22 Ocak 2020 04:11

Metal işçileri: Kamera var diye herkes diken üstünde

Türk Metal’in Bursa’da düzenlediği mitingin ardından bir grup işçiyle sözleşme sürecini ve fabrikalarındaki çalışma koşullarını konuştuk.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Funda Eylem SANCARBARLAZ
Bursa

MESS sözleşmesi fabrikalarda patronların yüzde 10 zam ve üç yıllık sözleşme dayatması üzerinden tartışılıyor. Sözleşme sürecinde geride kalsa da ağırlaşan çalışma koşulları, artan baskılar ve iş güvencesi işçilerin düşük ücret gibi temel sorunlarından. Fabrikalara kurulan kameralarla baskının daha da arttığına dikkat çeken işçiler, zamanla yarışan robotlara döndüklerini söyledi. Sessiz kaldıkça koşulların daha da kötüleştiğini ifade eden işçiler, “Bir arada olmak önemli” diyor.

Türk Metal’in Bursa’da düzenlediği mitingin ardından bir grup işçiyle bir araya geliyoruz. Hem sözleşme sürecini hem de fabrikalarındaki çalışma koşullarını konuşuyoruz.

ROBOTA DÖNDÜK

Söz ilk önce çalışma koşullarından açılıyor. Fabrikada her işçinin günlük olarak belli bir zaman içinde, tutturması gereken üretim sayısı var. Sayıyla ve zamanla yarışan işçiler baskılar nedeniyle ellerini çok hızlandırdığını, adeta bir robota dönüştüklerini söyledi. Deneyimli bir işçi geçen yıl 220 olan sayının bu yıl 360’a çıktığı bilgisini verdi. 400 derece sıcaklıkta çalıştığını ve nefes darlığı yaşadığını dile getiren işçi, “Sayıyı rahatsızlığım nedeniyle veremediğimi söyleyince beni daha çok duman olan başka bir bölüme verdiler. Sayı yetiştirmek için zaman kaybı olmasın diye tuvalete koşa koşa gidiyorum. Bir kez gidiyorum ikinci kez gitsem sayı çıkmaz, artık tuvalete molaya ve yemeğe ayırdığımız zamandan çalarak gidiyorum” diye konuştu. Fabrikada temizlik için de vardiya bitimine 5 dakika kala yapılıyormuş. 1 dakika cam silme, 1 dakika süpürme... “Zamanla yarışan işçileriz” diyorlar.

KAMERA VAR KONUŞMA!

Söz üretim baskısından açılınca fabrikadaki yeni uygulamalar da gündeme geldi. Yeni kamera sistemi kurulduğunu dile getiren işçiler, iş güvenliği gerekçesiyle kullanılması gereken kameraların işçileri denetlemek için kullanıldığını ifade ettiler. Eskiden hem istenen sayıda üretim yapıldığını ham da molalarını rahatça kullanabildiklerini söyleyen işçiler, kamera sistemi ve baskılarla birlikte birbirleriyle yarışır hale geldiklerini, sayıyı çıkarmak için acele edip hata yaptıklarını ve psikolojik olarak yıprandıklarını kaydettiler.

Telefonla konuştuğunda “Kamera var konuşma, yerinde konuş” uyarısı aldığını dile getiren bir işçi, “Konuşma yerine gidip 5 dakika zaman kaybetmem istenen sayıyı yetiştirememem anlamına geliyor. Yani kamera önünde konuşsam işten atılırım, konuşma yerine gitsem sayım çıkmaz yine ben zararlı çıkarım” diye konuştu. Diğer bir işçide “Kamera var diye herkes diken üstünde yakında tuvalete koysalar şaşırmayız” dedi.

FABRİKA İÇİNDE SÜRGÜN…

Her fabrikada olduğu gibi kendi fabrikalarında da “Daralmaya gidiyoruz” iddiasıyla işten atmalar başlamış. İlk önce gönüllüleri, daha sonra sendikaya muhalif olan, haklarını arayan, ağır koşullara karşı sesini çıkartan yani patronların gözünde “sivrilen” işçileri işten atılıyormuş. İşten atmaların adım adım hayata geçirildiğini anlatan işçiler, ilk önce isimlerin belirlendiğini, listelerin oluştuğunu ardından da listede yer alanlar üzerinde mobbing uygulandığını söylediler. İşten çıkması istenen işçiler bölümleri değiştirilerek en kötü bölümlere gönderiliyormuş. “Haklarını biliyorsan, konuşuyorsan göze batıyorsun ve fabrika içinde sürgün yiyorsun” diyen deneyimli işçi de bu sürgünden payını alan işçilerden.

Söze giren diğer bir işçi mobbingin bunalıma sürüklediğini, yasalara göre yasak olmasına karşın ispat edip haklarını arayamadıklarını anlattı. Çevrelerinde psikolojik baskı nedeniyle dava açan arkadaşları olduğu bilgisini veren işçi, 7 heyetten geçmelerine rağmen davayı kazanamadıklarını aktardı.

Fabrikada sürgüne uğrayan işçi, sessiz kaldıkça koşulların daha da kötüleştiğini belirterek son sözü söyledi: “Sesimizi çıkartırken, kendimiz için değil hepimiz için çıkartıyoruz. Biz sefalete ve yoksulluğa sürüklenmek istemiyoruz. Bu yüzden bir arada olmak önemli.”

ÜRETİM DURUYOR AMA SAYI AYNI KALIYOR

Sözleşme sürecinde yapılan eylemleri değerlendiren işçiler, 20 dakikalık üretimi durdurma eylemleri yaptıklarını ancak mesainin tamamında molalardan ve yemek sürelerinden kısarak yine aynı sayıyı çıkardıklarını belirterek “Böyle yapılan üretimi durdurmanın bir anlamı yok” dedi. Deneyimli bir işçi şunu söyledi: “Mesela şu mitingi iş gününe koysalar, üretim dursa o zaman her şey bambaşka olurdu.”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

'Kahvaltı yerine brunch, halktan kopuk bir öneri'

SONRAKİ HABER

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Hakan Taşdemir yaşamını sonlandırdı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...