13 Ekim 2019 22:29

10 Ekim Ankara Katliamı davası kitabı "Duymak Zorundasınız" Eskişehir'de tanıtıldı

Ankara Katliamı davası ile ilgili olan "Duymak Zorundasınız" kitabının tanıtımı yapıldı. Kitabı anlatan Dr. Barış Işık, "Bu katliama iştirak eden kamu görevlileri var. Duymak zorundasınız" dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nda hayatını kaybeden 103 insan, Eskişehir'de Adımlar Kitapevi'nde düzenlenen panelde anıldı.

Ankara Gar Katliamı davası ile ilgili "Duymak Zorundasınız" adlı kitabın tanıtımının yapıldığı panele, katliamda hayatını kaybeden Korkmaz Tedik'in annesi Zöhre Tedik, 10 Ekim Ankara Katliamı davası avukatlarından Heval Yıldız Karasu ve "Duymak Zorundasınız" adlı kitabı hazırlayan isimlerden biri olan Dr. Barış Işık konuşmacı olarak katıldı.

Panelin moderatörlüğünü Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Mehmet Akif Aladağ yaptı. 10 Ekim Ankara Katliamı'nda hayatını kaybedenler için saygı duruşu ile başlayan panelde ilk sözü Korkmaz Tedik'in annesi Zöhre Tedik aldı.

"KATİLLER ORTAYA ÇIKIP HESAP VERENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ"

Katliamın dördüncü yılında Türkiye'nin dört bir yanında yapılan anmaların aileleri ayakta tuttuğunu söyledi. Bu katliamın unutulmaması gerektiğini vurgulayan Tedik, "Onların kanı yerde kalmayacak" dedi.

"4 yıl önce aynı ortamda biz de demokrasi güçleri olarak 'savaşa hayır' demek için alanlara çıktık. Ben de Korkmaz'ın çağrısı ile oradaydım. Ben de Korkmaz gibi savaşın durması için oradaydım. Barış, demokrasi gelene kadar, katiller ortaya çıkıp, hesap verene kadar mücadele edeceğiz" diyen Tedik, barışa, demokrasiye olan inançlarını kaybetmediklerinin altını çizdi. Tedik, "Bu bizim çocuklarımıza olan borcumuz. Bu bizim boynumuzun borcu" dedi.

Katliamı gerçekleştirenlerin davanın gecikmesi ve üstünün kapatılması için çalıştıklarını ifade eden Tedik, "Gerçek katilleri örgütleyenler ceza almasa da piyonların yargılanması emek ve demokrasi güçleri, avukatlar ve ailelerin çalışması ile oldu. Adalet yerini bulana kadar, gerçek sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar bu davanın takipçisi olacağız" dedi.

Zöhre Tedik'in ardından Av. Heval Yıldız Karasu dava sürecini anlattı.

"HEPİMİZE SORUMLULUK DÜŞÜYOR"

Barış'ın Türkiye'de çok tehlikeli bir kelime olduğunu kaydeden Karasu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasında bu katliamın önünün nasıl açıldığını gördüklerini söyledi. Dava dosyası ile ilgili detaylı bilgiler veren Karasu, "MİT'e ve istihbarata 62 istihbarat gelmesine rağmen bu istihbarat dikkate alınmamış. Normalde Ankara'nın girişinde arama olur. Canlı bombanın Ankara'ya girişi sırasında bu arama yapılmadı" dedi. Canlı bombaların Ankara'ya nasıl geldiğini anlatan Karasu, patlamadan sonra alanda yaşananları anlattı. Polisin istihbarat sorumlulularını, ne iş yaptığını çok iyi bildiğini kaydeden Karasu, "72 klasörle başladık çalışmaya. Hard diskler var elimizde, açılmasını istedik, ama açılmadı" dedi. Davanın anayasal düzeni bozmaktan açıldığını belirten Karasu, "Normalde IŞID'lilere  terörist denmesi gerekiyor. Ama Davutoğlu onlara kızgın çocuklar demiştir. Biz bu dava da bu katliama nasıl yol verilmediğini gördük. Gerektiğinde kullanabilmek için bu dernekler beslenmiş, izlenmiş bir sistem var" diye konuştu.

İddianamede adı geçen isimleri ve hikayeleri anlatan Karasu, müfettiş raporunda kamu görevlilerinin isimlerinin geçtiğini vurgulayan Heval Yıldız Karasu, ama bu isimleri mahkemenin görmediğini belirtti. "Bizim bu davada acıdan nefes alamadığımız anlar vardı. Aileler herşeye rağmen sukünetlerini koruyarak gerçek katillerin yargılanmasını istedi. Vicdanımız soğudu mu, adalet duygumuz tatmin oldu mu? Hayır" diyen Karasu, konuşmasına şu sözlerle son verdi, "Diğer katliamlar gibi olmaması için hepimize sorumluluk düşüyor. Hep birlikte demokrasi mücadelesi yükseltmemiz gerekiyor."

"BU BİR İÇ DÖKMEDİR"

10 Ekim Ankara Gar Katliamı dava sürecinin anlatıldığı "Duymaz Zorundasınız" kitabını anlatan Dr. Barış Işık, kitabın neden yazıldığının Zöhre Tedik ve Heval Yıldız Karasu'nun anlattıklarında gizli olduğunu ifade etti. "Bu dava insanlığa karşı suç mudur? Suçtur. Türkiyenin en büyük katliamı ve devletin de en çok açık verdiği dava" diyen Işık, bu kitabın bir iç dökme olduğunu kaydetti. Dava sürecinde çok zorlandıkları nefes alamadıkları anlar olduğunu söyleyen Işık, "72 klasörle başladı. 185 klasör oldu. Suruç, Diyarbakır davası ile ilgili bilgiler de var" dedi.

Ulusal bir mahkemede ilk kez insanlığa karşı suçtan dava açıldığının altını çizen Işık, bugün gelinen noktada ailelerin bu davayı sahiplenmesinin çok önemli olduğunu dile getirdi. "Bir ceza hukukçusu, bilim insanı olarak büyük bir şaskınlık içindeyim. Olamaz diyorum, oluyor. Bu insanlığa karşı bir suçtur. Mahkeme bunu son noktaya kadar kabul etmedi, son noktaya kadar sustu. Bu davada kamu çalışanlarının yol vermesi, iştirakı var. Tek bir kamu görevlisi yargılanmıyor, tanık olarak bile dinlenmedi. Devlet, memurunu yedirtmedi" diyen Işık, hukuki sürecin hâlâ devam ettiğine dikkat çekti.

"Karşımızda çok büyük bir yapı var. Bu hukuku engelliyor. Ortam biraz değiştiğinde bu kitaptaki belgelerle yeniden dava görülecek. Devlet, insanlığa karşı suç olduğunu kabul etmedi. Anayasayı ihlalden dava açtı. Mağduriyet yarattı, mağdur olduğunu söyledi" diyen Işık, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Bu ülkede katliam yaşandı. İnsanlığa karşı suç işlendi. Bu katliama iştirak eden kamu görevlileri var. Bunu duymak zorundasınız." (Eskişehir/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Rusya Savunma Bakanlığından Suriye'nin kuzeydoğusu için çağrı

SONRAKİ HABER

Çocuğuna istismarda bulunduğu öne sürülen babanın serbest kalmasına anneden tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa