18 Şubat 2019 09:22
Son Güncellenme Tarihi: 18 Şubat 2019 07:42

Varşova Konferansı: İsrail ile normalleşme zirvesi

Arap coğrafyasının gündeminde geçtiğimiz hafta Varşova’da ve Soçi'de düzenlenen zirveler ile Cezayir'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı.

Fotoğraf: Amos Ben Gershom/GPO/AA

Paylaş

Ali KARATAŞ
Yusuf ERTAŞ

Geçtiğimiz hafta Arap dünyası bakımından kritik öneme sahip iki zirve gerçekleşti. Bu zirvelerin ilki Polonya’nın başkenti Varşova’da toplandı. Arap dünyasının tanınmış Filistinli yazarı Abdulbari Atwan, Varşova zirvesini “İran’a karşı savaş zirvesi” olarak nitelendirdi. Atwan zirveye katılan Arap dışişleri bakanları için “işgalci İsrail’in bir sonraki savaşını normalleştirmek ve finanse etmek için ABD tarafından toplanan figüranlar” olarak nitelendirdi.

İsrail’den zirve ile ilgili yayınlanan bir video ise oldukça dikkat çekici ifadeler mevcuttu. Videoda Bahreyn Dışişleri Bakanı Halid bin Ahmed el Halifa’nın “İran İslam Cumhuriyeti ile yüzleşmek, İsrail-Filistin ihtilafını çözmekten daha acil” sözleri yer alıyor. BBC Arapça’da yer alan haberde Bahreynli bakanın, İsrail Başbakanı Netanyahu ve 60 ülkeden gelen heyetlerin huzurunda, “İran'ın şeytani davranışı olmasaydı, İsrailliler ve Araplar arasındaki barış süreci şimdi daha iyi bir konumda olurdu” dediğini yazdı.

İSRAİLLE NORMALLEŞME

Öte yandan Ruze Cendeli, Varşova zirvesinin “İsrail’le normalleşme ve Filistin davasını siyasi olarak etkisizleştirme” zirvesi olduğunu yazdı. Zirvenin Varşova paktının simgesel şehrinde gerçekleşmesine dikkat çekti. Cendeli zirvelerle ilgili olarak “Her iki taraftaki kalabalık iyiye işaret değil. Aksine iki kutup arasındaki çelişkilerin büyüdüğüne işaret” dedi.

İSRAİL’İN ÖNDERLİK DÖNEMİ

İsrail bölgede gittikçe etkisini arttırıyor. Middle East Online sitesi, bu durumun verdiği güvenle İsrail medyasının Başbakan Benjamin Netanyahu'nun ofisinin Körfez bakanlarının Varşova'daki konferansının kapalı bir oturumunda İran’a hakaretler yağdırırken çekilen videosunu sızdırdığını yazdı.

Öte yandan ABD ve İsrail’in İran’a karşı cepheyi daha da genişletme çabası devam ediyor. Lübnan’da yayınlanan Daily Star gazetesi, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Varşova’da düzenlenen İran odaklı zirvede Lübnan’ın bulunmamasına üzüldüğünü belirtti.

SOÇİ; BAŞARISIZ ZİRVE

Rusya’nın Soçi kentinde Erdoğan, Putin ve Ruhani zirvesiyle ilgili olarak ise Suudi gazetesi Şark al Awsat, “Soçi, İdlib ve güvenlik bölgesi dosyalarının çözümünü erteledi” başlığını attı. Gazetede zirve için “Zeminde ve siyasi düzeyde belirleyici adımların atılması yönündeki beklentinin aksine Suriye’de İdlib ve güvenlik bölgesi dosyalarının çözümü konusunda başarısız oldu” değerlendirmesini yapıldı.

CEZAYİR’E 81 YAŞINDA BAŞKAN

Geçen hafta coğrafyada tartışmaların yaşandığı ülkelerinden biri Cezayir oldu. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, cumhurbaşkanlığı için yeniden adaylığını açıkladı. Eğer seçilirse Buteflika’nın beşinci dönemi olacak. Yıllardan beri sağlığının bozuk olmasına ve muhalefetin protestolarına rağmen Buteflika, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yine aday.


VARŞOVA; İRAN’A KARŞI ARAP NATOSU ZİRVESİ

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Aynı anda iki zirve yaşadık. İlk zirve Varşova’da İran’a karşı savaş için gerçekleşti. İkincisi ise Varşova zirvesini etkisiz hale getirmek için Soçi’de yapılan üçlü barış zirvesiydi.

Varşova zirvesinde Netanyahu “damat” idi. Çoğunluğu Dışişleri Bakanı olan Arap katılımcılar, işgalci İsrail’in bir sonraki savaşını normalleştirmek ve finanse etmek için ABD tarafından toplanan “figüranlardı”.

Yemen Dışişleri Bakanı Halid el Yemeni’nin Netanyahu’nun yanında oturması, şakalaşması ve gülümsemesi acı vericiydi. Ama daha acı verici olan Araplar arasındaki sorunlarda arabuluculuk yaparken tarafsız pozisyonu nedeniyle çoğunluğun takdir ettiği Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alawi’nin İsrail başbakanı ile kameralar önünde görünen tek Arap Dışişleri Bakanı olmasıydı.

Bölgede savaşı önleyen İran nükleer anlaşmasına uyan Avrupalılar, “şüpheli” konferansta en düşük seviyede katıldılar. Bu anlaşma İran’ın nükleer hırsını ve silahlanma yarışmasını engellemişti. Avrupalılar NATO’da ABD’nin esas ortakları olmasına rağmen düşük düzeyde bir katılım sağladılar. Buna karşılık Arap dışişleri bakanları, İsrail ve Amerika’nın önderlik ettiği İran’a karşı gerçekleştirilen Varşova zirvesine katılmak için “akın” ettiler.

Netanyahu, dilediği gibi şarkı söyleme ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden "İran’a” karşı yeni “kardeşleri” ile tarih yaratma ve tek bir siperde durma gururundan söz etme hakkına sahiptir. Ama kutlamalarının kısa süreceğinden eminiz, çünkü ona hizmet edenler, Arap ve İslami değerlerini temsil etmiyorlar.

Bir sonraki aşamanın ne olduğunu Mike Pompeo’nun yaptığı konuşma yansıtıyor; “Yeni Arap NATO’suna  İsrail’in liderliği dönemi”. Ancak bu dönem çok daha güçlü ve çok daha derin köklere sahip Arap direnişi, haysiyet ve gururu nedeniyle olmayacak. Çünkü bölgemizdeki savaşların nasıl başladığını biliyoruz. Nasıl bittiğini bildiğimiz gibi.

Bu zirveye katılan bir Arap bakanın cesaret gösterip mikrofonu alarak İsrail’in bölgeyi tehdidinden veya ABD’nin Irak, Afganistan, Suriye, Libya ve Yemen’deki savaşlara 7 trilyon dolar harcamasından ve milyonları katletmesinden söz etmesini isterdik.


VARŞOVA’YA KARŞI SOÇİ ZİRVESİ

Ruze CENDELİ

Ortadoğu üzerine uluslararası çatışmalar göz önüne alındığında Soçi ve Varşova zirvelerinin eş zamanlı olması garipsenecek bir durum değil. Rusya, İran ve Türkiye’nin toplandığı yer; 13-14 Şubat’ta Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’ın toplandığı yerden uzak değil.

VARŞOVA KONFERANSI

Varşova’da ABD’nin davetiyle "Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı" adı altında 63 ülke toplandı. Katılan ülkeler, dışişleri bakanlığı ve daha alt düzeyde temsil edildi. Bununla birlikte zirvenin en belirgin özelliği; İsrail’in katılması ve Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, BAE, Tunus, Umman, Yemen ve Bahreyn’in de aralarında bulunduğu Arap katılımın geniş olmasıydı.

Zirvenin gündemine Ortadoğu ile ilgili birçok konu getirilmiş olmasına rağmen, “İran’a karşı mücadele” en ağırlıklı başlık oldu.  Batılı ülkeler Almanya ve Fransa, temsiliyeti düşük seviyede tuttu. Avrupa Birliği’nin Dış Politikalar Komiseri, Federica Mogherini zirveye katılmayacağını açıkladı. Britanya Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Yemen meselesinin İngiltere’nin önceliği olduğunu söyledi. Rusya, Türkiye ve Çin ise zirvede değildi.

ARAP-İSRAİL NORMALLEŞMESİ

İran’a karşı Arap NATO projesinin yolunda atılmış bir adım olan “Varşova zirvesi”, Sovyetler Birliğinin önderliğindeki Varşova Paktı’nın tarihsel sembolü olan kentinde toplandı. ABD Başkanı “Donald Trump”ın damadı ve danışmanı Jared Kushner’in çalışmaları sonucu organize edildi. Zirve, Arap liderlerin, İsrail’le normalleşmesinin ifadesi oldu. İran olmadan Filistin meselesini çözeceğini düşünen Halid bin Ahmed al Halifa’nın yorumu ilginç. Ancak hangi efendisinin yararına söz aldığını açıklamadı.

Konferans, genel olarak Arap toplumu tarafından memnuniyetle karşılanmadı. Konferansa katılan ülkelerin resmi medyasında bile farklı tutumlar mevcuttu. Özellikle İsrail medyasının Suudi Arabistan, Umman, Bahreyn ve BAE dışişleri bakanlarının İsrail dış temsilcisiyle gizli görüşmesini sızdırmasından sonra.

SOÇİ ZİRVEYE YANIT

Varşova’da İsrail-Amerikan adımına karşılık Rusya, Soçi’de zirve düzenleyerek yanıt verdi. Türkiye, İran ve Rusya arasında gerçekleşen zirve iki aydır uluslararası ilişkilerde geri çekilen İran’ın bölgedeki stratejik oyuncu rolüne dönmesini temsil ediyor. Türkiye’nin Soçi’de Cumhurbaşkanlığı seviyesindeki varlığı ve Varşova’da yokluğu, Türkiye’nin Rus eksenine kayması yönünde atılmış bir başka adım. Türkiye’nin zirvedeki varlığı, Suriye’deki Kürt sorununu Rus yolunda çözmeye karar verdiğinin ve artık ABD’nin Türk hükümeti ve Suriye Kürtleri arasında arabuluculuk yapma çabalarına ikna olmadığının bir işareti olabilir.

RUS KARŞI İTTİFAKI

Rus diplomasisi, ABD’nin nüfuzunu geriletmek için Türkiye, İran ve Çin’in de dahil olduğu Arap ülkelerinden Suriye ve Irak’ın yer aldığı bir eksen oluşturma yolunda. Zorunlu müttefik İran ve Türkiye ile stratejik ittifak göz önüne alındığında Katar’ın Rus projesine katılması uzak bir ihtimal değil. Doha’nın Katar’da yaşayan Suriyeli muhaliflere verdiği maddi yardımları durdurma niyeti bunun bir işareti.

İki konferansta “Ortadoğu’ya barış projeleri” adıyla yapıldı. Ancak politik basınç seviyesi bunu göstermiyor. Soçi liderleri batının katılımıyla Suriye sorununu çözmenin ve yeniden imarının imkansızlığını dile getirdi. Öte yandan Varşova Konferansı, dünyanın doğu kısmından katılımı olmadan projelerinin hiçbirini başaramadı. Yani her iki taraftaki kalabalık iyiye işaret değil. Aksine iki kutup arasındaki çelişkilerin büyüdüğüne işaret.


ARAP YETKİLİLER; İRAN SORUNU FİLİSTİN’DEN DAHA ZEHİRLİ

Middle East Online

Varşova konferansına katılım, İran’ın genişleyen bölgesel etkisini durdurmak için İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki yakınlaşmaya işaret ediyor.

İsrail medyası, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ofisinin, Körfez ülkelerinin Arap bakanlarının Varşova’daki konferansının kapalı bir oturumunda İran’a hakaretler yağdırırken çekilen videosunu sızdırdığını kaydetti.

İsrail’i tanımayan Suudi Arabistan ve diğer Körfez Arap ülkeleri, İran’a karşı yeni bir bölge eksenin konuşulduğu konferansa üst düzey diplomatlar gönderdi. 

İsrail Başbakanı, daha önce İsrailli muhabirlerle yaptığı bir röportajı sırasında konferans katılımcılarını “İran’la ortak savaş çıkarları” etrafında bir araya gelmeye çağırmasıyla tartışmalara neden olmuştu.

Bu yorum, başbakanın resmi Twitter sayfasında yayınlandı ve daha sonra silindi. İbranice savaş kelimesini kullanmasına rağmen, ofisi resmi çevirisini değiştirdi ve “İran ile mücadele etmenin ortak çıkarlarından” bahsettiğini söyledi.

İsrail’in Maariv gazetesi ertesi gün, “başbakanlık ofisinin, İran hakkındaki kapalı tanıtım panelinden bir video yayınladığını ve kısa bir süre sonra silindiğini” söyledi. Netanyahu’nun ofisi yorum yapmaktan kaçındı.


BUTEFLİKA YENİDEN ADAY

BBC Arapça Servisi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelaziz Buteflika, uzun yıllardır sağlığının bozuk olmasına ve muhalefetin protestolarına rağmen, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını açıkladı. Resmi haber ajansı, 1999 yılında Başkanlık görevi alan 81 yaşındaki Buteflika’nın adaylığını duyurdu.

Buteflika adına yapılan açıklamada, “ülkedeki siyasi, ekonomik ve sosyal”" sorunları ele almak için “kapsamlı bir ulusal sempozyum” düzenleme söz verdi ve beşinci bir dönem için seçilmesinden sonra “anayasanın zenginleştirilmesini” önerdi.

Cezayir cumhurbaşkanı şu anda tekerlekli sandalyeyi kullanıyor. 2013’te geçirdiği felçten beri nadiren ortaya çıkıyor. Mecliste sandalyelerin çoğunluğuna sahip olan Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN), bu ayın başlarında Buteflika’nın adaylığını desteğini açıkladı.

64 yaşındaki emekli General Ali Gadiri, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin resmi tarihinin açıklanmasının ardından cumhurbaşkanlığı seçimine aday olduğunu ilk açıklayan kişi oldu.

İslamcı ittifakın Barış Derneği Hareketi Partisi, Nisan seçimlerine Parti başkanı Abdul Razzaq al Mekri’nin adaylığı ile katılacak. Mekri, Buteflika’nın kötüleşen sağlık durumunun ülkenin liderliğini yapma görevini yerine getirmesine müsaade etmeyeceğini söyledi.

Sosyalist Kuvvetler Cephesi (FFS) seçimlere katılmayacağını açıkladı. Seçimler için “yoğun, etkili ve barışçıl” boykot çağrısı yaptı.

ÖNCEKİ HABER

Emek ve demokrasi güçleri tartıştı: Nasıl bir Esenyurt istiyoruz?

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa