NATO: Kâr ve savaş garantörü
NATO, "savunma" söylemine karşın üye ülkeleri artan askeri harcamalara yönlendiren, silah sanayisinin kârını büyüten ve kaynakları halkın ihtiyaçları yerine savaş politikalarına aktaran yapısıyla öne çıkıyor. NATO'nun rolünü mercek altına alıyoruz.
NATO, iddiaların aksine, barış elçisi gibi değil küresel çapta devasa silahlanma döngüsünü besleyen ticari bir aygıt gibi işliyor. Üye ülkeleri zorunlu askeri harcamalara itiyor, askeri sanayi şirketlerinin kâr marjı sürekli olarak artıyor. Halkın refahı için harcanabilecek kaynaklar, bu endüstriyel komplekse aktarılırken, ‘güvenlik kaygısı’ kârlı bir yatırım haline getiriliyor.
Üye ülkeler NATO eliyle ABD’nin stratejik çıkarlarına eklemleniyor. ‘Savunma’ maskesi altında, ülkelerin egemenlik alanları emperyalist genişlemenin üssüne çevriliyor. NATO, halkları kendi çıkarlarıyla ilgisi olmayan vekalet savaşlarının içine çekiyor. İttifak, sınırları aşan müdahaleleriyle emperyalist hegemonyayı koruyup, halkların iradesini bastırıyor. NATO gerçeğine ışık tutuyoruz
NATO bir ‘savunma’ örgütü mü?
‘SAVAŞ’ yerine ‘savunma’ deme adeti geçtiğimiz yüzyılın bir ürünü. Kore’den Yugoslavya’ya, Afganistan’dan Libya’ya uzanan operasyonların hiçbirinde NATO, ‘savunma’ halinde değildi.
Silahlanırsak güvende olur muyuz?
Askeri harcamalar hiçbir kamu harcamasının yapamayacağı şekilde siyasi ve iktisadi hegemonyayı tahkim eder, sınırsız bir talep güvencesi sağlar. Ancak bunun maliyetini toplumun geniş kesimleri öder.
NATO, Türkiye’nin ‘güvencesi’ mi?
Bugün emperyalist sistem yeniden yapılanırken, NATO içinde askeri harcamaları artırmaya en hevesli ülke Türkiye’ye özellikle de Ortadoğu’da ABD politikaları çerçevesinde roller biçiliyor.
NATO zirvesi ‘hepimize’ mi yarayacak?
NATO’nun her üyesi, özellikle Türkiye gibi dışa bağımlı ülkeler, ‘eşit paydaşlar’ değil. Türkiye kapitalizmi NATO 3.0 konseptine jeopolitik güç ve jeoekonomik uyumlu bir pozisyon ayarlıyor.
NATO’nun ‘eşit bir paydaşı’ mıyız?
NATO’da ana kararların ABD tarafından alındığı bir gerçek. Askeri operasyonları yürüten “Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı” makamına bugüne kadar gelen 20 komutanın hepsi Amerikalı general.
Türkiye askeri sanayide ‘uçuyor’ mu?
Askeri sanayideki yatırımlar sık sık iktidar propagandasının bir parçası oluyor. Ancak Türkiye, askeri sanayiye çokça yatırım yapsa da propaganda edildiği kadar ‘devasa’ değil.
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et