Bahçeli, Alaattin Çakıcı’yı böyle savundu: Demirtaş kadar suçlu değil

Fotoğraf: DHA

Bahçeli, Alaattin Çakıcı’yı böyle savundu: Demirtaş kadar suçlu değil

Devlet Bahçeli Organize Suç Örgütü Lideri Alaattin Çakıcı'yı 'Vatan için verdiği mücadeleler var. Devleti yönetenler de bilir' sözleriyle savundu.

Devlet Bahçeli, af istediği ve hastanede ziyaret ettiği Organize Suç Örgütü Lideri Alladdin Çakıcı’yı bu sözlerle savundu: Selahattin Demirtaş kadar suçlu değil. Vatan, millet için verdiği mücadeleler var. Devleti yönetenler de bilir. Benim ülküdaşım o.

Bahçeli, dün akşam iftarda gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin "Alaaddin Çakıcı'yı ziyaret ettiniz. Orada tablo nasıldı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Uzun yıllardır cezaevinde bulunan bir arkadaşımız hastalandığı için Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine alınmış. Duyar duymaz ziyaretine gittim. Değişik cezaevlerinde ağır şartlarda mahkumiyet hayatı olan bir şahsiyet. Hastalığını ciddiye almak ve gerekli tedbirleri geliştirmek lazım. Orada doktor arkadaşlardan aldığım bilgiye göre elden gelen gayret gösteriliyor ama hastalığın ciddi olduğu ifade ediliyor. Dikkate almak lazım." diye konuştu.

Bahçeli, "Af konusunda Çakıcı'yı gündeme getirdiniz, sonra ziyaret ettiniz. İşlediği suçlar bakımından hem çok konuşuldu hem eleştiri aldı. Eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Selahattin Demirtaş kadar suçlu değil canım. Beş tane siyasi parti kuyruk oldu, dışarı çıkarmak için gayret gösteriyorlar. Yani onlar tartışılmıyor da Alaaddin Bey niye tartışılıyor? Biz Alaaddin Bey ile beraber kader kurbanlarını da gündeme getiriyoruz. Alaaddin Bey'in bir yönüyle vatan, millet için verdiği mücadeleler var. Bilen bilir. Devleti yönetenler de bilir, başkaları da bilir. Şimdi devlete ihanet edenleri adaylık için cezaevinden alacaksın, rahatsızlığı nedeniyle önemli sıkıntılar çekmeye başlamış bir şahsı cezaevinde mahkum tutacaksın. Bunu hiç dikkate almadan 'mafya' diyeceksin. Nerede diğer mafyalar? Bu konular üzerinde samimi ve dürüst olmak lazım."

‘BENİM ÜLKÜDAŞIM O’

"Cumhurbaşkanının hasta olan mahkumları serbest bırakma yetkisi var. Çakıcı ile ilgili bir talebiniz olur mu?" sorusu üzerine Bahçeli, "Cumhurbaşkanı'ndan bugüne kadar ben herhangi bir talepte bulunmadım. Yetkisini kullanma iradesi kendisindedir. Bu yetkiyi hatırlatmaya da gerek yok. Ama cezaevinde ağır şartlarda bulunan ve uzun yıllar cezaevinde zulüm görmüş veya çile çekmiş bir kişiyi dikkate alacak bir insani yaklaşımın da olması lazım. Biz kimseye 'şunu şöyle yapın' demeyiz. Cumhurbaşkanı'nın yetkisi var. Yetki bende olsa şimdiye kullanmıştım. Bunu da söylüyorum." dedi.

"Daha önce tanışıyor muydunuz?" sorusuna Bahçeli, "Benim ülküdaşım o." karşılığını verdi.

Dövizde ve para piyasalarındaki dalgalanmalarda ‘dış güçlerin’ etkisinin bulunup bulunmadığı sorusuna Bahçeli, böyle durumlarda siyasi yönden düşünülmüş kaos ve krizleri kuvvetlendirecek tek unsurun ekonomik kriz, kaos olduğunu iddia etti. 

"2000 yılında birtakım olaylar yavaş yavaş gelişirken bu ülke neden bir ekonomik krize gitti? Bu ekonomik kriz çok süratle nasıl tırmandı? Faizler nasıl birden yükseldi?" diye soran Bahçeli şöyle devam etti: "Bazı yorumcular var. Bir taraftan Türkiye'de yüzde 7 kalkınmayı görüyor ve kabul ediyorlar ama diğer taraftan 'Ekonomi felaketin içerisine girdi' diyorlar. Yüzde 70, yüzde 80'lerde yüksek faizlerle hayatını devam ettiren bir Türkiye ekonomisinin yüzde 13 ile yüzde 7 ile batacağı iddia ediliyor. Bütün bunlarla da bir güvensizlik, istikrarsızlık yaratılmak isteniyor. Bunu 2000-2001'de hep beraber yaşarken ısrarla söylenen bir şey vardı? 'Efendim bunu piyasa satın almaz.' Piyasa dediğin İstanbul'da yüz tane büyük işletme veya holding. Hepsinin Menkul Kıymetler Borsasındaki hisse senedi hareketliliği çok cüzi. Bunu satın alsa ne olur, almasa ne olur? Şimdi yine böyle bir küresel olgu Türkiye'de ekonomik yönden de sıkıntı yaratmayı amaçlamış görünüyor bana göre. Çünkü bütün bunları üst üste koyduğunuz vakit Türkiye'nin madem ki siyasi yönden bir istikrara ihtiyacı var, temel hak ve özgürlüklerin yeniden güçlendirilmesini istiyorsunuz, o zaman ekonomik krizi büyük bir oranda aşabilecek birlikteliği sağlayıp Türkiye'yi bu yönüyle bir çöküntüden kurtarmamız lazım. Bu çok önemlidir. Türkiye'de 'ekonomik kriz sadece iktidarı, iktidara destek verenleri, STK'lerden şunları bunları boğacak, diğerleri yaşayacak', böyle şey olur mu? Çöküntü çöküntüdür. Çöküntünün altında kalan da çok zor durumlara düşer. Yurt dışına jurnallerseniz, birtakım çevreler hala Türkiye üzerinde birtakım oyunlar oynar, bozgunculuk yapmaya çalışır, Türkiye'ye gelecek olan birtakım sermaye hareketlerini durdurup geciktirmek gibi oyunlarla bir siyaseti neticelendireceklerini zannediyorlarsa o kimseye yar olmuyor." (AA)

 

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Mayıs 2018 13:52
www.evrensel.net