bu konuda da bir süredir devam eden görüşmelerde mesafe alındığı biliniyordu. Aylar önce faaliyetlerine son veren SDG’nin entegrasyonu da bir süredir devam ediyordu, ancak anlaşma ile birlikte SDG’den 4 tugay oluşturulması kararı resmen imza altına alınmış oldu. Her bir tugay için halihazırda en az 1300 kişinin başvurusunun onaylandığı, 1700’den fazla kişinin ise onay süreçlerinin devam ettiği biliniyor. Bu tugayların yine kuzey doğu Suriye’de kalacağı ve sınır bölgelerinde görev yapacağı belirtiliyor, ki, Türkiye şimdiye kadar buna şiddetle karşı çıkıyordu. Ancak SDG’den tugaylar oluşturulsa da hiyerarşik yapısının ve komuta kademesinin Şam tarafından yeniden düzenleneceği, farklı bölgelerden komutanların emrine verilecekleri unutulmamalı.
Bir başka çetrefilli mesele, kadın silahlı gücü olan YPJ’nin bekasıydı. Kürt-Arap ittifakı olarak gelişen ve savaşçılarının yüzde 60’ından fazlası Arap olan SDG’den farklı olarak YPJ, PKK ideolojisine sıkı sıkıya bağlı ve içinde Arap barındırmayan bir oluşumdu. Türkiye’nin de itirazları ile birlikte YPJ’nin bekası konusundaki tartışmalar aylarca sürdü ve nihayet geçtiğimiz ay Suriye’deki İçişleri Bakanlığına bağlı yapılara entegre edilmesi konusunda uzlaşma sağlandığı duyuruldu. Abdi’nin konuşmasına paralel olarak bu konuda detayların da karara bağlandığı, YPJ’nin de ordu hariç iç güvenlik kurumlarına dahil edilerek kuzey doğu Suriye’de görev yapacağı belirtiliyor.
Suriye’deki bu gelişmeleri Türkiye’deki çözüm sürecinden, Türkiye’deki çözüm sürecini de bölgedeki yeni nüfuz mücadelelerinden bağımsız okumamak gerek. Bu çerçevede PKK’nın silah bırakmasından Suriye’deki SDG’nin ve öz yönetimin Türkiye’deki açılım sürecine dahil edilmesine kadar birçok adım da, yine en azından Irak ve Suriye sahasında Türkiye’nin giderek genişleyen nüfuz alanına yönelik olası engelleri, tehditleri, pürüzleri ortadan kaldırma amaçlı.
Sonuçta bölgede artık yeni petrol, enerji ve tedarik hatları projeleri konuşuluyor ve sadece Irak ve Suriye değil, Afrika’nın ücra köşelerine kadar bütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri bölgesel pozisyonlarını, komşuları ile ilişkilerini, güvenlik algılarını bu yeni şartlara göre yeniden düzenliyor.
Haliyle Türkiye’nin de, Irak ve Suriye üzerinden Türkiye’ye uzanacak hatlarla birlikte yeni bir güvenlik konsepti oluşturmaya başladığı, bu konsept çerçevesinde bölgedeki taraflarla yeni ilişkiler kurduğu da malum. Bu bağlamda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile Türkiye arasında artan iş birliği ve son olarak IKBY Lideri Neçirvan Barzani’nin Şam ziyareti de gözden kaçırılmamalı.
Ankara açısından Irak ve Suriye sahasında sürdürülebilir bir güvenlik ve istikrar için çözülmesi ve düzenlenmesi gereken en öncelikli meselelerden biri farklı Kürt grupları arasında çok sesliliği ortadan kaldırmak; mümkün olduğunca bölgedeki saygın Kürt liderlerin etrafında toplanmalarını sağlamak. Yine Ankara’ya göre bu politikanın mümkün olduğunca hızlı ve kalıcı şekilde uygulanması Türkiye-İsrail nüfuz mücadelesi açısından da büyük önem taşıyor, çünkü İsrail’in sahadaki farklı Kürt siyasi-silahlı oluşumlarla ilişkiler kurup Türkiye’nin sahaya yönelik yol haritasını sabote edebileceği düşünülüyor.
Velhasıl Türkiye’deki süreç, Suriye’deki gelişmeler, Irak’ta Neçirvan Barzani’nin ön plana çıktığı Kürtler arası yeni dengeler, Ankara’nın bu politikasının sahada da bir karşılığının olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki günlerde İranlı Kürt silahlı ve siyasi gruplarla Tahran arasında da bir süreç başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et