17 Eylül 2019 09:06

Feray Şahin'in annesi: Ödül gibi cezalar olduğu için cinayetler sürüyor

İki yıl önce öldürülen Feray Şahin'in annesi Aysel Şahin, "Cinayetlere karşı birlik olalım ki sesimizi duyuralım" dedi.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

Paylaş

Helin ÇAKIR
Deniz KAR
Antep

Feray Şahin’in öldürülüşünün üzerinden 2 yıl geçti. Feray’ı öldürdüğü Adli Tıp raporuyla kanıtlanan zanlı ise serbest. Anne Aysel Şahin “Cinayetlere karşı birlik olalım ki sesimizi duyuralım” diyor.

Feray Şahin, 19 Eylül 2017’de Mersin Mezitli’deki evinde, özel harekat polisi Fatih Burak Aykul tarafından silahla vurularak öldürülmüştü. İstanbul Adli Tıp Kurumundan olayla ilgili gelen raporda üniversite öğrencisi Feray’ın cinayete kurban gittiği kesinleşmişti, fakat Aykul, 1 buçuk yıl hapis cezasının ardından mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı. Feray Şahin’in dava dosyası ise hâlâ Yargıtay’da. Feray Şahin’in annesi Aysel Şahin’in feryatları sürüyor. Aysel Şahin, ödül gibi verilen cezaların kadın cinayetlerini artırdığını söylerken seslerini duyurana kadar çabalayacaklarının altını çiziyor.

MEZUNİYET HAZIRLIKLARINA BAŞLAMIŞTI

Anne Aysel Şahin; tek kızı olan Feray’ı, “Arkadaşım, sırdaşım, evimizin çiçeği” olarak tanımlıyor. Hayatında hiç görmediği, bilmediği bir insan tarafından o çiçeğin koparıldığını dile getirerek söze başlıyor ve devam ediyor: “Cıvıl cıvıl, hayat dolu, neşe dolu bir kızdı Feray. Doğayı, hayvanları, insanları severdi. Feray anlatılacak bir kız değildi, Feray’ı yaşamak lazımdı. Feray’la bir saat bile geçirmeniz yeterliydi.”Mersin Toros Üniversitesi İç Mimarlık bölümü son sınıf öğrencisi olan Feray, öldürülmeden önce mezuniyet hazırlıklarına başlamış. Mezuniyet kıyafetini birlikte aldıklarını söyleyen Şahin, “Bölümünü çok severdi, çok başarılı bir öğrenciydi. Hepimiz mezuniyetini bekliyorduk ki böyle bir haberle yıkıldık.” diyor. Tüm fotoğraflarda yüzü gülen Feray için, “Ailemizin neşe kaynağıydı, hep gülerdi” diye konuşuyor anne Aysel Şahin. Feray’ın babasıyla arasında geçen bir diyaloğu anlatıyor: “Babası bazen takılırdı Feray’a ‘Sen de hep gülüyorsun’ diye. Feray da bir gün ‘Baba bu dünyaya gülmeye geldik. Ağlamaya mı geldik?’ demişti. Öylesine neşe saçan bir kızdı...”

"ÖDÜL GİBİ CEZA VERDİLER"

Aykul için "kasten insan öldürme" suçundan ömür boyu hapis cezası istenildi, ancak sanığa “Bilinçli taksirle adam öldürmek” suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezası verildi. 1 buçuk yıl aradan sonra ise tahliye edildi. Şahin, “Katili kurtarma çabasına girdiler. Katil için çok güzel bir dava süreci oldu” diyerek dava sürecini özetliyor ve devam ediyor: “Senaryolar uydurdu, olay gününü kaza süsü vererek anlattı. Yargı da onun yalanlarına inanarak böyle bir karar verdi. 1 buçuk yıl yattı, çıktı. Kızımın hayatını da bitirdi, bizim hayatımızı da bitirdi ama şu an sokakta elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor. Yarın başka bir kadını katletmeyeceğinin garantisini kim verebilir?”

"Bu eğer bir kazaysa kızıma nasıl ateş ediliyor?" diye de soran Şahin, ellerinde Adli Tıp’tan gelen bir rapor olduğunu belirterek devam ediyor: “Mahkemeler katiller için varmış biz masumlar için yokmuş. Ödül gibi cezalar olduğu için kadın cinayetleri bu kadar arttı. Katiller de bunu bildiği için gayet rahat biçimde kadınları öldürüyorlar. Hak hukuk katiller için işliyor” diyerek katillere gereken ceza verildiği takdirde kadın cinayetlerinin azalacağını söylüyor ve devlet yetkililerini göreve çağırıyor.

"SEN SUSARSAN, BEN SUSARSAM BU KATLİAMLAR DURMAZ"

Başka annelerin de ağlamamasını istediğini söyleyen Şahin, "Feray’ın davası sonuçlandıktan sonra biz bu işi bitirir miyiz? Tabii ki bitiremeyiz, biz yandık başkaları yanmasın istiyoruz. Başka kadınlara da destek olmayı istiyoruz” diyor. Susuldukça daha çok kadının katledileceğine de değiniyor Şahin. Feray’dan sonra başka kadınların ölmesini de istemediklerini ve bunun için kadınların seslerini duyurmaya çalışması gerektiğini belirterek “Sen susarsan, ben susarsam bu katliamların ardı arkası gelmez. Birlik olmamız, beraber olmamız lazım ki ses getirelim. Bir kişi, iki kişi değil; hep beraber olursak, ayaklanırsak o zaman sesimizi duyururuz. Bir kişinin bile hayatını kurtarırsak ne mutlu bize. Elbet bir gün sesimizi duyarlar diye ümit ediyorum. Duyurana kadar da zaten çabalayacağız." diyor. (EKMEK VE GÜL)

ÖNCEKİ HABER

İTÜ’de öğrencilere “Zamlara karşı eylem yapmayın, ceza alırsınız” tehdidi

SONRAKİ HABER

"Taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma iş cinayetlerini arttırıyor"

Reklam
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa