09 Ocak 2020 04:15

Kasım Süleymani'nin öldürülmesini değerlendiren Dr. Arzu Yılmaz: Cin şişeden çıktı

Dr. Arzu Yılmaz, ABD'nin İranlı Komutan Kasım Süleymani’yi öldürmesini Evrensel’e değerlendirdi: "Bu saldırıyla, deyim yerindeyse cin şişeden çıktı"

Dr. Arzu Yılmaz | Fotoğraf: MA

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

ABD’nin İranlı Komutan Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Komutanlarından Ebu Mehdi el Mühendis’i Irak’ta öldürmesi uluslararası siyasettin en sıcak gündemi bugünlerde. Süleymani’yle birlikte 7 kişinin öldürülmesinin, önümüzdeki dönemde siyasete büyük etkisi olacak gibi. Süleymani’nin öldürülmesini Irak’ta bir dönem bulunan ve şimdi Hamburg Üniversitesi Misafir Öğretim Görevlisi de olan Dr. Arzu Yılmaz ile konuştuk. ABD’nin dünya liderliğine soyunduğu 2003 dönemi itibarıyla Irak’ın sembolik bir değeri olduğu hatırlatan Yılmaz, giderek güçlenen Irak milliyetçiliğine işaret etti. Yılmaz, “Bu saldırıyla deyim yerindeyse cin şişeden çıktı. Artık kartlar yeniden karılacak ve hem bölgesel hem küresel güçler arasında hasımlık/dostluk ilişkileri yeni bir şekil alacak gibi görünüyor” dedi.

Yılmaz’ın sorularımıza yanıtları şöyle:  

Irak’ta Kasım Süleymani’yle birlikte 7 kişinin ABD saldırısıyla öldürülmesinin ardından, İran da Irak’ta ABD askerlerin bulunduğu askeri üsse saldırdı. Bu saldırıları iki ülke ve bölgeye yansıması açısından değerlendirirseniz, neler söylersiniz?
Her şeyden önce Ortadoğu’da en son IŞİD’e karşı mücadele bağlamında sağlanan görece denge alt üst oldu. Özellikle Trump yönetimin başa gelmesiyle söz konusu dengenin sürdürülemezliği ortaya çıkmıştı. Ama bu saldırıyla deyim yerindeyse cin şişeden çıktı. Artık kartlar yeniden karılacak ve hem bölgesel hem küresel güçler arasında hasımlık/dostluk ilişkileri yeni bir şekil alacak gibi görünüyor. İran daha önce iddia edildiği ya da beklendiği gibi savaşı Ortadoğu’ya yaymak yerine Irak’la sınırlamayı tercih etti.

"IRAK’I YÖNETENLER ABD’YE KARŞI İLK KEZ NET BİR POZİSYON ALDI"

ABD’nin Süleymani’yi öldürmesinin ardından toplanan Irak Meclisi yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması tasarısını kabul etti. Bu kararın ABD-Irak ilişkilerine etkisi nasıl olur?
ABD’nin Irak’taki askeri varlığı halk nezdinde zaten tartışmalıydı. Ama bu kararla, 2003’ten bu yana ilk kez Irak’ı yönetenler de ABD’ye karşı net bir pozisyon aldı. Irak, tüm başarısızlıklara rağmen, ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli askeri ve siyasi yatırımı diyebiliriz. Özellikle ABD’nin dünya liderliğine soyunduğu dönem itibarıyla Irak’ın taşıdığı sembolik bir değer var. Benzer bir anlamı olan Afganistan’da ABD deyim yerindeyse çoktan teslim bayrağını çekmişti. Henüz aynı aşamaya gelmemiş olsa da Irak’ta da bir hezimetin kapıda olduğu söylenebilir. Zaten İran’ın Irak’ta hedef alınmasının bir nedeni de bu sanırım. ABD Irak’ı da kaybettiğini görüyor ve bu sonuç kaçınılmaz olsa bile en azından kazananın İran olmasına müsaade etmeyeceğinin işaretini veriyor.  

Irak’ta 2019’un son aylarında Kürdistan Bölgesi dışında kalan yerlerde halk protestoları yaşandı. Uzun yıllar Irak’ta bunulmuş bir akademisyen olarak, bu protestolarda öne çıkan talepler neydi? Süleymani’nin öldürülmesinin bu halk protestolarına yansımasına ilişkin neler söyleyebilirsiniz?
Protestolar başladığında da söylemiştim. Hiç kuşkusuz Irak protestolarının dünyanın birçok yerinde görülen adalet, eşitlik, iş, aş talepleriyle kesişen bir yanı vardı. Ancak, Irak’ın öznel koşullarında asıl hedefe konulan 2003 sonrası Irak’ta hüküm süren sistemdi ki bu sistem Irak halkına değil başta ABD ve İran çıkarlarına hizmet etmek üzere işletiliyordu. Fakat buna karşın ABD ve İran bu protestoların hem hedefi hem tarafıydı. Günün sonunda da protestolar üzerinden yenişemeyen ABD ve İran doğrudan birbirini hedef aldı ve bugünlere gelindi. Şimdiki durum Süleymani ve el Mühendis’in ölümüne rağmen bu güç mücadelesinden karlı çıkan tarafın İran olduğunu gösteriyor. Zira protestolar sürecinde ortaya çıkan Şii gruplar arası çatışma zayıfladı. Irak Şiileri İran yanlısı bir pozisyonda konsolide oldu. Bu haliyle genel beklenti protestoların sönümleneceği yönünde. Fakat bu olsa bile Irak’ta suların durulacağını beklemek yanlış olur. En azından protestoların sivil niteliğinden bu saatten sonra söz etmek pek mümkün olmayacaktır sanıyorum.

"ABD BİR BAKIMA IRAK’TA KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞTÜ"

Irak’ta Kürdistan bağımsızlık referandumu sonrasında Peşmerge güçlerinin geri çekildiği yerlere İran destekli Haşdi Şabi güçleri yerleşmişti. Kasım Süleymani ile birlikte Haşdi Şabi yöneticilerinden el Mühendis’in ABD saldırısıyla öldürülmesi sonrası Kürtlerin statüsünün tehlikeye gireceğine dair değerlendirmeler yapılıyor. Buna ilişkin neler ifade edebilirsiniz?
Bu arka plana değindiğiniz iyi oldu. Zira ABD’nin bu son saldırısının bir stratejik akla dayanmadığı tartışmalarının haklılığına rağmen IŞİD sonrası ABD pratiği konusunda önemli ipuçları taşıdığını not etmek gerekir. O da şu: ABD IŞİD’i İran destekli Haşdi Şabi ve Kürt güçleri sayesinde yendi. Ama IŞİD bir kez yenildikten sonra, önce Haşdi Şabi’nin Kürtlere saldırmasına seyirci oldu ve Kürtlerin kazanımlarını geri çevirdi. Ve bir kez Kürtleri pasifize ettikten sonra da Haşdi Şabi’yi hedef aldı. Bu haliyle, ABD’nin Irak özelinde hem iş birlikleri hem çatışmaları kurgulama yoluyla sürekli bir düzensizlik ve istikrarsızlık yarattığını gözden kaçırmamak gerekiyor. Eğer buna illa bir stratejik akıl atfedilecek ise o da sanırım, ‘bir düzen ve istikrar kuramadığın yerde düzensizliği ve istikrarsızlığı yaratan ol ki en azından yönetme kabiliyetini elinde tutabilesin’ şeklinde açıklanabilir. Kürtlerin statüsünün tehlikeye girmesi de bu aklın bir yansıması. Kürtlere mevcut statüyü kazandıran ABD’ydi. Ama bugün bu statüyü riske atan adımların öncüsü de yine ABD oldu. Bunu da IŞİD sonrası Irak’ı yeniden inşa çerçevesinde yaptı. Amacı İran’ı geriletmek adına Irak milliyetçiliğini yeniden hortlatmaktı. Ve bu amaca uygun olarak Irak’ı merkezin çepere karşı güçlendirildiği bir Anayasa değişikliği planlanıyordu ki bu Kürtlerin sahip olduğu federal imtiyazların sonu olacaktı. Bu risk hâlâ var. Zira eğer aranan bir Irak milliyetçiliği ise bu 2003 sonrası hiç olmadığı kadar güçlendi. Ama bu Irak milliyetçiliği her şeyden önce ABD aleyhine şekilleniyor ve Irak’ta ipler artık ABD’nin elinde değil. Günün sonunda ABD bir bakıma Irak’ta kendi kazdığı kuyuya düştü.

"HAŞDİ ŞABİ-IŞİD ÇATIŞMASI ÇIKMASI SÜRPRİZ OLMAZ"

Geçtiğimiz yıl kasım ayında Kuzey Suriye’de (Rojava) Haseke’de IŞİD’lilerin tutulduğu el Hol Kampını ziyaret ettiniz gazetemize yaptığınız açıklamada, IŞİD tehlikesinin devam ettiği konusunda uyarıda bulunmuştunuz. IŞİD’in çıkış yeri olan Irak’ta son gelişmeyle birlikte IŞİD’in varlığı ya da tehlikesine ilişkin neler belirtebilirsiniz?
Malum Uluslararası Koalisyon Gücü Irak’ta IŞİD operasyonlarını askıya aldığını duyurdu, ki son aylarda operasyonlarda olağanüstü bir artış gözleniyordu. Bu bile tek başına IŞİD’in yeniden güçlenmesi için yeterli. Diğer yandan, Irak’ta yükselen Şii milliyetçiliği kaçınılmaz olarak Sünnilerin tehdit algısını ve dolayısıyla IŞİD gibi örgütlerin canlanmasını tetikleyecektir. Bu ortamda Irak’ta bir Haşdi Şabi-IŞİD çatışmasının çıkması doğrusu benim için sürpriz olmaz. IŞİD’i çevrelemeyi çoktan yeterli ve bir zafer olarak kodlayan ABD’nin de zaten kaybettiği Irak’ta, silahlarını İran’ın desteklediği Haşdi Şabi’ye yöneltmiş bir IŞİD’i engellemek için bir çaba göstereceğini hiç sanmıyorum.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Özgür Müftüoğlu: Emekçiler kendi çıkarları için savaş politikalarına karşı çıkmalı

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa