08 Şubat 2019 07:05
Son Güncellenme Tarihi: 11 Kasım 2019 11:51

1964-1971 Bolivya darbeleri: 1952 devrimine ABD hançeri

Bolivya’da 1952 devrimiyle yeşeren umutlara ABD ve "Kalay kralı" Patino hanedanının darbeleri son verdi.

Bolivya'nın başkenti La Paz'da 1952 devriminde işçi ve köylü ittifakını simgeleyen bir anıt.

Fotoğraf: Carwill Bjork-James/Wikimedia Commons(CC BY-SA 4.0)

Paylaş

Mithat Fabian SÖZMEN

“Bu caniler oraya giderek katilleri kiraladılar.”
ABD’li Senatör Huey Long’un 1934’te Bolivya ile Paraguay’ı savaştıran Standard Oil için yönelttiği bu suçlama, 30 yıl sonra ABD’nin gayriresmi politikası oldu.

Rivayete göre 20. yüzyılın başında Simon Iturri Patino adlı melez bir halk çocuğu (resmi biyografisine göreyse Avrupa göçmeni bir soylu) Llallagua yakınlarında Tanrı’nın unuttuğu bir dağda çaresizce patlattığı son dinamitlerinden biriyle dünyanın en zengin kalay madenini keşfetti. Maden o kadar verimli, kalay o kadar boldu ki sadece Patino’nun değil Bolivya’nın da kaderini değiştirdi. Sonradan La Salvadora yani “Kurtarıcı” adı verilen dağ, on yıllar boyunca o kadar büyük zenginlikleri açığa çıkardı ki 2. Dünya Savaşı sırasında Patino, dünyanın en zengin insanıydı. Ama bu zenginliğin Bolivya’nın yoksullarına hiçbir faydası yoktu. Evet, Patino gibi onların da hayatı değişmişti ama onlar Patino gibi dağın yeni adıyla kendi kaderlerini özdeşleştirememişti.

Eduardo Galenao, 1952 devrimine kadar Bolivyalı yerlilerin pongolat köpekleriyle bir arada uyuduğunu, onların yemek artıklarıyla beslendiğini, beyazlarla konuşabilmek için diz çökmeleri gerektiğini yazmıştı. Binek hayvanı yoksa yük taşımak için kullanılıyorlardı, Patino’nun madenlerinde çalışabilenlerin ciğerleriyse 35’inde iflas ediyordu. Amerika’nın ilk meslek hastalığı, Pnömokonyoz bu madenlerde ortaya çıkmıştı.

TEKELLERİN SAVAŞ ALANI

Patino, kendisine Andların Rockefeller’i lakabını kazandıran ve 84 yaşında öldüğünde dünyanın en zengin 5 insanından biri olmasını sağlayan bu madenlere karşılık Bolivya’ya bir dökümevi bile kurmadı. Kalay, işlenmeden Patino’nun Liverpool’daki Williams Harvey şirketine taşınıyor buradan da Kuzey Amerika’ya satılıyordu. 1912’den sonra Avrupa’da yaşamaya başlayan Patino’nun ülkesiyle ilişkisi genel olarak böyleydi. Sonuna kadar sömürü ve karşılığında koca bir hiç. Bolivya bu çaresizlik içinde denizaşırı tekellerin oyuncağı durumundaydı. 1932’de Standard Oil’le Shell kendi petrol mücadelelerinde Bolivya ile Paraguay’ı 3 yıl sürecek Chaco Savaşı’na sürüklediler. Sonunda kazanan Shell’in desteklediği Paraguay ordusu oldu. 1934’te ABD tarihinin en ilginç siyasetçilerinden Huey Long, Senato’da Standard Oil’i “Caniler” olarak tanımlayarak rezil eden ateşli bir konuşma gerçekleştirdi. Maalesef utanacak kimse yoktu. Hatta ABD’nin Bolivya için daha korkunç planları vardı. Ancak bunun için işlerin biraz iyi gitmesi gerekecekti. 1952 devrimi böyle bir andı.

STATÜKO DEĞİŞİRKEN DEVRİMİN AYAK SESLERİ

Chaco Savaşı’ndaki yenilgi, Bolivya’yı işçiler ve köylüler için çok daha katlanılmaz bir hale getirirken daha üst sınıflar da gidişattan memnun değildi. Siyasi statüko değişirken Milliyetçi Devrimci Hareket gibi sol eğilimli reformist bir parti hızla güç kazanmaya başladı. Victor Paz Estenssoro, Hernan Siles Zuazo, Juan Lechin gibi isimlerin öncülüğündeki hareket, toplumdaki derin yoksulluk, eşitsizlik ve emperyalizme teslimiyetin yarattığı hoşnutsuzluktan beslenerek iyice güçlendi. Nisan 1952’de başkent La Paz’da Milliyetçi Devrimci Hareket’in başlattığı isyan sonucu, ordu cephanelikleri yağmalandı ve halk silahlandırıldı. Madencilerin de dağlardan inerek La Paz’ı kuşatması sonrası askeri rejim teslim oldu ve Victor Paz Estenssoro 16 Nisan’da başkanlığını ilan etti.

1952 devriminin en büyük kazanımı kalay madenlerinin kamulaştırılmasıydı. Her ne kadar bu madenlerin verimliliği artık eski görkeminden uzak olsa da yine de Patino hanedanlığı için zenginliğini halkla paylaşmak hakaret gibiydi. Avrupa ve Amerika’daki köşklerinden intikam için beklemeye başladılar.

Milliyetçi Devrimci Hareket, kamulaştırmaların yanı sıra yerlilerin hakları ve yaşam koşullarında büyük iyileştirmeler sağladı, büyük bir eğitim seferberliğiyle okur-yazar oranı artırıldı, oy hakkı genişletildi. Ordu içinde karşı darbeye geçit vermemek üzere muhafazakar partilerle bağlantılı isimler azledildi.

Ama parti içerisinde sosyalist damar güçlendikçe Estenssoro da kendi koltuğunu korumak üzere hareketi şekillendirmeye kalkıyor ve neticede Walter Guevara, Juan Lechin gibi isimlerin öncülük ettiği fraksiyonlar partiden ayrılıyordu.

BARRİENTOS DARBESİ

Devrim hükümeti gittikçe daha fazla iç karışıklıkla yalpalarken ABD ve Patino, ordu ve siyaset içindeki gerici-sağcı güçlere milyonlar yağdırıyordu. Nihayetinde 1964’te bekledikleri koşullar oluştu ve Rene Barrientos öncülüğünde bir darbeyle yönetim el değiştirdi. Darbe sonrası başlayan köylü ayaklanmasının bastırılmasında CIA ve ABD Özel Kuvvetleri başat rolü oynadı. Bu kapsamda 1967’de Che Guevara da Bolivya dağlarında katledildi ve cesedi “patrona” ABD’ye büyük bir gururla sergilendi.

Karşı devrimin ikinci intikamı madencilere karşı alındı. Barrientos, iktidarı ele geçirir geçirmez isyancı madencileri katlederek en önemli madenlerden Matilde’yi Philips Brothers’a peşkeş çekti. Madencilerin zaten düşük olan ücretleri yarıya indirilirken sadık bir orta sınıf yaratmak için teknisyenlerle bürokratların ücretleri artırıldı. Galeano’nun sözleriyle “General Barrientos, 1964 sonuyla Nisan 1969 arasındaki sürede, Bolivya’nın yeraltı kaynaklarını teknisyenlerin ve yöneticilerin de iş birliğiyle, gözünü kırpmadan emperyalist sermayeye terk etti.”

Onun döneminde ABD Büyükelçisi Douglas Henderson Bakanlar Kurulu toplantılarına sürekli olarak katılıyordu. Barrientos, 1969 yılında ABD enerji tekeli Gulf Oil Co.’nun kendisine hizmetleri nedeniyle hediye ettiği helikopterle telgraf tellerine çarparak düştü ve öldü. Barrientos’un ölümü sonrası General Alfredo Ovando, “Bolivyalılar için hor görülme dönemi bitmiştir” diyerek Gulf Oil Co.’nun petrol kuyularının kamulaştırıldığını ilan etti.

KISA SÜREN UMUT DÖNEMİ VE 2. DARBE

Ekim 1970’te Bolivya’da kısa süreli bir umut dönemi daha başladı. Solcu subay Juan Jose Torres’in iktidara gelmesiyle yeni bir sosyal reform dönemi başladı. Ancak bu kez darbe çok daha hızlı örgütlenecekti. ABD’de Richard Nixon hükümeti, Torres’in devrilmesi için niyetini açıktan beyan ederken bu görev sağcı general Hugo Banzer Suarez’e verildi. İlk denemesinde başarısız olan Hugo Banzer Suarez, Ağustos 1971’de kanlı bir darbeyle yönetimi ele geçirdi. Bolivya’da bu iki sürece “Tamamlanamayan devrim” denildi. 1971’i takip eden yıllarda binlerce ilerici katledildi.

NEOLİBERAL TESLİMİYET

Banzer’in ABD destekli iktidarı kitlesel protestolar ve genel grevlerle 1982’de sona erdi. 1952 devriminin liderlerinden Hernan Siles Zuazo’nun başa gelmesi sonrası ABD, Bolivya’ya ekonomik yardımları kesti. Bu şartlarda, zaten iyice sağa yaslanmaya başlayan Milliyetçi Devrimci Hareket, ABD’nin dayattığı neoliberal dönüşümü hayata geçirdi. Bolivya, 2005’te Evo Morales’in başkanlığa seçilmesine kadar tamamen ABD denetiminde kaldı.

Yarın: 1973 Şili darbesi

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

ABD nisan sonuna kadar Suriye'den tamamen çıkıyor iddiası

SONRAKİ HABER

Suriye'de kimyasal saldırı iddiasıyla ilgili haberi yayımlanmayan muhabir istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa