Gelecekten çalınan 8 gün

Fotoğraf: Evrensel

Gelecekten çalınan 8 gün

16. Gençlik Yaz Kampı’na katılan gençler, kampta hayat bulan kolektif yaşamı gelecekten çalınan 8 gün olarak değerlendirdi.

‘SORUMLULUK ALMAYI ÖĞRENDİM’

Eren BEYAZGÜL
Mamak/Ankara

Kampın verimli geçeceğini düşünsem de düşündüğümden daha verimli geçti. Ben hayatımda kardeşliğe çok değer veririm. Burada dertlerimizi paylaşıyoruz ve sorunlarımızı çözüyoruz. Kampa gelmeden önce yalnız kalmaktan, arkadaş bulamamaktan korkuyordum. Ama hiç böyle bir sorun yaşamadım.

Burada hiç yaşamadığım bir hayatı deneyimledim. Bu kampın bana bilgi sahibi olmam konusunda katkı sağladığını gördüm. Evet, şimdi diyeceksiniz ki “Sen bu kampta neler yaptın veya neler öğrendin?”, ben de şöyle cevap vereceğim: Ben kitap okumayan, sorumsuz bir insandım. Ama burada sorumluluk almaya karar verdim.

Evdeki ya da okuldaki hayatımızdan farklı bir yaşam var kampta. Bu yaşamın başında atölyeler geliyor. Birçok farklı alanla ilgili atölyeler var. Benim katıldığım atölye Evrim Atölyesi idi. Çok verimli sohbetlere katıldım. Bir diğer kendimi geliştirdiğim alan ise forumlar oldu. Liseli arkadaşlarımla bir araya gelerek okullarımızda sorunları, bu sorunlara karşılık çözümleri konuşuyoruz. Aklımda daha önce çözüm bulamadığım konulara ilişkin yeni çözüm önerileri duymak beni çok geliştirdi.


GENÇLERE DÜŞEN GÖREV

Özgür ÇAMOĞLU
ODTÜ

16.Gençlik Yaz Kampı, benim için sıradan bir tatil değildi. Denize girdik, oyunlar oynadık, sohbetler ettik ama bu bizi eğiten ve geliştiren tarafları da vardı. “Gelecekten çaldığımız 8 gün” diye bahsetmişti arkadaşlarım.

Ben kampa ODTÜ’den katıldım. Doğal olarak da ODTÜ’lü arkadaşlarımla biraz daha fazla vakit geçirdim. Bu kamp süresince arkadaşlarımla farklı aktiviteler ve küçük sohbetler ettik. Kamp boyunca farklı atölyelere giden arkadaşlarımla boş vakitlerimizde birbirimize atölyelerimizde hangi tartışmalar döndüğü üzerine birbirimize aktarım yaptık ve bu konuları birde biz tartıştık. Bu sayede atölyelerden aldığımız verimi arttırmış olduk. Bu atölyelerde ise biraz daha farklı olarak sadece dinleyici olduğumuz bir hocanın çıkıp anlattığı atölyeler değil; bizimde anlatıcı durumuna gelebildiğimiz, tartışmalarla şekil verdiğimiz atölyeler oldu.

BİR ARAYA GELMEMİZ GEREKLİ

Arkadaşlarımla olan tartışmalarımız genellikle “Başka bir dünya mümkün müdür? Bu dünyayı nasıl kazanabiliriz? Marksizm hâlâ güncel midir? Demokratik halk iktidarı nedir ve mevcut burjuva demokrasisinden ne gibi farkları vardır? Bugün bireysel kurtuluş mümkün müdür? İşçi sınıfının mücadelesinden kopuk bir eşitlik ve hak mücadelesi ne kadar başarıya ulaşabilir?” gibi birçok soruya cevap arıyordu. Bunları sadece tartışmaktan ziyade gençlik bugün ne gibi olanaklara sahip ve gençlik bugün kendi geleceğini kurmak için neler yapabilir gibi sorulara da çözüm aradık. Tüm bu tartışmalardan çıkardığım sonuçlar açısından bugün gençlik herhangi bir ayrım olmaksızın bir araya gelip bizim sorunlarımızı yine beraber çözmemiz gerektiğini ve bu çözümler için kalıcı bir gençlik birlikteliğinin gerekliliği sonuçlarını çıkartabilirim. Bu kampın bana en büyük katkısı, biz gençler olarak kendi kurtuluşumuzu sağlamak ve geleceğimizi kurmak için birlikte olursak bir şeyleri başarabileceğimizi gösterdi. Kısaca biz gençlere bu yolda çok iş düşüyor…


EMEĞİMİZİN NASIL SÖMÜRÜLDÜĞÜNÜ ANLADIM

Doğuş GÖKSU
Alibeyköy/İstanbul

16. Gençlik Yaz Kampı benim üçüncü kampımdı. Ancak aralarından en çok zevk ve bilgi aldığım, yeni şeyler öğrendiğim kamp oldu. Bir işçi genç olarak çeşitli işçi toplantılarına katıldım. Sendikalaştığı için işten atılan Flormar işçilerinin söyleşisine katıldım. Bir AVM çalışanı olarak AVM’lerde sıkça gördüğümüz gösterişli Flormar mağazalarının perde arkasında, işçilerin tarafında, neler yaşandığını öğrendim. Mevcut sistemin Flormar işçilerinin emeklerini nasıl sömürdüğünü, bu sömürü düzenini sürdürmek için sendika haklarına neden karşı çıktığını anladım. Bunun sebebinin emperyalizm ve kapitalizm olduğunu daha net kavradım.

‘ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELENİN ÖNEMİNİ KAVRADIM’

İşçi toplantılarında, işçileri sömürerek haftada 45 saat olan mesai saatlerinin 72 saate kadar vardığını, işçilerin en büyük sorunlarının uzun çalışma saatleri, yemek molaları, iş güvenliği ve sigorta olduğunu gördüm. Mesela patron 50 TL’lik sağlam bir ip almak yerine kârdan fazla vermemek için 10 TL’lik ip alıyor, bu da işçilerin tehlikeli bir iş ortamında çalışmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da dünyada yılda 2.3 milyon iş cinayeti işleniyor, ülkemizde 2 bin kişi hayatını kaybediyor. Bunların olmaması için iş güvenliği önlemlerinin alınması, işçilerin sendikal haklarının korunması ve emperyalizm aşamasında yaşadığımız bu zamanlarda, bütün işçilerin ortak talepler etrafında birleşip daha dik duran daha örgütlü bir mücadele yürütmelerinin önemini daha iyi kavradım.

KADIN ÇALIŞMALARI ATÖLYESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

16.Gençlik Yaz Kampı’nda üniversite öğrencisi bir kadın olarak bulunduğum alanlarda da çokça tartışılan kadın sorununun burada nasıl ele alındığı, nasıl çözümler üretildiği merakıyla Kadın Çalışmaları Atölyesi’ne gitmeye karar verdim. Birçok üniversite ve şehirden gelen kadın ve erkek arkadaşlarla bu tartışmaları yürüttüğümüz için kamp dönüşünde hayata karşı farklı düşüncelerin geliştirilebileceğini düşünüyorum.

KADININ ÜRETİMDEKİ ROLÜ

Örneğin üniversitede karşılaştığım çeşitli feminist akımların kadınların kurtuluşu için kapı aralamadığını, sorunun kaynağını kadının üretimdeki rolü ile ilişkili olduğunu vurgulaması açısından atölye önemli bir yere sahipti. Kadının yalnızca hak eşitliği üzerinden kazanımların yetersiz olması, bu mücadelenin işçi sınıfı mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini de vurgulayan atölye; fakültelerde de sıkça bir çözüm olarak kullanılan ifşa ve teşhir yönteminin, kadınlar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini öğretti. Bu yöntemin yasal olarak yaptırımının bulunması ve hızlı bir şekilde kadının aleyhine dönebilmesi gibi...

HADIM, ÇÖZÜM DEĞİL

Bir diğer yandan gündemi oldukça meşgul eden çocuk istismarı ile idam-hadım tartışmaları atölyede dikkatimi çekti. Hükümetin çocuk istismarı ile sunduğu idam ve hadım önerilerinin çözüm olamayacağı, çünkü bu çözümler bireysel kurtuluşu savunan ve istismarcıların “hastalık” kategorisine indirgeyen bir bakış açısı. Buna karşı olarak atölyede bizler, çocuk istismarının toplumsallığını vurguladık. Çözümü için ise devletin koruyucu yasalar çıkartmasını ve varolan yasalar üzerinden de cezai indirime gitmemesini önerdik.


KENDİMİ SAKLAMAYA ÇALIŞMADIM

Dilan YILMAZ
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Geçtiğimiz 14 Ağustos’ta geçirdiğim trafik kazası nedeniyle sol kolumu kaybettim. Fiziksel ve ruhsal olarak zor bir dönemden geçtim. Hele ki Türkiye’de bu iki kat daha zordur. İnsanların rahatsız edici bakışları, soruları toplu ortamlardan kaçmama sebep olmuştu. Arkadaşım aracılığıyla katıldığım bu kampta gariptir ki hiçbiriyle karşılaşmadım. Bakkala bile protezle giden ben, kampta protez takmadım. Kimse koluma ne olduğunu sormadı ya da bana acıyarak bakmadı. Uzun süredir rahat olduğum, kendimi saklamaya çalışmadığım tek yer burası.

Genel olarak kampı anlatacak olursam burada zamanınızın boş geçme olasılığı çok az. İlk geldiğimiz gün çeşitli atölyelere katılıyorsunuz. Dans atölyelerinden politikaya kadar her türlü konuda atölyeler var. Mutlaka kafanıza göre bir atölye buluyorsunuz. Buraya çok büyük beklentilerle gelmemelisiniz. Yatacağınız yer çok rahat olmayabilir, her istediğinizde duş alamayabilirsiniz. Sürekli sandalyede oturmak sizi yorabilir. Ama inanın hepsi burada geçirdiğiniz zamana, edindiğiniz arkadaşlıklara, öğreneceğiniz bilgilere değer. Hayata bakış açınızın ve önceliklerinizin farklılaştığını fark edeceksiniz. Ben çok memnun kaldım, çok farklı bir deneyim oldu benim için. Herkesin bu deneyimi tatması dileğiyle.


TARTIŞMALARI MESLEK LİSELERİNE TAŞIYACAĞIZ

Damla AKBAY
Hasan KAZAN
Mertcan CEYLAN
Yakacık Yüksel İlhan Alanyalı MTAL
İstanbul

Meslek liselerinin genel sorunlarını tartıştığımız ve çözüm aradığımız bir kamp gerçekleştirdik. Okuduğumuz okulda yaşadığımız sıkıntıları aktardığımız tartışmalarda ortaya çıkan çözüm önerileri sayesinde fikirler elde ettik. Bu sene staj dönemimiz başlıyor. Staj sorunları tartışmalarını dinleyerek deneyimler elde ettik. Aklımıza takılan soruları kamp alanında ufak tartışmalar yaparak cevaplarını bulduk. Meslek liseliler olarak yaşadığımız aynı sorunları, sıkıntıları paylaştığımız bir kamp geçirdik. Bizler bu kamp alanında ortaklaşa işler yaptığımız, çözümleri birlikte bulduğumuz, kolektif bir kamp yaşadık aslında. Kamp bittiğinde burada öğrendiğimiz ne varsa hayatımıza yansıtacağız. Okullarımıza döndüğümüzde kamp alanında tartıştığımız çözüm önerilerini arkadaşlarımızla tartışıp okullarda yaşadığımız sıkıntıları hep birlikte çözeceğimiz bir dönem geçireceğiz.


SOSYALİZMİN FRAGMANI

Tarık Şahin
Mamak/ANKARA

Kamp kolektif bir çalışma ortamının olduğu, herkesin atölyelerden, panellerden yeni bilgiler öğrendiği küçük bir dünya. Ben Politik İktisat Atölyesi’ne gittim. Bu atölyede güncel politik yaşantıya dair yeni bilgiler öğrendim. Her  gün yapılan panel ve forumlar, birçok konudaki eksikliğimi tamamladı.

Burada normal yaşantıdan farklı bir yaşantı var. İnsanın insan olduğu için değer verildiği, ezilenin olmadığı bir yaşam. Burada geçirdiğim yedi gün bir nevi sosyalizmin fragmanı gibi. Kamp için hayatımda geçirdiğim en güzel günler diyebilirim. Kamp TV’ye gülerken panellerde ve forumlarda konuşmaları dinlerken birçok şey  öğrendim. Yeni insanlar,yeni arkadaşlar kazandım. Mevcut arkadaşlarımla olan ilişkimi geliştirdim. İşte tam da bu nedenle kamptan şehirlerimize dönerken içimde küçük bir burukluk oldu.

www.evrensel.net