26 Eylül 2019 00:11

Liseliler tartışıyor: Nasıl bir eğitim istiyoruz?

Adeta yazboz tahtasına dönen eğitim sisteminden ne öğrenciler ne veliler ne de eğitimciler memnun. Farklı şehirlerden, farklı okullardan lise öğrencileri nasıl bir eğitim istediklerini anlattı.

ARŞİV | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Mesut BAYLAV

2019-20 eğitim öğretim yılı da öncekiler gibi yine sorunlar yumağıyla başladı. AKP’nin 17 yıllık iktidarında adeta yazboz tahtasına dönen eğitim sisteminden ne öğrenciler ne veliler ne eğitimciler memnun.

Neresinden tutsan dökülen eğitim sisteminin asıl mağduru öğrenciler, görüşlerini gazetemize yazdı. Farklı şehirlerden, farklı okullardan lise öğrencilerinin, eğitim sistemine dair şikayetleri ve kaygıları ortak.

Giderek daha piyasacı, daha elemeci, bilimsellikten daha uzak eğitim sisteminin geleceklerini kararttığı gençler, gerici ve yetersiz müfredatın, sınav sisteminin değişmesini, devletin elinin sürekli veli ve öğrencilerin cebinde olmasının, fırsat eşitsizliğinin son bulmasını istiyor. Ekonomik krizle birlikte ailelerin eğitim masrafları katlanırken, gençler hiç olmadığı kadar iş ve gelecek kaygısı yaşıyor.

Sözü onlara bırakalım... 

SÜREKLİ DEĞİŞEN SİSTEM KAFA BULANDIRIYOR

Cem ARPACI / Antalya Muhittin Böcek Anadolu Lisesi
Keyfi değişiklikler yapıyorlar. Bizim bu değişikliklerden kafamız bulanıyor, sanırım istenen de bu. Mevcut eğitim sisteminden memnun değilim. İnsanı okumaktan soğutuyorlar. Bence tatil dışında her şey kötü. Öte yandan müfredat içeriğinin insana hiçbir katkısı yok. Örneğin tarih dersleri taraflı ve gerçeklerden uzak anlatılıyor. Benim en büyük talebim Milli Eğitim Bakanlığının bizleri düşünerek, bizlere önem vererek değişiklikler yapması ve buna göre hareket etmesi.

Özün ÖZTÜRK / Antalya Çağlayan Anadolu Lisesi
Eğitimden bile rant sağlanmaya çalışılıyor. Bu kadar sık eğitim sistemi değişikliğinin temel sebebi bence bu. Yeni sistemden memnun değilim. Okulda hayata hazırlanmamız gerekiyor. Ancak ben bu eğitim sisteminin bizleri hayata ve iş hayatına hazırlayabildiğini düşünmüyorum. Müfredat birilerinin istediği modelde ve bu okulları bilimsellikten uzaklaştırıyor. Buna en basit örnek evrimin müfredatta olmayışı. Çözüm bilimsel bir eğitimden geçiyor.

ÖZEL OKUL: NE KADAR PARA O KADAR KUDRET

Mehmet Ali TURAN / İstanbul Özel Şehir Anadolu Lisesi
Özel okullar artık yalnızca ekonomik durumu güçlü ailelerin tercih ettiği yerler değil. Çünkü her bütçeye uygun okullar açılmış durumda. Bu da beraberinde eşitsizliği getiriyor. Özel okullarda parası olan kudretli sayılıyor ve okul içerisinde sosyal eşitsizlik baş gösteriyor. Öğrencilikten uzaklaşmış arkadaşlarımız, cebindeki para miktarı fazla diye diğer öğrencileri ezmeyi meziyet belirlemiş durumda. Bu da paralı eğitimin getirdiği önemli bir sorun. Eğitim ve öğretim yuvası olması gereken yer, para ile çalışan bir yere dönüşüyor. Dersleri aksatmadan öğretip çıkıyorlar. Sahip olunan para ile değerli eğitimcilerimizin susturulduğu bir ortamda iyi ahlakın öğretilmesi komik olurdu zaten.

KİTAPLAR YETERSİZ, YARDIMCI KİTAPLAR PAHALI

Deniz Beyza KAZDAL / Ankara Atatürk Lisesi
Her sene değişen müfredat sebebiyle hem üst hem de alt dönemlerimizle aynı konuları görmüyor, dolayısıyla geçmiş senelerin kaynaklarını satın alamıyor ve kullanamıyoruz. Her sene “yeni müfredata uygun” kitaplar satın almak durumunda bırakılıyoruz. Neredeyse her dersin öğretmeni bizlerden bu kitaplardan en az bir adet istiyor. Okulun henüz ilk günü geçmişken bile bizden istenen kitapların fiyatları üç yüz lirayı bulmuş durumda ve bu her dersi kapsamıyor bile. Ücretsiz eğitim adı altında bizlere sunulan eğitim için cebimizden her sene 1000 lirayı aşkın para çıkıyor. Okulun eğitiminin yetersiz gelmesi sonucu başvurduğumuz etüt merkezlerine ödediğimiz dudak uçuklatan ücretlerden bahsedildiğinde cebimizden çıkan paranın haddi hesabı olmuyor.

Ankara Gazi Anadolu Lisesi Öğrencileri
Ders kitaplarının yetersizliği nedeniyle onlarca kitap almamız gereken bu dönemde yapılan zamlar ve ateş pahası fiyatlar bizi temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz duruma getirdi. Krizin yakıcılığı birçok yönüyle hepimizi etkiliyor. Haliyle sınıfta, bahçede, kantinde yaptığımız sohbetlerin ana gündemlerinden biri artan pahalılık. Yürüttüğümüz tartışmaların içerisinde öne çıkan konulardan biri de kitap ihtiyacımızı karşılayabileceğimiz bir kitap fonunun öğrencilere sağlanabilmesi talebi oluyor. Bu talebi yaptığımız buluşmalar ile arkadaşlarımız arasında yaygınlaştırmaya, ortak bir platform haline getirmeye çalışıyoruz.

FORMA VE KİTAP FİYATLARI AFALLATIYOR

Hatay’dan Lise Öğrencileri
Bir test kitabı 70-90 lira, 9 ders olduğunu düşünürsek insan bu fiyatlar karşısında afallıyor. Okul forması da ucuz değil. Bir de bizim okumak istediğimiz kitaplar var. Bu fiyatlar karşısında ailemizin de verdiği mücadeleyi bilerek hareket etmemiz gerekiyor. Hem para sıkıntısı hem de eşit olmayan bir eğitim sisteminden memnun olmamızın beklenmesi komik bir hal alıyor.

HAYATIMIZ 3 SAATLİK SINAVA SIĞDIRILMAMALI

Mersin Sesim Sarpkaya Fen Lisesinden Bir Grup Öğrenci
MEB’in verdiği kitaplar gerek konu anlatımı gerekse soru çeşidi ve sayısı açısından yeterli değil. Öğretmenlerimiz de bu yüzden ek kaynak almadan kendimizi geliştiremeyeceğimizi söylüyor. MEB, öğrencilere ya yeterli kitaplar vermeli ya da bizim o kitapları almamıza yetecek bir fon ayırmalı. Fen lisesindeki öğrenciler bile okulu yetersiz görüp dershanelere, koleje gidiyor, sabah akşam özel ders alıyor.

Her sene bizler için “iyileştirilen” bu sistemin, geleceğimizin, çabalarımızın 3 saate sığdırılmaya çalışılmasından “Nereden tutsan elinde kalacak bir sistem” olduğu ortada. Sınavda başımıza bir şey gelebilir korkusu bir yana 4 seneyi 3 saate nasıl sığdıracağım sorusu öte yana. Her sene değişen bu sisteme ayak uydurmak bir yana yetişemiyoruz. Konuları yetiştirelim, notlarımızı yükseltelim, sınava çalışalım derken birçok sosyal etkinlikten geri kalıyoruz, hayatımızın diğer parçalarını eksik bırakıyoruz. Çünkü başarımızı sınav sonuçları ve notlar belirliyor. Böyle olmamalı. Hayatımız sınav ve derslerden ibaret değil ve olmasın da. Başarımızın ilgi ve yeteneğimize göre başarımızın ölçülmesi bizler için daha yararlı olacaktır.

KAYGILI, STRESLİ, MUTSUZ...

Kayseri Anadolu Lisesi Öğrencileri
Biz değişen sınav sisteminin mağdurları olduğumuz için bu konuda fikir ve söz hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Her eğitim yılı başlayınca değişen ve birkaç gecede alınan kararla onaylanan sınav sistemine karşıyız. Bu değişimler sınavla ilgili gereksinimleri değiştirdiği gibi ruhen ve bedenen bizi de değiştiriyor. Sınav kaygısı bugün bir işçi babanın evini geçindirmek için kırk takla atmasındaki stresle eş değer düzeyde bile olabilir. Yaşı henüz 18-19 olan genç bir insanın bu kadar baskıya ve strese maruz kalmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bunca stres sonucunda bir şeyler başaran gençlerin de aynı stres altında kararlar verip önlerinde yaşayacakları 50 senelerini çöpe attıklarını düşünüyorum. Bu yüzden doğru sınav veya meslek kazandırma sistemi doğru kararlar; doğru kararların da mutlu gençler getireceğine inanıyoruz. Bu şekilde herkes yaptığı işin alanının en iyisi olmaya çalışacaktır, alanlarının en iyisi olduklarında da torpil ve “dayısının ya da amcasının adı altında” bir makama yerleşmeye gerek kalmayacaktır.

SESİMİZİ DUYURABİLECEĞİMİZ BİR MECRA SUSTURULDU

Hatay Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesinden Öğrenciler
Öğrenci Temsilciliği Kurulları kaldırılmamalıydı. Öğrenci iradesiyle ve birliğiyle yapılan, idarelerin yeltenmeyeceği onca güzel proje ve etkinliklerimiz suya düştü. Okullardaki öğrencilerin sesini duyurabileceği bir merci susturuldu, çok güzel karar!

Ankara Ayhan Sümer Anadolu Lisesinden Bir Öğrenci
Bu sene kaldırılan Öğrenci Temsilciliği Kurulları (ÖTK), öğrencilerin kendilerini ifade edebileceği ve bir araya gelip faaliyetler, etkinlikler yapabileceği bir oluşumdu. ÖTK’lerin kaldırılması bizleri fazlasıyla etkileyecektir. Ankara’da birçok lisenin bir araya gelerek faaliyet yürüttüğü Başkent Liseler Birliği de bu durumdan etkilenecek. Okul başkanlarının kendi okullarını temsil ettiği, tek okulla yapılamayacak festivaller, tiyatro oluşumları, münazara toplulukları vb. faaliyetleri diğer okullarla beraber yaptığı bir oluşumun temelinde olan ÖTK’ler birçok öğrenciye de sanatsal kültürel ve sosyal açıdan imkan sağlıyordu. Dönemin başlaması “Fiili bir ÖTK olacak mı? Liseliler kendilerini ifade edebilecek bir ortam yaratabilecek mi?” sorularını da beraberinde getiriyor. Fiili bir ÖTK’nin oluşturulması öğrencilerin söz sahibi olabileceği bir ortamı beraber getirecektir. Okullarımızda sorunlarımızı, taleplerimizi ifade edebileceğimiz bir ortama ihtiyacımız var. Kendi başımıza halledemeyeceğimiz birçok şey var, bunlar için bunu sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum.

SUSTURULMADIĞIMIZ, İLERİCİ BİR EĞİTİM İSTİYORUZ

İstanbul Sosyal Bilimler Lisesi
Dogmatik değerlere dayanmayan, ezberlemeyi değil sorgulamayı öğreten, devletin milliyetçi İslamcı kimliği dayatmadığı, içinde bulunduğumuz dünyayı ve toplumu tüm gerçekleriyle yansıtan, akılcı, ilerici, bilimsel bir eğitim istiyoruz.

Çocuklar için okula başladıkları andan itibaren soyut kavramları anlamlandırabilecekleri, nesneler ve durumlar arasında bağlantı kurabilecekleri, yaşadıkları çevrenin koşullarında insanların hayatlarını nasıl idame ettirdiklerini anlayabilecekleri bir eğitim ortamının kurulması gerekiyor.

Demokratik bir eğitim için fikirlerimizin susturulmadığı, öğrenmek istediklerimizi ve ihtiyaçlarımızı bizim belirlediğimiz, okullarda söz sahibi, edilgen değil etken olacağımız öğrenci hükümetlerinin oluşturulmasını ve müfredatının, idarenin, işleyişin okulların yerel koşullarına, öğrencinin isteklerine ve gelişimine en uygun şekilde yeniden düzenlenmesini ama en önemlisi tüm bu taleplerin öğrenciden hiçbir karşılık beklemeden yerine getirilmesini istiyoruz.

Bugün bu isteklerin yerine getirilmesi size imkansızmış ya da bir rüyaymış gibi gelebilir ama parasız, bilimsel, demokratik eğitim bütün öğrencilerin yaşama hakları kadar doğal ve acil bir taleptir. Biz ne istediğimizin ve haklarımızın neler olduğunun farkındayız. Bu yüzden örgütleneceğiz, tartışacağız, yazacağız ve taleplerimizin yerine getirildiğinden emin olacağız.

"REDDEDELİM, TALEP EDELİM, MÜCADELE EDELİM!"

Emek Gençliği olarak bütün lise öğrencilerine çağrımızdır. 

Toplumsal yaşamın dinci-dogmacı değerlerle inşa edilmeye çalışılması, gerici ve bilimsellikten uzak eğitim müfredatlarıyla liselerde karşılığını buluyor. Bilimsel eğitim mücadelesini büyütelim, bilimsel bilgiye dair tartışma mekanizmalarımızı oluşturalım, bilimin pusulasını takip etmekten vazgeçmeyelim.

Tek adam yönetiminin hukuksuz, antidemokratik yasa ve uygulamaları liselerimizde bir araya gelmemize engel olan çeşitli baskı ve sindirme politikalarıyla yansıyor. Demokratik lise mücadelesini büyütelim; bir araya gelmemizin, özgürce tartışmamızın önündeki engellerle mücadele edelim.

Adı değişen ama ücretleri sürekli artan dershaneler, temel liseler, özel eğitim kursları ve piyasacı eğitim modeliyle karşımıza çıkıyor. Oysa eğitim herkese eşit ve ücretsiz bir biçimde sunulması gereken bir kamu hizmetidir; milyonlarca liselinin hakkıdır. Parasız eğitim mücadelesini bulunduğumuz her alanda büyütelim. Ülkeyi krize sürükleyen patronlar takımı krizin faturasını toplumun en genç kuşaklarına bile kesmekten çekinmiyor, bütün temel ihtiyaçlarımız zamlardan nasibini alıyor; ders kitapları, kırtasiye malzemeleri, kurs ücretleri... Ekonomik krizin sebebi biz değiliz; faturasını da geleceğimizle ödemeyi reddedelim.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mersin'de halk polipropilen tesisinin ÇED toplantısına engel oldu

SONRAKİ HABER

AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat ile Alevilerin Almanya’daki durumunu konuştuk

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa