29 Ekim 2019 10:37
Son Güncellenme Tarihi: 30 Ekim 2019 07:31

Altın Portakal Film Festivali devam ediyor: Halk kendi özüne döndü

Altın Portakal Festivali'nin Direktörü Ahmet Boyacıoğlu, Oyuncu Ahmet Mekin ve Yapımcı Abdurrahman Keskiner, Evrensel'e konuştu.

Fotoğraf: Altın Portakal Film Festivali Basın Görseli

Paylaş

İsmail AFACAN
Antalya

Antalya Altın Portakal Film Festivali "Öze Dönüş" temasıyla devam ediyor. İki yıl aradan sonra "Ulusal Yarışma" tekrar yuvasına döndü. Ulusal Yarışma'lar kapsamında uzun metraj, kısa ve belgesel türünde finale kalan filmler beyaz perdeye yansıtılıyor. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Migros AVM’deki sinema salonlarında izleyiciyle buluşan filmlere, özellikle sanatçılar, gençler ve gazeteciler ilgi gösteriyor. Film ekibinin katılımıyla yapılan gösterimlerden sonra AKM bahçesinde kurulan çadırda film üzerine söyleşi gerçekleştiriliyor.

Ulusal Yarışma'larına kavuşan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde konuklarla "Öze Dönüş" temasını ve Altın Portakal’ın önemini konuştuk. Festival Direktörü Ahmet Boyacıoğlu, festivalde onur ödülü alan Yeşilçam’ın efsane isimlerinden Ahmet Mekin ve duayen yapımcılardan Abdurrahman Keskiner Evrensel'e açıklamalarda bulundu.

"KALDIRILMASI BÜYÜK BİR ŞANSSIZLIKTI"

Ahmet Boyacıoğlu: 1960’larda Altın Portakal yerli sinema için vardı. Nasıl İstanbul Film  Festivali deyince uluslararası yarışmalar öne çıkıyorsa, Antalya deyince Ulusal Yarışma'lar akla gelirdi. Bunun iki yıl kaldırılması büyük bir şanssızlıktı."Öze Dönüş"ten kasıt ulusal yarışmaların geri dönmesiydi. Festivaller son dönemde savaş alanına döndü. Festivaller insanların bir araya geldiği, birlikte film izlediği, güldüğü, eğlendiği, birbirlerine soru sorduğu, birbirlerinden bir şeyler öğrendiği yerler olmalı…  

"ÖZÜNE DÖNMESİ GÜZEL BİR ŞEY"

Ahmet Mekin: Sinemanın özüne dönmesi güzel bir şey. Altın Portakal Türkiye’deki ilk film festivallerinden birisi… Sinemaya geçmişten bu yana desteği ve faydası var. Filmlerin gösteriminde, tanıtılmasında ve halka ulaşmasında önemli bir yer tutuyor. Bu bakımdan ulusal yarışmaların tekrar geri dönmesi iyi oldu.

"HER YIL İYİYE DOĞRU GİDECEK"

Abdurrahman Keskiner: Festivalin Öze Dönüş temasıyla düzenlenmesi çok güzel oldu. Önceki yıllarda yapılan festivaller içe dönük ve yerli değildi. Halk kendi özüne döndü. Halkın istediği gibi oldu. Gençler önce Yeşilçam’ı öğrensinler… Yeni gelen bir ekip var, festivalin her yıl iyiye doğru gideceğini düşünüyorum.

ÜNİVERSİTE SEÇİYOR ÖĞRENCİLER İZLİYOR

Festivalde üniversiteli gençlerin yoğun katılımı dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise sinema okulundan öğrencilerin festivale taşınması… . Festival filmlerine öğrencilerin dahil edilmesi oldukça önemli ama öğrenciler bu filmleri özgür iradeleriyle seçemiyor. Film seçiminde belirleyici olansa okul. Öğrenciler ise bu durumdan rahatsız.

Ayrıca film gösterimleri ve söyleşilerdeki ana kitleyi öğrenciler, sanatçılar ve gazeteciler oluşturuyor. Ahmet Mekin ve Selma Güneri söyleşisinde özellikle gençler ön plandaydı. Son yıllarda gençlerin Yeşilçam sinemasına duyduğu ilginin küçük bir yansıması bu durum. Halkın ilgisi ise beklenen ölçüde değil. Bir gerçek var ki Altın Portakal, Antalya’ya yayılan ve halkla bütünleşen bir festival olmaktan uzak… İki yıl aradan sonra özüne dönen festivalin etkisi maalesef AKM ve Migros AVM çevresinde hissediliyor.

MEKİN VE GÜNERİ GENÇLERLE BULUŞTU

Festivalde "Onur Ödülü"ne layık görülen sanatçılar Selma Güneri ve Ahmet Mekin sanatseverlerle buluştu. Güneri ve Mekin, Antalya Kültür Merkezi Perge Salonu’nda "60’lardan bugüne aşk ve sinema" konulu söyleşiye katıldı. Yeşilçam anılarını anlatan ikili, sinemanın bugünkü durumuna dair değerlendirmelerde de bulundu.

Sinema işinin sevilmeden yapılamayacağına dile getiren Güneri, "Sinemanın tozunu yutunca bir daha sahneden vazgeçemiyorsunuz. Sinema benim için çok farklı, özel bir yere sahip. Sinema kalıcıdır, diziler sabun köpüğüdür." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de çok iyi sinema yapıtları olmasına rağmen dünyada hâlâ yeterince sesinin duyurulamadığını ifade eden Güneri, Türk filmlerinin tanıtıma ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Sinema sanatçısı Ahmet Mekin ise Yeşilçam’ın toplumsal yaşantıdaki önemine dikkat çekti. Yeşilçam’ın Milli Eğitim Bakanlığından daha fazla insanı eğittiğini söyleyen Mekin, Türk sineması bir nevi okul gibi olduğunu, insan gibi yaşamayı öğrettiğini dile getirdi. Mekin, "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminin kendisi için özel bir yeri olduğunu belirterek, bu filmde ilk defa güçlü bir kadın karakterinin ortaya konulduğunu ve filmde emek vurgusunun ön planda olduğunu sözlerine ekledi. (KÜLTÜR SERVİSİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Suruç'ta tarım işçilerinin aracını tarayan polislere "kasten yaralama" soruşturması

SONRAKİ HABER

Birleşik Metal-İş üyesi işçiler MESS’in teklifine eylemle yanıt verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa