26 Aralık 2019 04:45

Metal işçileri: İnisiyatif alıp sürecin başına geçmeliyiz

Metal işçileri, MESS'in dayatmalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Bir Ford Otosan işçisi
Kocaeli

MESS ile yapılan görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine üyesi olduğumuz Türk Metal uyarı eylemlerine başladı. Geçtiğimiz hafta Kocaeli’de 3 farklı noktada basın açıklaması yapıldı. Bu hafta 23-24 Aralık’ta, iki gün boyunca işyeri temsilcileri ile toplantı yapıp, yol haritasının çizileceğini, bundan sonra ne yol izleneceğine işçilerle karar verileceğini söylediler. Türk Metal temsilcileri ile toplantı yapmak süreci işçilerle belirlemekmiş! Bu düpedüz yalan! Çünkü bu temsilci arkadaşları biz seçmedik, birileri onları temsilci diye atadı. Bizim fabrikamızda temsilci seçimi sadece 2015 Metal Fırtına’dan sonra yapıldı. Bir daha seçim yapılmadığı gibi o dönem seçilenlerden bir kısmı görevden alındı ve yerine yenileri atandı. Kim neden alındı, diğerleri neden atandı onu bile bilmiyoruz. Yani dememiz o ki; biz seçmedik ki, bizi temsil etsinler. Atanmış kişiler, bize mi yoksa size mi hizmet edecek? Temsilcilerimizin hangi koşullarda o konuma geldiğini, biz Türk Metal üyeleri iyi bilir. Ayrıca burada bir hususa daha dikkat etmek gerekiyor. Sözleşme taslağını biz işçilerle belirlediğini söyleyenler, aslında kimlerle bu taslağı oluşturduğunu itiraf ediyor. Türk Metal kendi adamları (şakşakçıları) ile taslak oluşturmuş ve yine aynı kişilerle “Nasıl bir yol haritası çizeceğini” konuşuyor. Türk Metal yöneticileri hep yaptığını yapıyor. Yine biz işçileri hiçe sayıyor. Hiçbir temsilci çıkıp da “Sizler nasıl bir eylem olmasını isterdiniz” diye bizlere sormadı. Sendika bize sormadan tepeden eylem kararları veriyor, bizden de katılmamızı bekliyor. Türk Metal Sendikası demokratik bir anlayış içerisinde değil. Biz varsak onlar bizim sayemizde var. Eylem yapılırken bizlere sorulmalı, bizimle beraber karar alınmalı.

Sendika yöneticilerine söyleyeceğimiz çok şey var. Bu mektubu okuyan her arkadaşımız “Nereleri doğru ki” diyecektir biliyoruz. Tamam onlar böyle de bizde hiç kabahat yok mu? Şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Biz bu yanlışlar düzelsin diye ne yapıyoruz? Bu soruyu kendimize sormalıyız. Yapılan eylemlere dair çok eleştirimiz var. Herkes “Böyle eylem mi olur”, “Üretim durmadan MESS hizaya gelir mi”, “Alkışlasan ne olur, kim duyar” diyor. Bunlar çok haklı sözler. Peki biz istemezsek, biz baskı yapmazsak bu dediklerimiz olur mu? Son yapılan basın açıklamasına kaç kişi katıldı örneğin. Alana gelmek yerine evine gitmeyi tercih eden arkadaş sayısı oldukça fazlaydı. Böyle mi savunacağız haklarımızı peki? Sendikanın yaptığı eylemleri benimsemesek de bunlara katılmalıyız. Bizim hakkımızı bizden başkası tam anlamıyla arayamaz. Bu eylemler başlangıç aşaması ve biz katılıp inisiyatifi ele alıp, kendi eylemimizi biçimlendirmeliyiz. Çünkü hiçbir şey yapmazsak elde avuçtakini de kaybederiz. Yarın gerçekten suya sabuna dokunan eylemler yapılmasını istiyorsak bugün eylemlere katılmalıyız. Zaten asıl mesele bizlerin hayatını geçirdiği ücreti belirleyen bu sürece müdahale edebilmek için kendi komitelerimizde birleşmek.

Sadece Türk Metal’e bağlı işçilere değil tüm metal kolundaki işçilere de sesleniyoruz. Patronlar bizim karşımızda MESS’te birleşirken, bizlerin de sendikalarımızı ortak eylemler yapmaya, birlikte hareket etmeye ikna etmemiz gerekiyor. Geçen dönem imzalanan sözleşme ile bizlerin ücreti asgari ücret ile neredeyse aynı orana geldi. Eğer 3 yıllık sözleşme kabul edilirse aldığımız para da bugüne kadar yapılan sözleşmeler de çöpe gider. Bizler hakkımız için mücadele etmek istiyorsak, öncelikle iş yavaşlatmalı, grev kararı alındığında ise yasaklamalara rağmen hatlarımızın başında durup işi durdurmalıyız. Taleplerimizi ancak bu şekilde alırız.


SALDIRGAN TUTUMLARINA BİRLEŞEREK CEVAP VERMELİYİZ

Bir Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Sevgili metal işçisi kardeşlerim, MESS Genel Sekreteri Özgür Barut’un yapmış olduğu açıklamayı gördünüz. Hepiniz gibi benim de ona söyleyecek iki çift sözüm var. Birincisi, bizler asgari ücretin iki katı maaş alamıyoruz. İkincisi, siz hiç asgari ücret veya bizlerin aldığı maaşla bir ayı geçirmeyi denediniz mi? İmkansız ama diyelim ki, mesailerle 5 bin alsak bile bizlerin ailesi yok mu, sosyal yaşantısı olmamalı mı? Sadece sizlere kölelik yapmak için mi yaşadığımızı sanıyorsunuz?

Ayrıca bizler mesaiye güle oynaya kalmıyoruz, o mesaiyi yaparken canımız çıkıyor. Sizin hiç çalışırken susadığınızda yanı başınızdaki suyu içemediğiniz oldu mu? Ya da tuvalet ihtiyacınız geldiğinde tutmak zorunda kaldınız mı? Bizim ne şartlar altında para kazanmaya çalıştığımızı biliyor musunuz? Her koşulda dillendirdiğiniz kriz, biz işçilerden mi kaynaklı yoksa sizler gibi zenginlerin rekabetinden mi? Sözleşme konusunda söylediğiniz ‘Grev kararı alınırsa milli güvenlik gerekçesiyle yasaklanır’ diyorsunuz, bizim grevimiz milli güvenliği tehdit mi ediyor? Yoksa sizlerin menfaatini mi tehdit ediyor? Hem, siz kim oluyorsunuz da yasaklanmadan bunu söyleyebiliyorsunuz? Maşallah, hakem heyetinin nasıl bir karar alacağını da biliyorsunuz.

Siz, sözleşmelerin 5 ya da 6 yıllık olmasını istiyorsunuz, örnek verdiğiniz ülkelerde ekonomi bizim ülkemiz gibi mi? Ya da o ülkelerdeki çalışma şartları ile çalışanların ücreti bizimle bir mi? Rekabet edememekten bahsediyorsunuz, sizler biz işçileri bayağı bayağı saf, bir şeyden anlamaz kişiler olarak görüyorsunuz herhalde. Siz bu ülkede ne kadar vergi veriyorsunuz, örnek verdiğiniz ülkelerdeki şirketler ne kadar vergi veriyor? Hangi patron bu ülkede vergi rekortmeni olacak kadar vergi verdi bir söyleyin bakalım. Ortak olduğunuz şirketler, yabancı firmalar, bu adamlar babasının hayrına gelip bu ülkede şirket kurmuyor herhalde. Elbet bir çıkarları var. Bu ülkede ücretler düşük, az sayıda işçi ile çok iş yapılabilir, çalışandan daha az vergi ödenir, sizin söylemiş olduğunuz gibi hükümeti, hakem heyeti herkes arkanızda. Bunları istediğiniz şekilde yönlendirirsiniz daha ne olsun?

Rekabet edemediğinizi söylüyorsunuz ama şirketleriniz kâr oranını her yıl artırarak, yoluna devam ediyor. Cebinde para olamamanın ne demek olduğunu, çocuğunuz bir şey istediğinde alamamanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Evladınız yesin diye sofradan yarı aç kalktığınız oldu mu?

Sevgili metal işçisi kardeşlerim, MESS sekreteri bizlerden iyi bir cevap bekliyor.

Biz bu kişilerin düşünce yapılarını gördük ve bunların bizlere karşı saldırgan tutumlarını hep birlikte birleşerek cevaplamalıyız. Yasaklamalara rağmen hakkımızı söke söke almak için birlikte mücadele etmeliyiz. Emek ve alın terimiz için birleşelim ve birlikte mücadele edelim.


BIÇAK KEMİĞE DAYANIYOR

Bir çelik halat işçisi
Kocaeli

MESS Genel Sekreteri Özgür Barut metal işçilerinin “asgari ücretin iki katı maaş” aldığını, hatta kimi işçilerin fazla mesailerle eline 5 bin liranın üzerinde para geçtiğini söylemiş. Sadece bu da değil, demiş ki “Grev kararı alınması halinde milli güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle ertelenecek, yüksek hakem de enflasyon ya da enflasyon altında bir rakama imza atılacak.” Ha birde sözleşme süresinin 5-6 yıl olmasını istiyorlarmış ama şimdilik yasal üst sınır olan 3 yıla katlanmak zorundalarmış. Yani gülsek mi, ağlasak mı bilemedik bu sözleri duyunca. Bu kadar da açık açık yalan nasıl söylenir ki?

Bizler zaten asgari ücret alıyoruz. İkramiyeleri, AGİ’yi ekleyince ücretimiz artıyor. Ama yoksulluk sınırına yaklaşamıyoruz bile. Nedense milli güvenlik hep sözleşme dönemlerinde grev kararları alınınca akıllarına geliyor. Örneğin ülkemizin toprakları yabancı maden şirketlerine satılırken milli güvenlik gayet güvende, bir tek işçiler birlik olurken, hakkını savunurken tehlikeye düşüyor. Hakikaten karnımız tok bu sözlere. Yıllardır yalanla dolanla, sözleşmelere balta vurdunuz. Ama bıçak da kemiğe dayanıyor.

Evet patron sınıfı görevini layıkıyla yerine getiriyor. Bizim emeğimizi elinden geldiğince sömürüyor. Ya biz! Evet bizler de artık gereğini yapmalı, birlik olmalı ve emekten gelen gücümüzü göstermeliyiz. Ellerimiz şaltere gitmeli ve gereken cevabı grevlerle, genel grevlerle göstermeliyiz. Bilmeliyiz ki hakkımızı başka şekilde alamayız. Gücümüz birliğimizden gelir.


YASAKLAR DA YÜKSEK HAKEM DE BİR FIRTINAYA BAKAR!

Metal işçisi
İzmir

150 bin metal işçisini ve ailesini ilgilendiren toplu sözleşme sürecinin en saldırgan açıklaması MESS Genel Sekreteri Özgür Barut tarafından yapıldı. Sözüm ona metal sektörü olarak çok zor zamanlar geçirmelerine rağmen sadece ve sadece “istihdamı” korumak için toplu sözleşme sürecine girdiklerini ifade etmiş.

Madem bu kadar zorluklar gördü metal sektörü, en büyük metal fabrikaları nasıl oldu da hem ihracatta hem de vergide rekor üstüne rekor kırdı?

Enflasyon yüzde 3.2’ymiş Özgür Barut Beye göre, metal işçileri ise yüzde 40 ile yüzde 130 arası zam istiyormuş. Bizim istediğimiz zam oranı gayet belli. Her şeyi kalem kalem toplasak bile yüzde otuzu bulmadığı Evrensel okurları ve metal işçileri için de aşikar, hatta istenen zam oranı pek çoğumuz tarafından yeterli bulunmadı.

Mesailerle beraber maaşımız 5 bin liraymış. Ay sonu gelince vergiyi falan çıkarttığımda 3 bin 500 lirayı bulduğumu hatırlamıyorum ben. Mesai dediğimizde öyle 2 saat falan değil hafta da en az 1 kere 16 saat çalışmayı kastediyorum.

Asıl zurnanın zırt dediği yere geliyoruz, çünkü Özgür Barut Bey kameraları görünce bir hayli coşmuş, sözleşme sürecinin bağlayıcılığının 5-6 yıl olmasını söylüyor MESS olarak, ama şu an yasal üst sınır olan 3 yılın da yeterli olduğunu ifade etmiş. Geçen sözleşme sürecinde aldığımız yüzde 26’lık zam ilk altı ay içinde elimizde kuş kadar kaldı, bundan haberi yok mu? Ama haberi var tabii ki, hatta tam da bu yoksulluğa güvenerek bunları söylüyor Özgür Barut.

Son olarak adet olduğu üzere metal işçilerini ve sendikaları, başımızda Demokles’in Kılıcı gibi sallanan grev yasağı ve Yüksek Hakem Kurulu ile tehdit ediyor. Israrımız sürerse MESS’in verdiği teklifin altında memura verilen yüzde dört gibi bir zam ile karşılaşacağımızı söylüyor Barut.

MESS Genel Sekreteri Özgür Barut Beyin kustuğu fikirler bu kadar da değildir tabii ama biz metal işçileri için bunlar hasmımızı tanımak için gayet yeterlidir.

Özgür Barut’un unuttuğu bir şeyi ise biz hatırlatmaktan onur duyarız. Bu denklemde bir de metal işçileri var. 5-6 yıl bir kenara 3 yıl sözleşmeye ne pahasına olursa olsun hayır diyen, çok değil 4 yıl önceki Metal Fırtına’yı yaratan, Türkiye’nin en büyük metal fabrikalarını elinde tespih sallar gibi tepetaklak eden, bir önceki sözleşme döneminde yüzde 3 zam önerip aynı yalanları sıralarken yüzde 26 zammı size imzalatan metal işçileri var. O yüzden bu kadar atıp tutmak iyi değildir. Tabii çok güvendiğiniz grev yasakları da Yüksek Hakem Kurulu da bir fırtınaya bakar. Sonra bir bakmışsınız ki ne yasak ne kurul kalmış ortada.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Maltepe’de yoksulluk hali: Doğal gaza para yetmiyor, evi yardımlar ısıtıyor

SONRAKİ HABER

İntiharlar: Bireysel buhranlardan fazlası mı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa