16 Kasım 2019 03:34
Son Güncellenme Tarihi: 16 Kasım 2019 07:11

Trump-Erdoğan görüşmesi | Siyaset Bilimci Aytaç: Çözümsüzlük çözüm olarak çıktı

Trump-Erdoğan görüşmesini Doçent Ahmet Murat Aytaç Evrensel'e değerlendirdi: AKP’nin dış siyasetteki tavrı bir çözümün değil, mevcut çözümsüzlüğün sürdürülmesiyle ilgili.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

ABD Başkanı Donald Trump’la Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı görüşmenin yankıları sürüyor. Siyaset Bilimci Ahmet Murat Aytaç, görüşmede çözümsüzlüğün çözüm olarak çıktığını ifade ederek, “ABD çözümsüzlüğü Ortadoğu’daki halklara çözüm olarak dayatmasını sürdürmeyi istiyor” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmeler sürüyor.  Şubat 2017’de yayımlanan kanun hükmünde kararnameyle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden ihraç edilen Doçent Ahmet Murat Aytaç ile görüştük. 

Erdoğan-Trump görüşmesinin birçok gösterge üzerinden yorumlandığını hatırlatan Aytaç, devamla şunları söyledi: “Herkes kendisine göre yorumlayabiliyor. Böyle olunca herkes istediği sonucu çıkarabiliyor. AKP’liler rahatlıkla bu görüşmeyle ‘Biz kazandık’ diyebiliyorlar. Bunda ABD’nin mevcut siyasi konjonktürünün de etkisi var. ABD’de bütün siyasi süreci Trump’ın azil sürecine giden yolun bir sonucu olarak değerlendiriyorlar. Dolayısıyla Erdoğan’ın otoriter bir lider portresini, Trump ona taviz olarak verdi. Dolayısıyla bir antidemokratik sert adamlar ligine gidiyoruz, ya da Suriye’de batının asıl müttefik olarak gördükleri Kürtlere sırtlarını dönmelerinin bu görüşmeyle tescillendiğini söylüyorlar. AKP’li kalemler de tam tersinden okuyup ‘Biz kazandık’ diyorlar. Bu da konjonktürü sabit görmekten kaynaklanıyor. Aslında Erdoğan ve AKP’nin yararına ortaya çıkmış çok fazla bir şey yok. Bu görüşmede ortaya çıkan tek şey çözümsüzlüktür. Çözümsüzlük yine çözüm olarak görülüyor. Neden derseniz? Amerikan siyasetindeki değişmeyen parametreler, Fethullah Gülen, Ermeni meselesi ve Suriye meselesi, Halkbank ve Erdoğan’ın kişisel mal varlığı vs. bu tür tartışmalara dahil oldu. Bunlar açısından bakıldığında ortada net bir durum yok. Çözüme kavuşmuş bir şey olmadığını görüyorum. Sadece, Suriye’deki siyasi atalet durumunu Trump biraz daha sürdürmek istiyor gibi. Burada kimsenin bir şey kazandığını söylemek mümkün değil. Burada ABD, çözümsüzlüğü Ortadoğu’daki halklara çözüm olarak dayatmayı sürdürmeyi istiyor.”

İÇERİDE VE DIŞARIDA ÇÖZÜMSÜZLÜK

AKP ve Erdoğan’ın Suriye politikasıyla birlikte Rusya ve ABD arasında yürüttüğü denge siyasetine ilişkin Aytaç şunları söyledi: “Denge, zıt güçlerin birbirlerini istikrarlı bir şekilde karşıladığı yerde ortaya çıkar. Denge ancak bir çözümün olduğu yerde sürdürülür gerçek anlamda. Aslında çözümsüzlüğün var olduğu yerde hiçbir denge istikrar taşımaz. Dolayısıyla AKP’nin siyasetindeki, dış siyasetindeki tavrı bir çözümün değil, mevcut çözümsüzlüğün sürdürülmesiyle ilgili. Bu, çözümsüzlüğün çözüm olarak görüldüğü noktaya kadar sürecek bir şey. Küresel güçler arasında bir anlam ifade ettiği noktaya kadar gidebilecek bir şey. Dolayısıyla yaratılmış gerçekçi ve sürdürülebilir bir dengeden söz edemiyorum.”

İç siyasete yansımasına ilişkin Ali Babacan’ın parti kurması, HDP’ye karşı tutum, belediyelere atanan kayyumları da hatırlatan ve ‘güvenlikçi’ politikanın süreceğine işaret eden Aytaç, “Türkiye’de siyasetin demokratik kanallarını tıkayan her adım içte derinleştirilmeyi de beraberinde getiriyor. İç siyasetin dış siyasete bu kadar yaklaştığı, düşman ve dost tarifinin bu kadar artık yapay bir şekilde devletlerin içinde geldiği, Suriye’deki dost ve düşman ile Türkiye’deki dost ve düşman aynı olduğu bir konjonktür var yani. Aynı çözümsüzlük içeride de üretiliyor” ifadelerini kullandı.

 "HALKLARIN ÇIKARINA OLAN DEMOKRATİK ÇÖZÜMLERDİR"

Halkların çıkarına olanın demokratik çözümler olduğunu belirten Ahmet Murat Aytaç şunları söyledi: “Burada ortaya çıkan, yerel, bölgesel ve küresel aktörleri de Suriye’deki halkların çıkarlarına ya da Suriye’deki halklarla çeşitli şekillerde bağları olan Türkiye’deki değişik grupların ve halkların çıkarlarına hizmet edecek bir durum yaratmayacağı ortada. Bunun uzun vadede Türkiye’nin demokratikleşmesiyle de iç içe geçen bir mesele olduğunu düşünüyorum. Türkiye kendi içindeki antidemokratik uygulamaları Suriye’den kendilerine yönelen gelişmeler üzerinden demokrasi uygulamalarını askıya alıyor. Antidemokratik uygulamaları bunun üzerinden gerekçelendiriyor. Dolayısıyla Türkiye demokratikleştikçe, Suriye’ye bakış açısı da değişecek.” Günün sonunu görebilmenin mümkün olmadığı bir durum yaşandığını belirten Aytaç, söz konusu politikanın sürdürülmesinin de zor olduğunu ifade etti.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Adem Çelik ve Tekyol Plus tarafından hakları gasbedilen işçiler ücretlerini istiyor

SONRAKİ HABER

Erdoğan Londra'da konuştu: Biz orayı temizleyene kadar çıkmayacağız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa