Sorunlu eğitime, ayrımcılığa, baskılara karşı

Görsel: Pixabay

Sorunlu eğitime, ayrımcılığa, baskılara karşı

Kartal’da Eren Yüceboy liseli gençlerle konuştu. Cemgil Bilici ise nasıl bir lise istediğini yazdı.

Eren YÜCEBOY
KARTAL

Bir araya geldiğimiz arkadaşlarımızdan Serap 11. sınıf öğrencisi, yani önümüzdeki yıl üniversite sınavlarına hazırlanacak. Doğukan ise geçtiğimiz yıl okul ÖTK başkanlığı, bu yıl ise başkan vekilliği yapmış bir 12. sınıf öğrencisi.

OKUL SORUNLARIYLA MÜCADELE

Sohbetimize ilk olarak Doğukan’ın ÖTK başkanlığı süreciyle başlayıp nasıl geliştiği, neden böyle bir karar verdiği ve ÖTK başkanı olduktan sonra neler yaptığı ile başladık. Doğukan, Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi’ne sosyal kulüpleri aktif olan bir ilköğretim okulundan gelmiş. Liseye geldiğindeyse, daha 9. sınıftayken okulun sosyal kulüplerin aktifliği konusunda biraz yetersiz olduğunu görmüş. Okuldaki popülaritesini taçlandırmak isteyen diğer adaylardan ve geçmiş ÖTK başkanlarından farklı olarak bu sıkıntıları düzeltebilmek amacıyla seçimlere katılmış ve kazanmış. Seçimden sonraysa vadettiği çalışmaları sürdürmüş ve çeşitli turnuvalar, geziler, programlar organize ederek okulun sosyal faaliyet eksikliklerini büyük oranda giderebilmiş.

Serap ise Boğaziçi Üniversitesi’nde Çeviribilim Bölümünü okumak isteyen, bu sebeple de lisede yabancı dil sınıfında okuması gereken bir arkadaşımız. Ancak okulda yabancı dil sınıfının açılabilmesi için gerekli kontenjan sağlanamadığından, Serap şu an eşit ağırlık öğrencileriyle birlikte öğrenim görmekte. Bu sebeple bir mağduriyet yaşamasına rağmen, eşit ağırlık öğrencilerinin matematik dersi gördüğü saatlerde okulun başka bir odasında İngilizce dersi verilerek mağduriyeti bir nebze de olsa azaltılmaya çalışılmış. Okul özelindeki bu şikâyetine ek olarak, topyekûn sınav ve eğitim sistemini kapsayan daha büyük bir şikayeti de var Serap’ın: Son sınav sistemi ile birlikte yabancı dil bölümleri için Türkçe ve Matematik sorularının kat sayıları eşdeğer tutulduğundan sınav sistemine yönelik bir şikayette bulunuyor bize.

MESELE UNVAN DEĞİL, AYRIM

Öznel şikâyetlerinden farklı olarak Serap ve Doğukan’ın ortaklaştığı konulardan biri Çember Sistemi. Bu sistem ile birlikte Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi niteliksiz okul kapsamında değerlendirildi ve okul sınavsız bir şekilde öğrenci almaya başlayacak. Nitelikli-Niteliksiz okulların ilk duyurusundan sonra, Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi sosyal medya üzerinde bir kampanya başlatmış ve okullarının nitelikli okul kapsamında değerlendirilmesini talep etmişti. Ancak, okulun genel tutumu da yalnızca bu kampanyadan ibaret değil. Okulun genel şikayeti, Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi’nin niteliksiz olarak değerlendirilmesi değil; sistemin genel olarak nitelikli ve niteliksiz ayrımına gitmesi. Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi öğrencilerinin büyük bölümü, kendi okullarının nitelikli okul değerlendirilmesi halinde mahalle gençlerinin yaşayacakları mağduriyetin farkında. Çünkü okulun bulunduğu mahallede FRZAL’den farklı olarak yalnızca bir lise bulunuyor, o da İmam Hatip Lisesi. Yani Serap ve Doğukan’ın ortaklaştıkları nokta şu: Sorun herhangi bir liseye nitelikli unvanı verilmesi değil, böyle bir ayrımın yanlışlığı.

HÜKÜMETE KARŞI HALKIN BİRLİĞİ

Serap ve Doğukan, bir lise öğrencisi olmalarının ve liselileri kapsayan hükümet uygulamalarının dışında, hükümetin kendisine yönelik de olumsuz bir tavır takınmaktalar. Doğukan’a göre, Türkiye bir üretim ülkesi değil, bir tüketim ülkesi. Bu sebeple iktidarın vadettiği şeyler ve yaptığı uygulamalar da buna göre şekilleniyor. Hükümetin yapmak istediği, bir üretim ülkesi oluşturmak değil, tüketim toplumunu pekiştirmek. Ancak Doğukan’a göre, mevcut hükümet bunu bile tam anlamıyla sağlayamamakta çünkü halkın alım gücü sıfıra yakın. Alışveriş merkezlerinin, market zincirlerinin yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde halk pazarları maddi imkânı pek de iyi olmayan insanlar için bir alternatif oluşturuyordu. Ancak günümüzde alım gücünün de düşmesiyle birlikte insanlar halk pazarlarından bile alışveriş yapamaz hale geldiler. Doğukan, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Muharrem İnce’yi destekliyor ve kazanabileceğine olan inancı da epeyi sağlam. Ancak bununla birlikte Mecliste muhalefetin çoğunluk oluşturması gerektiğinin ve bu sebeple HDP’nin barajı aşması gerektiğinin de farkında. Doğukan, umutlu olmasına umutlu ama şunun da farkında ki bu hükümet demokratik yöntemlerle gitmeye pek de niyetli olan bir hükümet değil. Seçimlerden sonra sonuç ne olursa olsun, halk kitlelerinin alanları boş bırakmaması gerektiğini düşünüyor. Serap ise Doğukan gibi bu hükümetten oldukça bıkmış. Hükümet neredeyse kendisiyle yaşıt bir hükümet ve önümüzdeki seçimde hükümetin gitmesi gerektiğinin ve bunun için de güçlü bir halk ittifakı kurulması gerektiğinin farkında.


LİSE İSTERİM...

Cemgil BİLİCİ
İSTANBUL

Merhabalar, ben Kartal’da bir ortaokul öğrencisiyim. Okulumda, yaşadığımız semtin sorunlarının yansıması olarak öğrencilerde geri eğilimlerin çok fazla olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki okul çevresinde ve okulun içerisinde yansıyan bu sorunlar ailelerde de bir korku ortamı hazırlıyor. Dersleri ise “iyi” diye tanımlayabiliriz. Verilen eğitimin, bence yıldan yıla ayrı bir bakış açısı ile hazırlanması gerekiyor. Mesela benim, 7. sınıfta farklı bir eğitimin üzerine 8. sınıfta bunu daha da geliştiren bir eğitim görmem gerekiyor. Okulumuzda, bu son yıl açısından daha entelektüel ve hocaların para için değil esas katkı için bizlere eğitim verdiğini görebiliyoruz. Sosyal kültürel aktivitelerin ise geneldeki gibi gün geçtikçe azaldığını söyleyebiliriz.

‘BÖYLE BİR EĞİTİM SİSTEMİ KABUL EDİLEMEZ’

Mektubumun asıl sebebi ise LG liselere geçiş sınavı mağduriyetim. Bu sınav bizi ölçmüyor, bilgi birikimimizi böyle sorularla ölçemezler. Bu yüzden de böyle bir eğitim sistemi kabul edilemez. Sınava umutlarla girdik ama elimizde hiçbir şey kalmadı. TEOG vardı, şimdi TEOG gitti. Sistem değişince piyasa üstü X, Y, Z marka kitaplarla soru şekilleri hazırlandı. Zaten ezberci bir eğitim var, şimdi geldiler bizim ezberimizi bozdular. Sistem bana diyor ki “Ben bu soruları hazırlıyorum ve sen bu sınava girmek zorundasın” ama bu bir seçenek değil. Ne demişler, “Bir insan efendisini seçmekle özgür olmaz.” Mesela bir arkadaşım hukuk okumak istiyor. Daha üniversiteye girmemize kaç yıl var, sınavdan çıktık ama hayali olan insanların kafalarındaki baloncukları patlattılar. Olması gereken eğitimde, biz daha 14-15 yaşlarındaki gençlerin yeteneğine ve ihtiyacına göre yönetimin sağlanması gerekir. İnsan tek başına yaşayamaz ve bir toplum içinde var olmamız gerekiyorsa sistem buna göre kurulmalıdır. İnsan emre uymayabilir, o ona aykırı gelebilir ama insan yapısı kendi tasarısını güçlendirdiği zaman kendi disiplinini oturtabilir. Bu şekilde devir, eğitimden bütün alanlara daha disiplinli bir hâle gelebilir. Bu zeminde düşünen, sorgulayan ve tartışan insanların olduğu bir lise düşünüyorum.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Haziran 2018 18:26
www.evrensel.net
ETİKETLER eğitimKartal