3 kuruş için boyun büküyoruz 

3 kuruş için boyun büküyoruz 

Ankara’dan Ekin Yoldaş Kalı ve İstanbul’dan Diyar Yılmaz, gençlerle seçimleri konuştu.

Ekin Yoldaş KALI
Ankara

24 Haziran seçimlerine az bir süre kaldı. Türkiye'nin kim tarafından olduğu kadar belki de daha fazla nasıl yönetileceğine karar verilecek bir seçim olacak. Düzen partileri ise gençlere vaatlerini bir bir sıralıyor. Parayla dolu kartlar, geri ödemesiz burslar, ortadan kalkacak olan işsizlik... Her seçim dönemi duyduklarımızdan öte bir durum yok. Biz de bu vaatlerin gerçekliğini ve gelecekten beklentilerini işçi gençlerle konuşmak için OSTİM'in yolunu tuttuk. 

‘GELECEKTEN NE BEKLENTİM OLACAK?’

Sabahı 7:00'da metroyla Kızılay'dan çıktık yola. Metro tıklım tıklım. Neredeyse herkes uyukluyor. OSTİM'e vardığımızda herkes işe yetişebilmek için hızla çıkıyor metro durağından. Sohbet etmek için tutmaya çalıştığımız gençler ise “Patron geç kalırsam yevmiyemden keser, mesaiye az kaldı.” diyerek yola devam ediyor. 

Duvara yaslanmış sohbet eden iki genci görünce yanlarına gidip derdimizi anlattık. İlk duyduğumuz “Abi ben hayattan kopmuşum şu halime bak bana sorma.” oluyor Ahmet'ten. Nedenini sorduğumuzda: “Bize okuyun diyorlar, burada 3 kuruş paraya patrona boyun bükmek zorunda kalıyoruz. Nasıl okuyalım? Onu getir bunu götür akşama kadar. Şu aşağı atölyede çalışıyorum, sanki patronun oğluyum. Duymadığımız laf yok.” diyor. Ahmet'in yanında Mustafa var. Başka bir atölyeden arkadaşı. Ahmet konuştukça kafasını sallayarak onaylıyor. Gelecekten beklentilerini sorduğumuzda: “Gelecekten ne beklentim olacak? Aldığım para 1000 TL. Etimesgut'ta oturuyorum iki vasıtayla gidip geliyorum. 500 TL yola gidiyor. Her şey pahalandı. Dün 50 kuruşa olan su, bugün olmuş 1 TL. Gelecekten ne bekleyeyim?” diyor. Mustafa lafa giriyor o arada: “Gaza 13 kuruş zam gelmiş yine. Dün 3 litre gaza 20 TL para verdim. Valla ne diyorsa katılıyorum.” diyerek omzunu eline koyuyor arkadaşının.

VAATLER GERÇEKÇİ DEĞİL, ATIP TUTULUYOR

Seçimlerle ilgili gençliğe yönelik vaatler hakkında ne düşündüklerini, onların tercihini sorduğumuzda Ahmet hemen giriyor söze: “Ben ülkücü bir genç olarak bugüne kadar Erdoğan’a oy verdim yine Erdoğan'a oy vereceğim. İttifakı destekliyorum. Herkes çıkmış atıp tutuyor, yok şu iyileşecek bu güzelleşecek. Memleketin hali ortada. Ama vatan millet diyenleri de görüyoruz. Herkes kendi çıkarına bakar olmuş. Bunların vatanı milleti savunduğu yok. Erdoğan'a vereceğim diyorum ama o da atıp tutuyor.” diyor. “Hem boyun büküyorum hem Erdoğan'a oy vereceğim diyorsun, neden?” diye sorduğumuzda: “Böyle görmüşüz ama ben de bunu düşünüyorum.” cevabını alıyoruz. Vakit sınırlı, iş başlamak üzere, iş başlayacak diyerek elimizi sıkıp ayrılıyorlar yanımızdan. Etrafa baktığımızda kimse kalmamış. Metrodan hızlıca çıkanlar iş başı yapmışlar bile. 

BU DURUM GENÇLERİN DUYGULARINI DAHİ YIPRATIYOR

Biz de metroya giriyoruz tekrar. Ahmet ve Mustafa ile sohbetimiz sınırlı olsa da ne kadar rahatsız olduklarını konuşuyoruz kendi aramızda. Daha 20'lerine belki de yeni basmışlar. AKP döneminden başka dönem görmemişler çoğumuz gibi. Ancak bugün yaşadığı sorunların da vaatlerle çözüleceğine inançları yok. “3 kuruşa boyun büktükleri” durum gençlerin duygularını dahi yıpratıyor. Elbette durum böyle devam ederse onlar boyun bükmek yerine dimdik başlarını kaldıracaklardır. 


BİZE SORULMUYOR AMA...

Diyar YILMAZ
İstanbul/ Küçükçekmece

Seçimlere az bir süre kaldı. Biz de AKP iktidarı ile büyüyen ama kimsenin fikirlerini sormadığı gençlere, seçimleri, beklentilerini sorduk. Seçime ilişkin fikrini sorduğumuz gençlerin ya ailelerinden ve okul yönetiminden ya da fikirlerini beyan ettiklerinde iktidar tarafından fişleneceklerinden korktuklarını söyleyebiliriz.

Fikrini sorduğumuz ilk arkadaşımız, 24 Haziran seçimlerinin adaletli olacağını zannetmiyor. “İttifaklarda kısa bir birlik olacağı ardından tekrardan dağılarak herkesin kendi partisini çekeceğini düşünüyorum.” diyor arkadaşımız. Biz “Bu kadar eleştiriden sonra herhalde Millet İttifakı’nı destekliyorsun.” derken, arkadaşımız “Benim düşüncem Cumhur İttifakı olurdu. Çünkü yönetimin gerçekten yapabilecek kişinin Cumhur İttifakı’nda olduğunu düşünüyorum.” diyor. Biz AKP’nin “Devlet yönetmek zor iştir, herkes yapamaz.” söyleminin, gençlik içinde de karşılık bulduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz.

ARTIK YETER

Sözü alan diğer arkadaşımız ekonomik sıkıntılardan bahsetmeden hemen önce, bağımsız olduğunu söylüyor. Öyle ya herkes dış güç olmakla suçlanıyor. Asgari ücretle geçimini zor sağladığını söyleyen arkadaşımız “Buna da şükür ama insan bir yerden sonra yeter diyor.” diyerek sözlerini sonlandırıyor. 

Başka bir arkadaşımıza veriyoruz sözü: “Ya tamam denecek ya da devam korku ve endişeyle susan bu halka. Ama yeter! Ekmek 1.25 bilmeyenlere... Ama ona da zam üstüne zam.”

Diğer arkadaşımızla konuşmaya başlıyoruz. Önümüzdeki seçimlerin Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirten arkadaşımız, liseliler olarak oy kullanamasalar da eğer AKP ve Cumhur İttifakı kazanırsa neler olacağını şöyle açıklıyor: “AKP ve ittifakı kazanırsa sömürü ve faşist düzenin inşasını devam ettireceğini, liselerden bilimi uzaklaştıracağını, gerici yönetimini had safhada devam ettireceğini biliyoruz. Bu süreçte sandıklardan oy çalınmasına engel olmak zor olsa da daha adaletli bir seçim için sandık başlarında oylarınızı koruma altına almanızı önemle rica etmek isterim. Ayrıca OHAL’i bahane ederek birçok işçinin sendikal hakkını elinden aldıklarını, bir gecede çıkarılan KHK’lerle binlerce insanı işlerinden ettiklerini, insanların insanca yaşama hakkını elinden aldıklarını görmenizi istiyorum. Bizi dinî ve milli duygularla sömüren bu iktidara artık dur demenin zamanı geldi hatta geçiyor.”

Sohbetlerimiz sırasında bir kez daha gördük, liselilerin, ak, kara, iyi kötü bütün partiler hakkında bir fikirleri var. Ama kimsenin onlara taleplerini, fikirlerini sormaması bir yana, öğrenciler kendilerini o kadar baskı altında hissediyorlar ki bu baskının daha da şiddetlenmemesi için sessiz kalıyorlar. 

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Haziran 2018 18:46
www.evrensel.net
ETİKETLER Ankaraİstanbul