10 Aralık 2018 03:45

Erdal Erzincan: Halk müziği orada duruyor, yeterince faydalanmıyoruz

Usta sanatçı Erdal Erzincan ‘Gezici Bağlama Atölyesi’ni ve halk müziğini Evrensel'e değerlendirdi.

Fotoğraf: Hasret Sak/EVRENSEL

Paylaş

Hasret Gültekin KOZAN
Kocaeli

Halk müziği sanatçısı Erdal Erzincan ile ‘Gezici Bağlama Atölyesi’ni ve halk müziğini konuştuk. Halk müziğinden yeterince faydalanılmadığını dile getiren Erzincan, “Veysel’i anlamaya çalışırsan orada, çaldıkları, söyledikleri, yazdıkları ortada. Harabi’yi anlamak istersen, Pir Sultan’ı anlamak istersen, Karacaoğlan’ı anlamak istersen orada duruyor, biz onlardan ne anlıyoruz? Asıl soru bu. O da eğitimle olur, gençleri meraklandırmak lazım” dedi. 

İktidara yakın gazetelerde çıkan sanatçı röportajlarını değerlendiren Erzincan “Kimseyi yargılamak istemem ama ben yapmam, gitmem. Büyük de konuşmayayım ama şu koşullarda röportaj vermek istemem. Burada kişiliğine, taşıdığın kültüre zarar vermeyecek bir üslup takınmak gerekir” ifadelerini kullandı. Söz usta sanatçıda

‘Gezici Bağlama Atölyesi’ ile başlayalım, nasıl ortaya çıktı bu fikir? 3 il belirlendi, neden bu iller ve neler yapıldı?

Erzurum, Erzincan ve Dersim bölgesinde böyle bir çalışmaya başladık. Bu bölgeyi tercih etmemin sebebi, Erzurum, kendi doğduğum, Erzincan ve Dersim ise daha çok müzikal karakterimin şekillendiği, oralardan beslendiğim topraklar. Böyle bir çalışmaya nereden başlasam diye düşündüğümde ilk aklıma gelen yerler, benim ben olmasebebim bu topraklar. Buralara karşı bir borcum olduğunu düşünerek bu toprakları seçtim. Eylül ayında bir sınav yaptık, bu 3 ilden toplam 250 öğrenci başvurdu, 25 tane öğrenciyi seçtik. Burada 4 tane asistan görevlendirdik, ben İstanbul’dan onlara doküman ve video gönderiyorum, orada çalışmalarını yapıyorlar. Sonra ben ayda bir gittiğimde bölgelerden gelerek bir köyde toplanıyoruz, dersimizi yapıyoruz. Ders bitiyor, dersten sonra muhabbetimizi ediyoruz. Çok amaçlı bir şeye dönüştü. 

‘AYDINLARIMIZIN HALKA İNMESİ GEREKİYOR’

Bundan sonrası peki, neler düşünüyorsunuz atölye çalışmaları hakkında?

Zor olacağını düşünüyordum ama oralarda bana çok yardımcı oluyorlar, ne yapmak istediğimi biliyorlar. Belki çocukların yakınında, aileden biri yörenin mahalli sanatçısı ama çocuğun içindeki cevheri keşfetmemiş, ben söyleyince fark ediyor. İlk başta oradaki imkânıolmayan çocuklara yardım etme fikrinden çıktı bu proje. Ama sonrasında halk müziğine hizmet etme noktasına evrildi. Büyük kentlerde eğitim veriyoruz, hep şöyle oluyor; ‘Ya çok güzel çalıyor, çok güzel söylüyor ama…’ diyoruz. ‘Yerel koku yok, toprak kokusu yok’ gibi cümleleri çok kişiden duyarsınız. Şimdi bu çocuklarda o ‘Ama…’ ortadan kalkıyor. Eğitimi verdiğin zaman zaten toprak kokusu var onlarda. O anlamda oradan buraya, müziğe doğru katkıların çıkacağını düşünüyorum. Hayal ediyorum, onların içinden mutlaka çıkacak. Ben onlarla dünyayı gezeceğim, nereye gidersem götüreceğim. Alanında yetkin, imkânı olan aydınlarımızın halka inmesi gerekiyor. Bir teşvik olsun diye, çalışmanın ürününü ortaya çıkarıp paylaşmak istiyorum. 

Halk müziğinin bugünkü yerini size sorsam, nasıl görüyorsunuz? Hep ‘Arkası gelmiyor, aşık geleneği bitti mi?’ tartışmaları oluyor. Ne durumda halk müziği, hak ettiği yerde mi?

Soruyu ters çevirmek lazım. Halk, halk müziğinden yeterince faydalanıyor mu? Biz ondan ne kadar faydalanıyoruz derseniz, yeterince faydalanmıyoruz. Orada duruyor halk müziği. Veysel’i anlamaya çalışırsan orada, çaldıkları, söyledikleri, yazdıkları ortada. Harabi’yi anlamak istersen, Pir Sultan’ı anlamak istersen, Karacaoğlan’ı anlamak istersen orada duruyor, biz onlardan ne anlıyoruz? Asıl soru bu. O da eğitimle olur, gençleri meraklandırmak lazım. Şelpe tekniğinin ipuçlarını aldığımız Ramazan Güngör ustaya soruyorlar, ‘Senin bu çok özel çaldığın bir teknik. Senden sonra da çalan yok, ne yapmak lazım’ diyorlar. O da tek kelime söylüyor: ‘Meraklandırmak lazım!’ Bu çok önemli, merak uyandırdığınız zaman gençlere, o bir şekilde dibine kadar ulaşır, her şey bir merakla başlıyor. Ben de çocuklarımızda, gençlerimizde bu merak uyansın diye çabalıyorum. 

Peki, TRT tartışmaları? Biliyorum çeşitli yerlerde cevaplar verdiniz ama…

Ben o yaşananlara cevap verdim aslında evet ama o benim boynumda güzel bir madalyadır. O ceza ülkeye ihanetin cezasıdır, ben ihanet etmedin bu ülkeye hizmet ediyorum. Ülkeye hizmet edene böyle bir ceza veriliyorsa kimin ihanet ettiğini zaman gösterecek. 

Size de çok tartışılan, eleştirilen ‘röportaj’ teklifi gelse…

Kimseyi yargılamak istemem ama ben yapmam, gitmem. Büyük de konuşmayayım ama şu koşullarda röportaj vermek istemem. Ama gidilebilir mi? Gerçekten bazı insanlar gazetenin üstündedir, gider görüş verir. Bazıları da o gazetelerin altında ezilir. Hatırlıyorum, magazin programları olurdu, semah çalınırdı orada sunucu göbek atardı, böyle saçma sapan şeyler olurdu, sen de oraya malzeme olurdun. Ama bir de başka birisi çıkıyor, oradaki herkes kendine çeki düzen veriyor. O kişiden kişiye değişiyor, o önemli bence. Burada kendi kişiliğine, taşıdığın kültüre zarar vermeyecek bir üslup takınma gerekir. 

Son mesajınız ne olur halk müziği sevenlerine?

Bizim ayakta durmamızın yegâne koşulu köklerimize sahip çıkmamız. Büyüklerimizin yaşadığı, söylediği, kıymet verdiği, biriktirdikleri bizi bir arada tutacak şeyler. Bizim bunları toplayıp, gelecek kuşaklara aktarmamız lazım. Nasıl ki bir davul zurna çalındığı anda herkes el ele tutuşup bir anda aynı ruh haline, duygu birliğine gelebiliyorsa bu kıymetli. O davul zurnacının kıymetini bilmek lazım. Orada oynanan halayı bir eğlence olarak görmemek lazım, o bizi bir arada tutan unsur. Orada bir ayak hareketine milyonlarca insanın katkısının olduğunu düşünmemiz lazım, geçmiş var orada. O ayak öyle atılırken binlerce hikâye var, biraz daha uzun veya kısa değil, o kadar, tadı orada. Bu bilinçle hareket edip öyle anlamak lazım. Öyle anlayınca aslında hayat o kadar anlaşılıyor ki, bütün oyunlar bu birliktelikle bozulur. 

‘BAĞLAMA İÇİN BESTELER’ KİTABI YOLDA

Yeni çalışmalarınız var mı?

‘Bağlama İçin Besteler’adlı bir kitap hazırlıyoruz. Bağlamanın farklı akort türlerine ilişkin besteler yaptım, bağlama tekniğini anlatma amaçlı. Hem eğitim, hem de bağlanmanın enstrümantal repertuarını biraz çoğaltmak ve teknik kapasitesine katkı sunma amacı güttüm. Bağlama çalıp söylenen bir enstrüman ama bir yanıyla da onun virtüözitesinden bahsediyoruz. Bundan bahsederken de enstrüman repertuarının yüksek olması lazım, onun eksik olduğunu düşünüyorum. Bu da neden kaynaklı, çalıp söyleme geleneğinin geliştiği için. Ama son zamanlarda bağlama ile enstrümantal müzik de yapılabileceğinin örnekleri verildi, az olan repertuara katkı sunabilme adına yaptığımız çalışma. Zaman içerisinde gençlere, bir sonraki kuşağa bir ipucu olabileceğini umduğum bir çalışma. 2019’un Ocak ayı içerisine yetişeceğini düşünüyorum. 

ÖNCEKİ HABER

Dansçı Cem Demir balkondan düşerek yaşamını yitirdi

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa