17 Nisan 2019 03:37

1 Mayıs’a nasıl hazırlanmalıyız?

Yakup Umur yazdı: Bugün daha çok çalışmaya ve mücadeleye ihtiyaç olduğu gibi daha çok birlikteliğe ve dayanışmaya ihtiyacımız var.

1 Mayıs’a nasıl hazırlanmalıyız?

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Yakup UMUR
Balıkesir

1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’dür. İşçi sınıfı 1 Mayıs’ı mücadele günü olarak anmak için gerek dünyada, gerekse ülkemizde çok ağır bedeller ödemiştir.

İşçiler ilk olarak 1886 yılında kölelik koşullarında çalışmaya karşı Avustralya’da grev yaparak hem insanca çalışma koşulları hem de günün koşullarına göre bir ücret almak için, üretimden gelen güçlerini kullanmışlardır. Bu greve patronlar ve onların devletinin vurucu güçleri çok vahşice saldırmışlar, ancak yine de bazı haklar vermek zorunda kalmışlardır. Bu mücadele daha sonra ABD’ye sıçramış, tekstil işçileri iş bırakarak fabrikaları işgal etmişlerdir. ABD burjuvazisi bu greve daha da acımasız saldırmışlar ve ikisi kadın olmak üzere 6 işçi önlerini idamla cezalandırmıştır. Bu olaydan sonra 1. Enternasyonel toplantısında 1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olarak ilan edilmiştir.

Dünya işçi sınıfı çeşitli kazanımlar elde etmek için çok büyük bedeller ödeyerek başta 8 saat iş günü olmak üzere, çalışma koşullarının düzeltilmesi ve bir takım sosyal haklar kazanmışlardır. Ancak burjuvazi her fırsatta kazanılmış hakları yeniden geri almak için devlet aygıtı dahil her türlü gücü kullanmış, daha çok kâr etmek için işçileri daha az ücrete ve daha ağır koşullarda çalışmaya zorlamıştır. İşçi sınıfı ise bu saldırılara karşı daha örgütlenerek, mücadeleyle karşılık vermiştir. Böylece hem kazanılmış haklarını korumak hem de yeni haklar elde etmek için mücadele ederek yaşamak zorunda kalmıştır. Örgütlülüğü zayıfladığında ise elde ettiği kazanımlar bir bir elinden alınmıştır. İşte bu nedenle işçi sınıfı ile patronlar arasındaki çelişkiler uzlaşmaz çelişkilerdir. Kim o anda daha güçlüyse o kazanmıştır.

Şimdi bir kriz dönemi içindeyiz. Kapitalist ve emperyalist sistem kaçınılmaz krizlerin faturasını işçi sınıfının üzerine yıkmak için, bazen kan dökerek, acımazsızca saldırmış, bazen de işçi sınıfının öncü kesimlerini parayla veya lüks yaşam biçimleri sunarak satın almıştır. Böylece kendi sınıfına ihanet eden bürokratlar üretirken, kârlarını da artırmıştır.

Günümüz koşullarında işçi sınıfının yaşamı daha da zorlaşmıştır. Özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra küreselleşme ve neoliberal ekonomi politikaları yoluyla hem dünyada hem de ülkemizde işçi sınıfının kazanılmış haklarının tamamına yakını ellerinden alınmıştır. Bunu yaparken de sınıfın temel örgütü olan sendikaların büyük bölümü sınıfa yabancılaştırılmış ve mücadele örgütü olmaktan ziyade sermayeye hizmet eden örgütlere dönüştürülmüş, yönetimleri sendika bürokratları tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır.

İşte hem dünyada hem de ülkemizde yaşanan krizin faturasını işçi sınıfının üzerine yıkmak için otoriter yönetim biçimleri oluşturulmaktadır. Bu baskı ve saldırılar bizim ülkemizde daha da sertleşmiştir. Sendikal örgütlenme gittikçe zorlaştırmış, grevler yasaklanmış, greve çıkan ve sendikaya üye olan işçiler işlerinden atılmıştır. Bir yığın işyeri iflas etmiş işçiler işsiz kalmıştır. İntihar sayılarında artış yaşanmaktadır. Bu koşullarda 2019 1 Mayıs’ı daha da önem kazanmaktadır.

Zira son günlerde kıdem tazminatının fona devredilmesi, esnek çalışmanın her yönüyle hayata geçirilmesi, işten atmalar ve çalışan işçilerin de daha çok çalışarak daha az ücrete mahkum edilmesi, yeni zam ve vergiler gündemdedir. Bu saldırılara karşı durmanın tek çaresi talepler etrafında güçlü bir örgütlülük, işyerlerinde sendikalı ve sendikasız tüm işçilerin birlik olmasıdır. Bunun için işyerlerinde 1 Mayıs komiteleri oluşturmak, işyerlerinde talepler etrafında birlik olmak ve 1 Mayıs’ta alanlarda olmak önemli bir adım olacaktır.

İşçi ve emekçilere yönelik ağır saldırıların gündeme geldiği bugünlerde yeniden alan tartışması yaparak sınıfı bölmek, işçi sınıfına yapılan en büyük ihanettir. Tam tersine daha çok birlik olmak ve 1 Mayıs’ı en yaygın şekilde kutlamak zorundayız. Krizden ve yönetimden rahatsız olan tüm kesimleri de mücadeleye katmalıyız. Bunun için başta işyerleri ve emekçi semtleri olmak üzere her yerde toplantılar, paneller ve seminerler düzenleyerek çalışmaya başlamalıyız. 1977 1 Mayıs’ından, bahar eylemlerine kadar geçmiş deneyimler de böyle bir hazırlık yapılmasının zorunlu olduğunu gösteriyor. Bugün daha çok çalışmaya ve mücadeleye ihtiyaç olduğu gibi daha çok birlikteliğe ve dayanışmaya ihtiyacımız var.

ÖNCEKİ HABER

Zihinsel engelli Havva’ya tecavüz eden sanıklar beraat etti

SONRAKİ HABER

Müzisyenler Mücahit Göker ve Serdar Keskin sevenleriyle buluşacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa