26 Kasım 2018 03:20

Tunus’ta genel grevler zamanı

Arap coğrafyasında geçen hafta, kamu emekçilerinin başlattığı ve Tunus tarihinin en büyüklerinden olan grev gündemin baş köşesine oturdu.

Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), maaşlara zam talebiyle tüm kamu kurumlarında grev başlattı. Başkent Tunus’taki sendika binası önünde toplanan işçiler ve kamu emekçileri taleplerini haykırdı (Fotoğraf: Yassine Gaidi/AA)

Paylaş

Ali KARATAŞ

Geçtiğimiz Perşembe günü Tunus, tarihinin en büyük grevlerinin birine şahit oldu. Tunus Genel İşçi Sendikasının (UGTT) çağrısıyla kamu sektöründe gerçekleşen grevin temel talebi; artan hayat pahalılığına karşı “maaşlara yeterli zammın” yapılmasıydı. 24 Ekim’de yapılması planlanan grev, Başbakan Yusuf Şahid’le varılan anlaşmanın ardından iptal edilmişti. Sendika daha sonra taleplerinin karşılanmaması üzerine 22 Kasım’da 700 bin kişinin katılımıyla tüm kamu kurumlarında grevi gerçekleştirdi. UGTT Genel Başkanı Nureddin Tabubi grevin yüzde 95 katılımla ve başarıyla gerçekleştiğini ifade etti. UGTT, “maaşlara zam” talebiyle 17 Ocak’ta tüm kamu kurumlarında bir kez daha greve gidileceğini duyurdu.

Tunus’taki genel grev, Arap basınında geniş yankı buldu. Gazeteler grevi, “Tunus’ta beş yıl içinde en büyük genel grev” olarak nitelendirdiler. Al Arab yazarı Hakim Marzuki, grevi takdir etti. Aynı gazeteden Emin bin Mesud, Tunus’un krizi yönetmekten aciz olduğunu söyledi. Lübnan’da yayınlanan el Diyar gazetesi “grev Yusuf el Şahid hükümetini devirmeyi mi amaçlıyor?” sorusunu sordu.  

BOŞ KARINLARIN DEVRİMİ

Şarkul Avsat gazetesi yayınladığı haber analizde UGTT’nin ücretlerin arttırılmasıyla ilgili hükümetle görüşmelerin başarısız olması halinde alım gücünün düşmesi nedeniyle “Boş kalan karınların devrimi” konusunda uyardı. El Kuds al Arabi gazetesinden Hüseyin Selman, grevin “siyasi gerginliği alevlendirebileceğini çünkü Tunusluların iyi hatırladığı olayların atmosferine geri döndüklerini söyledi.

HALK CEPHESİNDEN TAM DESTEK

Tunus Halk Cephesi yayınladığı açıklama ile UGTT’nin grevine tam destek verdi. Birçok parti, kurum ve şahsiyeti kapsayan Halk Cephesinin bu beyanı, el Sabah gazetesi başta olmak üzere Tunus’ta yayınlanan birçok günlük gazetede yer aldı. Al Şoruk gazetesinde yer alan haber yorumda hiç kimsenin taleplerin meşruluğunu ve grevin haklılığını tartışma konusu yapmadığını ancak hükümetin ücret artışlarını reddetmek zorunda olduğunu yazdı.

LÜBNAN’IN BAĞIMSIZLIK GÜNÜ

Geçen hafta Lübnan bağımsızlığının 75. Yılını kutladı. Akademisyen, Yazar Muhammed Nureddin Lübnan’ın bağımsızlığını kazanan ilk Arap devletlerinden birisi olduğunu yazdı. Nureddin, “Fakat Lübnan’ın siyasi sisteminde mezhepsel temeli benimseyen ilk Arap devleti olması, istikrarsızlığın bir miras olarak devredilmesine yol açtı” dedi. Nureddin mezhepsel temelli siyasi sistemin yolsuzluğun esas nedeni olduğunu da vurguladı.

MISIR’IN BAŞINI AĞRITAN BARAJ

Haftanın diğer önemli gündemlerden biri Etiyopya’da yıllardan beri yapımı devam eden el Nahda barajı. Baraj Mısır’ın temel su kaynağı olan Nil nehrinin en büyük kolu üzerinde yapılıyor.Şarkul Avsat gazetesinden Hasan Ebu Talip, kaleme aldığı, “Mısır’ın baş ağrısı; el Nahda barajı”  başlıklı makalesinde konuya yeniden dikkat çekti. Konunun detayını merak edenler “Mısır ve Sudan’ın can damarı kesiliyor” başlıklı makalemize bakabilir.


GENEL GREVDEN KİM SORUMLU?

Al Şoruk

Tunuslular bugün kamu sektöründe grev yapıyor. Sendika grevi, hükümetin Dünya Bankasının isteği doğrultusunda ücretleri düşük tutmasına karşı vatandaşların yaşam şartlarını dikkate alarak işçilerin satın alım gücünü savunmak için gerçekleştiriyor.

UGTT’nin sesi bu sefer yüksek çıktı. Sendikanın Genel Sekreteri Nureddin Tabubi, Başbakan Ahmed el Şahid ile görüşmesinin ardından genel greve devam kararını aldı. Başbakan ile görüşmenin çözüm sunmadığını ve müzakere etmek için kapıyı kapattığını ifade etti.

EKONOMİK KAYIPLAR

Tunus Genel İşçi Sendikası’nın kamu grevine gidenlerin sayısı 650 binden fazla. Uzmanlar; grevin devlete çok pahalıya mal olacak olan yansımaları ve ekonomik kayıpları konusunda uyardı. Bu grev, 2019 için devlet bütçesi tartışmasının başlangıcıyla aynı zamana denk geldi. Ekonomistler 150 milyar ila 330 milyar arasında bir ekonomik kayıp yaşanacağını söylüyor.

ÖĞRENCİLERDEN  DESTEK

Hiç kimse taleplerin meşruluğunu ve grevin haklılığını tartışma konusu yapmıyor. Tunuslu Öğrenciler Genel Federasyonu, grevi desteklediğini ilan etti. Birlik yaptığı açıklamada grevle ilgili olarak “grev el Nahda hükümetinin maaşları dondurarak ve kamu kurumlarında çalışanların satın alma gücüne darbe indirerek halkın aleyhine açtığı ‘açık ve kapsamlı savaşı’ ele almak için bir vesileyi temsil etmektedir. Dünya Bankası’na, IMF’ye, Dünya Ticaret Örgütüne ve başlıca emperyal güçlere olan bağlılığımız gittikçe derinleşmektedir” denildi.

HÜKÜMETTEN DÜNYA BANKASINA SÖZ

Fakat öte yandan hükümetin ücret artışlarını reddetmek zorunda. Çünkü hükümet Dünya Bankasına genel bütçenin yüzde 70’ni bulan ücretlerin payını yüzde 14 azaltma sözü verdi.Hükümetin resmi sözcüsü Iyad Dahmani, devletin personel harcamaları dışında başka harcamalar yaptığını söyledi.“Fakirleşmiş bir sınıf var, işsizler var ve sorumluluklar var” dedi.

Devletin denetleyici rolünün önemli ölçüde gerilemesinin ve fiyatların yükselmesini engellemek için sıkı bir müdahale yapılmasının bu duruma yol açtığı düşünülüyor.

KAMU EMEKÇİLERİNİN GREVİ VE ULUSAL EGEMENLİĞİN KORUNMASI İÇİN DESTEK

Kamu sektörü; Yusuf el Şahid hükümetinin işçi taleplerine cevap vermeyi reddetmesine bir cevap olarak Tunus Genel İşçi Sendikasının çağrısı üzerine 22 Kasım’da genel grev yapıyor. Hükümet, personel maaşlarındaki artışa itiraz eden IMF emirlerini haklı buldu. Bu vesileyle Halk Cephesi; işçilerin, yoksulların zafer kazanmasını dilemektedir. Kendini Tunus’un egemenliğini ve bağımsızlığını savunmaya adamış Halk Cephesi aşağıdaki noktaları vurgulamak ister:

1- Halk Cephesi, UGTT’nin kamu sektöründe çalışanların  satın alma gücünü ve yaşam koşullarını iyileştirmek ve ulusal ekonomiyi; IMF, şirketler ve sömürgeci güçlerin emirlerine uygun olarak bir avuç liberalin tahribatından korumak için giriştiği bu meşru  grevi ve mücadelesini tamamen desteklemektedir.
2- Halk cephesi, hükümetin ve liberal partilerin ulusal egemenliği ihlal eden vahşi politikalarını kınamaktadır. UGTT’yi, kamu sektörü çalışanlarını ve meşru hakları için mücadele eden bütün herkesi şeytanlaştırma ve çarpıtma kampanyalarını da kınıyoruz.
3- Cephe bütün işçileri, yoksulları çıkarlarının korunması, bu sektörde çalışan işçilerin meşru haklarının savunulması ve ulusal egemenliğimiz için greve aktif olarak katılmaya çağırıyor.
4- Cephe İşçilerin açgözlülük ve sömürüye karşı haklarını almaları için ve aynı zamanda ülkenin egemenliğini hiçe sayan,  satın alma gücünde korkunç bir bozulmaya yol açan halkçı olmayan  ekonomik ve sosyal politikalara karşı tüm vatansever partilere, örgütlere, kişilere sendikal hareketin mücadelesini destekleme çağrısında bulunur.
HALK CEPHESİ - 21. 11. 2018


HANGİ LÜBNAN’A HANGİ BAĞIMSIZLIK?

Muhammed Nureddin/ el Haliç

Lübnan 22 Kasım 1943’te ilan edilen bağımsızlığın 75’inci yılını kutladı. Lübnan, Fransız veya İngiliz sömürgeciliğinden bağımsız hale gelen ilk Arap ülkelerinden biriydi.

Lübnan’ın siyasi sisteminde mezhepsel temeli benimseyen ilk Arap devleti olması, istikrarsızlığın bir miras olarak devredilmesine yol açtı.Her politik huzursuzluk, kısa sürede krizlere dönüşerek tekrarlandı yada mezhepsel bir krize dönüştü. Mezhep; yağma ya da iktidarda kalma için bir örtüydü. Böylece her on yılda bir tekrarlanan krizlerin ilk 1958’de, ikincisi 1967 yılında yaşandı. Daha sonra 1975 yılında patlak veren iç savaş 15 yıl sürdü. Savaş Taif anlaşmasına kadar devam etti.

Lübnan rejimi, yapısını yenilemeden kendini korumayı başardı, Fransız mandasından bu yana iktidardaki siyasi sınıfın yönetimde kalmasına izin verdi. Taif anlaşmasından önce “tek kafalı” olan sistem, “çok kafalı” bir sisteme dönüştü. Her mezhepsel lider, desteklemediği herhangi bir kararı veto etme hakkına sahip oldu.

Suriye’nin 2005’te Lübnan’dan çekilmesinin ardından hükümetlerin kurulması haftalar, aylar, yıllar aldı. Ne zaman Lübnan’ın cumhurbaşkanı seçimi geldiyse, Lübnan’ın başbakanını seçmek için konferanslara ve senelere ihtiyaç duyuldu.

Mezhepler arası anlaşma ve uyumluluk bahanesiyle Lübnan, yolsuzluk üreten en büyük fabrika haline geldi. Bu durum muazzam sayıda sosyal ve ekonomik kriz tarafından kanıtlanmıştır. Bu yüzden hiçbir sorunun kökten çözümü bulunamamaktadır.

 İçme suyu, kanalizasyon suyunun kokusu ve tadıyla karıştırılmış olarak evlere gelir. İlaçlar aniden yükselen fiyatlarla kesintiye uğrar. Elektrik özel jeneratör mafyasına aittir; egemen sınıfın 30 yıl boyunca fabrika kurmaya karar vermediği durumların sebebi budur.

Lübnan’ın en büyük nehri olan Litani Nehri, en büyük kanalizasyon ve zehirlenme çöplüğü haline gelmiş durumda. Nehir artık yüzme, sulama veya başka bir şey için uygun değil.

Lübnan’ın 75 yıl süren bağımsızlığının ardından ne kadar bağımsız olduğumuzu merak ediyoruz.


MISIR’IN BAŞ AĞRISI; NAHDA BARAJI*

Hasan Ebu Talib / Şarkul Avsat

Her ne zaman Mısırlı bir yetkili, Etiyopyalı mevkidaşıyla bir araya gelse, Mısır’ın derinden endişe ettiği Nahda Barajı üzerindeki teknik ihtilafın nasıl sona ereceği hakkında konuşmalar yapılır.

Mısır, inşası tamamlandığında açık ve bağlayıcı anlaşmalar olmadan suyla doldurup çalışmaya başladığında barajın neden olabileceği korkunç sonuçları ciddiyetle takip ediyor. Her zaman olduğu gibi Etiyopya’nın konuya ilişkin verdiği cevaplar olumludur lakin sözlerini eyleme dönüştürmemekte. Dolayısıyla konuşmalar iyi niyet çerçevesinin dışına çıkmamaktadır. İki dışişleri bakanı, yakın bir zamanda Afrika Olağanüstü Zirvesine hazırlık mahiyetinde bir araya geldiklerinde de aynı durum yaşandı.

Etiyopyalı siyasi yetkililerin olumlu sinyaller verdiği bir dönemde, teknik yetkililer tarafından yürütülen ve ilgili tarafların yani Mısır, Sudan, Etiyopya’nın gönül rahatlığıyla kabullenebileceği teknik standartlara dair çalışmaların kasıtlı olarak yavaş yürütülmesi Mısır halkını endişeye sevk ettiği gibi Mısırlı yetkililerin de başını ağrıtıyor. Çünkü çalışmalardan sonuç alınamamakta, boşuna zaman kaybı yaşanmaktadır. Şu an itibariyle dahi barajın inşaatı devam etmekte, Etiyopya, Mısır’ın Nil Nehri’ndeki haklarını, yapılan anlaşmaları ya da özel uzlaşıları dikkate almamaktadır. İstiyor ki mesele oldu bittiye gelsin, barajı kendi istediği şekilde yönetsin, arzu ettiği şekilde de suyla doldursun. İşte Mısırlıların tatmin edici bir çözüm arayışında yaşadıkları en büyük problem burada yatıyor.

Mart 2015’te Hartum’da, Sisi, Beşir ve Desalegn arasında imzalanan İlkeler Anlaşması’nda, Nehirlerin kullanılmasına İlişkin Uluslararası Anlaşmalar dikkate alınarak bazı ilkeler belirlendi. Ancak, bu belgenin en zayıf noktası, belgede Mısır ve Sudan’ın tarihi haklarından hiçbir şekilde bahsedilmemesi ve başta 1929 ve 1959 anlaşmaları olmak üzere bu tarihi haklar dikkate alınarak imzalanan anlaşmalara değinilmemesidir. Etiyopya bu iki anlaşmayı, sömürgeciliğin mirası olmasını ve ülkesinden görüş alınmadan imzalanmış olmasını gerekçe göstererek tanımıyor.

Etiyopya’nın Nil sularına dair stratejisi-iktidardaki siyasi rejimin niteliğine bakılmaksızın- uzun zamandır içi içe geçmiş iki ilkeye dayanmaktadır.

Bunlardan ilki, nehrin suyu Etiyopya’ya aittir ve başka herhangi bir tarafın müdahalesi olmaksızın istediği gibi bu sudan faydalanabilir.

İkincisi, Etiyopya, kendisini üçüncü taraflara karşı sorumlu kılan veya kendisine belirli yükümlülükler yükleyen Nil Nehri ile ilgili herhangi bir belgeyi, ister teknik ister politik olsun imzalamayacaktır.

Bu iki prensibin anlamı, kimsenin tarihsel haklarını tanımayacağım, Mısır ve Sudan gibi üçüncü tarafların su kotalarını dikkate almayacağım demektir.

Barajın inşası tüm Mısırlıların yaşamlarına, özellikle de tarım, turizm, sanayi ve içme sularına ciddi zarar verecektir.

Etiyopya barajının 15 yıl boyunca doldurulması ve maksimum miktarının 74 milyar metreküpe ulaşması durumunda Mısır’ın payı 5 milyar metreküp azalacak, bu da Mısır’a sadece ziraat alanında yılda yaklaşık 75 milyar Mısır lirasına mal olacak demektir.

* Şarkul Avsat gazetesinden kısaltılarak alınmıştır

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Otomobilin çarptığı zihinsel engelli yurttaş yaşamını yitirdi

SONRAKİ HABER

Stuttgart'ta mültecilerle dayanışma yürüyüşü: Irkçılığa ve yurt dışı edilmeye hayır

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa