22 Mart 2020 00:50

Korona yükünü taşıyanlar büyük risk altında: Sağlık emekçilerinin sağlığı kime emanet

Sağlık emekçilerinin malzeme eksikliği, hastanelerde önlemlerin yeterli olmadığı, sağlık çalışanlarının özel koşullarının dikkate alınmadığı yönündeki uyarıları dikkate alınmıyor.

Fotoğraf: Eyüpsultan Devlet Hastanesi çalışanları

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

Koronavirüs vaka sayıları hızla artarken, hükümet virüsle mücadelede seferberlik ilanını sermayeden yana yaptı. Neredeyse yüzde 60’a yakını kadın olan sağlık çalışanları ise hem kendileri hem de halk sağlığı açısından yeterli önlemlerin alınmadığını söylüyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) koruyucu malzeme eksikliği, hastanelerdeki önlemlerin yeterli olmadığı, sağlık çalışanlarının ailevi ve özel koşullarının dikkate alınmadığı için zor durumda kaldıkları yönünde uyarıları ise dikkate alınmıyor.

Okulların tatil edilmesiyle çocuklarını bırakacak yeri olmayan kimi emekçiler çocuklarını hastanelere getirirken, kimi de büyükanneleri çare olarak görüyor. Sağlık çalışanları kendilerinden çok “Ya bir yakınıma bulaşırsa” korkusu yaşıyor. İstanbul’dan İzmir’e ve Ankara’ya, sağlık emekçisi kadınlar koronavirüsle mücadelede yaşadıklarını anlatıyor...  


"KİMSE BİZİ DİNLEMİYOR, KENDİMİZ ALTERNATİF ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUZ"

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemşire olarak görev yapan SES Aksaray Şube Yöneticisi Birsen Seyhan, sağlık emekçilerinin çocuklarına bakması için büyükanneleri çağırdığını söylüyor. “Bir arkadaşımız zar zor izin alıp çocuğu memleketine götürdü” diyor. Üniformalarının hijyeni açısından da tedirgin olduklarını, formalarının hastanede yıkanmasını istediklerini dile getiren Seyhan, “Buna itiraz eden, ‘Güvenmiyoruz, güzel yıkamazlar, kendimiz halledelim’ diyen sağlık emekçileri oldu. Hastanenin de böyle bir niyeti yok zaten” diye konuşuyor. 

HASTANE YÖNETİMİ ÇALIŞANLARA BİLGİ VERMİYOR

Poliklinikler tamamen durmamış, ancak gün gün gelen hasta sayısı azalıyor; “Hastanenin giriş kapıları kapatıldı. Tek yerden giriş çıkış yaptırmaya çalışıyorlar. Bir blok salgın nedeniyle gelecek hastalara ayrıldı. Bir hazırlık var, her gün toplantı yapıyorlar ama çalışanların bununla ilgisi bir bilgisi yok. Hastane yönetimi şeffaf davranmıyor. Bunun dışında izin sorunu var. Yayımladıkları genelgeyle engelli kadrosunda, hamile, organ nakli olmuş, kanser hastası sağlıkçılar izinli sayılacak, nöbet düzenlemesi de yapıldı. Ancak genelge de sıkıntılı, izinleri hastane idarelerinin inisiyatifine bıraktıklar. Bizim hastanenin başhekim çok katı, hizmet rutinmiş gibi devam etsin istiyor. Bize bıraksalar, kendi adıma ‘Küçük çocuğum yok, engelim yok, ben kalırım’ derim. Asıl ihtiyacı olan arkadaşlar izin kullansın. Alternatif üretmeye çalışıyoruz ama kimse bizi dinlemiyor, kendileri karar veriyorlar.”

GÜNDE 2 MASKEYLE KORONAYLA MÜCADELE!

Birsen Seyhan, maskelerin imza karşılığında birer birer verildiğini aktarıyor: “Maske sabah bir, öğlen bir veriliyor ama onların da koruyuculuğu yok. Maskelerin 2 saatte bir değişmesi gerek.” 

Peki talepleri neler? “Çalışma saati 8 saati aşmasın, çocuk bakımı için özellikle dönüşümlü çalışalım ve izin yapılabilsin. Ayrıca hastane yönetimlerinin şeffaf olmasını her tür bilgiyi bizimle paylaşmasını istiyoruz. Hastanede ne olduğunu bilmeye hakkımız var. Hastane yönetimleri direkt açıklama yapmalı, acil vakalar dışında kimsenin başvurmamasını talep etmeli. Formalar hastanede yıkanmalı, bir de bu kadar risk altındayız ve özel hizmet tazminatı istiyoruz. Fiili hizmet süremiz, yıpranma payımız yok. Servis talebimiz var, dezenfekte edilen sadece sağlıkçılara tahsis edilen servisler istiyoruz. Daha hijyenik ve doyurucu yemekler talep ediyoruz... Sağlık emekçilerinin ‘Çalışmayacağım’ deme gibi bir durumu yok, ancak çalışma koşullarımız düzeltilmeli ve sağlığımız gözetilmeli ki biz de daha iyi sağlık hizmeti verebilelim.”


SAĞLIKLI BİR SAĞLIK HİZMETİ VERMEK MÜMKÜN MÜ?

Bir sağlık emekçisi
İzmir

Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 13 Mart’ta risk grubunda olanların ve okulların tatil edilmesiyle birlikte çocuğu mağdur olan personelin izinleri düzenlendi. Bu genelgeden birkaç saat sonra Sağlık Bakanlığı bu genelgeye uygun olarak izinleri düzenlediyse de sonrasında yeni bir yazıyla kanser hastaları ve organ nakli hastalarının izinlerini yönetici inisiyatifine bırakarak, sağlık çalışanlarının izinlerini durdurdu. Hafta başından beri hamile, emziren, kronik hastalığı olan ve engelli personel görevinin başında ancak elbette ki oldukça endişeli. Tüm işkollarında bu grup idari izinli sayılırken, zaten hastanede çalışarak risk altında olan personel sahaya sürüldü ve risk iki katına çıktı. Kreşler ve okullar kapalı olduğu için çocuklarını bırakacak yeri olmayan sağlık personeli endişeyle çalışıyor.

Herkes kendince çözümler üretmeye çalıştı, çözüm bulamayanlar mecburen çocuklarını en riskli ortam olan hastanelere getirmek zorunda kaldı. SES’in mücadelesi sonucu 18 Mart itibarıyla izinlerle ilgili kısmi düzenleme yapıldı ancak yeterli değil maalesef. Eşi özelde ya da başka kamu kurumunda çalışan, 12 yaş altı çocuğu olan sağlık emekçileri mağdur edildi. Tek başına çocuğuna bakanlar ilgili hiçbir düzenleme yapılmadı örneğin. 

Ben de dahil tüm sağlık emekçileri, ne kadar süreceği belli olmayan bu süreçte çocuklarımızın bakımını nasıl sağlayacağımıza ilişkin endişeliyiz. İzinler durdurulduğu ve kreşlerimiz kapalı olduğu için çocuklarımız bizden uzaktalar. Bizlere bu mağduriyeti yaşatanlar bizden nitelikli sağlık hizmeti vererek bir salgına karşı savaşmamızı bekliyor. Çocuklarımızı ya yanımızda getirmek zorundayız ya da onlardan mahrum kalmak zorundayız. Vaka sayısı hızla artıyor. Kişisel koruyucu ekipmanlarımız eksik. Süreç şeffaf yürümüyor. Her an neyle karşılaşacağımızın endişesiyle yaşatmaya ve yaşamaya çalışıyoruz. Şu haliyle sağlıklı bir “sağlık hizmeti” verilebilmesi ne kadar mümkün siz düşünün.  


HASTANEYE ÇAMAŞIR MAKİNESİ ALMAK İÇİN PARA TOPLADILAR

Nuray Öztürk
İzmir

SES İzmir Şube Yöneticisi Hülya Ulaşoğlu, sağlık emekçilerinin alınmayan önlemler nedeniyle bireysel çözüm üretmek zorunda kaldığını anlatıyor; “Maske yok, formaları evde yıkıyoruz. Servise çamaşır makinesi alıyor bir klinik. Para toplamışlar kendi aralarında, alıp servise koyacaklar sokağa, eve virüs taşımamak için. Bizim serviste hemşire odasının ortasına topluyoruz. Bekar bir arkadaş evine götürüp yıkayacak. Düşünün çorabımıza kadar çıkarıp veriyoruz. Tüm hastanelerde durum bu. Sağlık çalışanları bireysel çözüm üretmeye çalışıyor. Vaka sayısındaki artışları durdurmak istiyorsak öncelikle sağlık alanındaki bu sorunların çözülmesi lazım. Koruyucu sağlık hizmeti öncellenmeli” diyor.  

TİCARETHANE MANTIĞININ GELDİĞİ NOKTA!

Poliklinik hizmetlerinin durdurulması gerektiğini söyleyen Ulaşoğlu’nun anlattıkları sağlıkta özelleştirme mantığının geldiği yeri gösteriyor: “Halk sağlığı açısından gerçek bir koruyuculuk yok. Küresel bir salgınla mücadele ediyoruz ama hâlâ hastaneler normal dönemdeymiş gibi yönetiliyor. Acil olmayan ameliyatları yapanlar var. Ama idareciler müşteri mantığıyla ‘hasta memnuniyeti’ diyor. Bir klinikte hasta yatışına gerek olmadığı kararı veriyor doktor, hasta haklarına şikayet üzerine idare yatış veriyor. Doktorlar, halk sağlığı, güvenliği açısından yatışa gerek olmadığına karar veremiyor anlayacağınız, korkuyor, soruşturma açılıyor, hasta haklarından durmadan savunma isteniyor. Hastaneler ticarethane mantığıyla yönetildiği için sonuçlarını yaşıyoruz.” 

BİR SÜRÜ GENELGE VAR, HERKES KAFASINA GÖRE YORUMLUYOR

Ulaşoğlu, “10 dakikada bir genelge geliyor, çalışanlarla ilgili. Genelgeyi herkes ayrı yorumluyor. ‘12 yaşından küçük çocuğu olanlar için kurum içinde (bakanlığa bağlı) çalışıyorsa iki ebeveynden birine izin verilebilir, öncelik kadınların’ diyor. ‘Eşi özel hastanede çalışıyor bizim kurumuzda değil, niye izin verelim?’ diyen var. Kurumdan anladığı bu. Öte yandan genelgeler de net olmalı ve ihtiyacı karşılamalı” diyor ve ekliyor, “Tüm sağlık çalışanlarının kreş veya çocuk bakımıyla ilgili sorunları cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin giderilmeli.”

KÂR HESABI YAPMAKTAN VAZGEÇİLSİN

İsmini vermek istemeyen bir sağlık çalışanı ise, eşinin özel sektörde çalıştığını ve çocuğunu ailesinin yanına göndermek zorunda kaldığını belirterek, “İşyerinde gerekli önlemler alınmıyor. Tüm hastanelerde durum aynı. Maske yetersiz, dezenfektanlar yetersiz, olanları da hastalar götürüyor. Günlerdir çocuğumu göremiyorum. Onun verdiği stres bir yana, bir de sağlık emekçisinin sağlığını koruyacak ciddi önlemler alınmaması hepten canımızı sıkıyor. Herkes diken üstünde” diyor. Bir başkası ise “Neyse ki küçük çocuğum yok ve eşim emekli bir de bu sorunla uğraşmak zorunda kalmıyoruz. Ama sağlık çalışanları olarak çok fazla risk altındayız. Her şey belirsiz. Hastanede karantina var ama sonuçları biz bile bilmiyoruz. Açıklanan önlemlere bakıyoruz yetersiz. Sağlık çalışanına, kurumlara dair bir şey yok” diyerek tepki gösteriyor.  Bir başka sağlık çalışanı ise, ilk iki gün çocuğunu hastaneye getirmek zorunda kaldığını belirterek, “Bu sorunlar sanki bugün ortaya çıkmış gibi görünüyor ama öyle değil ortaya çıkan şey zaten var olan sorunlar. Biz işimizi yapıyoruz, özveriyle çalışıyoruz, devlet de pandemiyle mücadele etmek istiyorsa kâr hesabı yapmaktan vazgeçmeli” diye vurguluyor.


SADECE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ÖZEL SERVİS, HEMEN ŞİMDİ!

Sağlık alanının bir diğer kritik noktası acil servisler. Eyüpsultan Devlet Hastanesi Acil Servis Hemşiresi ve SES Aksaray Şube Yöneticisi Fadime Dursun da koruyucu ekipmanları giyerek hastalara müdahalede bulunduklarını anlatıyor. Acil serviste oldukları için riskin de daha yüksek olduğunu belirten Dursun, “Çalışanlarda ‘Ya ben de taşıyıcıysam, eve gittiğimde yakınlarıma bulaştırmaktan korkuyorum’ endişesi var. Küçük çocuğu olup gün aşırı nöbete gelenler var. Böyle bir dönemde çocuklarını evde yalnız bırakmak travma yaratıyor. Şu an personel eksikliği olduğu için fazla mesaiyle çalışıyoruz. Vakalar hakkında bize herhangi bir bilgi gelmiyor. Negatif çıkan vakaları söylüyorlar ama pozitif çıkanları açıklamıyor hastane idareleri. Hastanelerde koruyucu tedbirler alındı, yüz yüze eğitimler, yemek saatlerinin uzatılması, çok temas olmaması, hasta ziyaretlerinin kısıtlanması, hastaların bilgilendirilmesi gibi. Ama yeterli değil” diyor.

Çalışanların evine gelip giderken toplu taşıma kullanmak istemediğine dikkat çeken Dursun da taleplerini şöyle sıralıyor: “Öncelik servis istiyoruz. İlerleyen süreçte vakalar artarsa sağlık çalışanları eve gidemeyebilir. Hastane yakınlarında otel ya da lojman gibi imkanlar yaratılması talebi var. İzinler konusunda kronik hastalara ve küçük çocuğu olanlara ücretli izin talebi var. Yeterinde koruyucu ekipmanlara sahip olmayan hastaneler var, bunların giderilmesi, gözlük, maske, önlük gibi ekipmanların hızla sağlanması gerek. Fazla mesai olmadan çalışma sürelerinin kısa olması ve daha insanca çalışma taleplerimiz var.


Burcu Yıldırım
Ankara

SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden sağlık alanında atama bekleyenlerin hızla atamalarının yapılması gerektiğine dikkat çekiyor, çünkü “Çalışan sayısını artırmazsak sağlık alanını bu haliyle ve bu iş yüküyle götüremeyiz. Çalışan arkadaşlarımızın fazla mesailerini azaltmak, mola sürelerini uzatmak, dinlenmelerini sağlamak çok kritik bir yerde duruyor.”

Sağlık emekçilerinin iş yükü çok fazla ve çalışan sayısı artırılmalı, peki nasıl? Soruya “Ataması yapılmayan yüz binlerce sağlık emekçisi var. KHK’lerle ihraç edilen, güvenlik soruşturmasına takılan… Bu arkadaşların atamasının yapılıp bir planlama ve eğitimle hızlıca çalışmaları sağlanmalı. Çalışan sayısını artırmazsak sağlık alanını bu haliyle ve bu iş yüküyle götüremeyiz. Çalışan arkadaşlarımızın fazla mesailerini azaltmak, mola sürelerini uzatmak, dinlenmelerini sağlamak çok kritik bir yerde duruyor” diye yanıt veriyor Erden.   

Salgının aralıktan beri dünyanın pek çok ülkesinde görülmeye başlandığını, Türkiye’nin daha önce acil eylem planı ve buna dair hazırlıkların yapılmış olmasının gerektiğini söyleyen Erden, acil eylem planının son birkaç gündür ortaya çıktığını hatırlatarak ekliyor; “Sağlık çalışanlarına dönük bir eğitimin de verilmesi gerekiyor. Sağlık emekçilerinin kendilerini korumaya dönük ekipmanlarında hâlâ yetersiz. Pek çok hastaneden gelen verilere göre cerrahi eldiven ve maske bulunmasında bile sorun yaşanıyor. El dezenfektanı ve antiseptikler çok sınırlı ve çalışanların sağlıklarını korumaya dönük tedbirler çok yetersiz.” 

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

DİDF: Zorunlu olanlar hariç tüm sektörler kapatılmalı

SONRAKİ HABER

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Bugüne dek toplam 21 can kaybımız var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...