Türkiye'de evrim neydi, ne oldu?-1

Türkiye'de evrim neydi, ne oldu?-1

Bu sayımızda Türkiye’de evrim teorisinin tarihini ve gelişimini işleyeceğiz.

Günlük yaşamı anlamaya ve yorumlamaya başladığımızda karşımıza çıkan ilk soru canlılığın ve insanın ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığıdır. Bu sorunun cevabı ise kökleri çok uzun zaman önce atılmış ve Darwin tarafından sistemleştirilmiş olan evrim teorisinde yazılı. Peki, evrim teorisi bilim eğitimi dendiğinde akla ilk gelen konulardan biri olmasına rağmen neden senelerdir hatrı sayılır bir devlet ve bürokrasi desteği ile bu kadar önemli bir hedef haline getiriliyor? Bunu anlamak için bu sayımızda Türkiye’de evrim teorisinin tarihini ve gelişimini işleyeceğiz.

Osmanlı’nın son yıllarında evrim teorisine özellikle Darwinizm ve Lamarkizm eksenli olmak üzere Ahmet Mithat Efendi, Suphi Ethem, Abdullah Cevdet ve Ethem Nejdet tarafından değinilmiştir.

ANTROPOLOJİ BİLİM ALANI KURULDU

Osmanlı’nın çöküşü ve beraberinde Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte evrim eğitimi bakımından birçok yeniliğe ve değişikliğe zemin hazırlanmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir ulus devlet oluşturma çabası içinde yeni bir toplumu yaratma sürecinde antropoloji bilimi evrim eğitiminin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Antropoloji bilimi kurulur kurulmaz tıp ihtisasına sahip antropolog adayları Avrupa’ya önemli antropoloji laboratuvarlarında eğitilmek üzere gönderilmiştir. Antropoloji bölümünün kurulması ve yabancı devletlerde eğitim almış antropologların ülkeye dönmesi ile birlikte ilk dersler de başlamıştır. Doğanın ve insanın evrimini içeren ilk ders kitapları bu dönemde yazılmıştır. Ayrıca biyoloji bölümünün de kurulması ile birlikte özellikle Galip Ata’nın yazdığı Darwin biyografisi ile evrim teorisi resmi olarak ülkemizde öğretilmeye başlamıştır. 1930’lu yıllarda biyoloji ders kitapları doğanın tarihi ve canlıların evrimini detaylı bir biçimde içermiştir. 1939 yılı Biyoloji II ders kitabı evrim teorisini çok detaylı şekilde işlenmiştir ve yaşamın çeşitliliği ve canlıların evrimini anlatarak başlanmış, ardından yaşayan canlıların ve çevrenin biyolojik özelliklerine geçilmiştir. Günümüzde uluslararası standartlara sahip birçok modern biyoloji ders kitabı da hemen hemen benzer içeriği takip etmektedir. Peki ne oldu da Türkiye evrim teorisi eğitimi konusunda bu çizgisinden şaştı ve 2017’de olmamıza rağmen 1930’lu yıllardan daha da geriye gitti?

EĞİTİMDE TEK KİTAP REJİMİ

1940’lı yılların başında ders kitaplarında bazı değişiklikler yapılmaya başlanmış ve özellikle doğa tarihi, canlıların evrimi kısımları sansürlenmiştir. 1950 yılında çok partili döneme geçilmesi ile dini bakımdan muhafazakâr politikalar güçlenmiş, Demokrat Parti iktidara gelmiş ve ilk iş olarak 1954 yılında Köy Enstitüleri kapatılmıştır. Köy Enstitüleri uygulamalı eğitimin verildiği ve bilimin doğasının ve işleyişinin öğrencilere pratik deneyimler ile kazandırıldığı bir projeydi, o nedenle özellikle biyoloji gibi yaşam ve doğa bilimlerinin eğitimi daha etkilidir. 1960’lı yıllar ile birlikte muhafazakâr cemaatlerin güçlenmiş ve özellikle Fethullah Gülen grubu sesini duyurmaya başlamıştır. 1960’ların ortalarında Adalet Partisi yönetimi ele alır ve 70’lerde temel amaç “Türk-İslam kültürünün aşağılanan unsurlarının çıkarılması, İslami değerlerin öne çıkarılması ve pozitivizmin dışlanması...” haline gelir ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği tek kitap rejimine geçilmiştir. 1980 darbesinden sonra Türkiye artık dini muhafazakârlığın siyasi yaşamda aktifleştiği, ırkçılığın ve milliyetçiliğin egemen olduğu bir döneme girmiştir. Bu atmosfer ilkokuldan yükseköğrenime eğitimin her alanını gerici politikalar ile biçimlendirmiş, uluslararası eğitim standartlarından izole etmiştir.

YARATILIŞÇILIK BİYOLOJİ KİTAPLARINA GİRDİ

Yükseköğretim Kurulu’nun kurulması ile birlikte özellikle akademisyenler ve üniversite öğrencileri sistematik ve politik olarak kontrol altına alınmış, üniversite eğitimi tek merkezden yönetilmeye başlanarak akademik özgürlük bitirilmiştir. 1985 yılında dönemin eğitim bakanı Vehbi Dinçerler sürpriz bir biçimde merkezi Amerika’da olan Yaratılış Araştırma Enstitüsü’nü (Institute for Creation Research) Türkiye’ye bir konferans için davet etmiştir. Böylece İncil ve Kuran’da benzer olan Yaratılış efsanesinin Türkiye’de biyoloji ders kitaplarına evrim teorisine alternatif olarak girmesi için kafa kafaya verilmiştir (Kence, 1998). 1980 darbesi sonrası hükümeti Türkiye’de dinin siyasallaştırılarak eğitim alanına müdahale etmesini sağlamıştır. Ardından evrim karşıtı hükümet destekli bir hareket başlamıştır. Harun Yahya gibi bilim (evrim) karşıtları da bundan sonra ortaya çıkmıştır. 1990’lar artık Yaratılış efsanesinin biyoloji ders kitaplarına bilimsel evrim kuramına alternatif olarak girdiği dönem olmuştur.


KAYNAKLAR

www.jmo.org.tr/

Apaydın, Z., H. Sürmeli. 2009. Undergraduate Students’ Attitudes Towards the Theory of Evolution. Elementary Education Online 8:820-842

İrez., S. ve Ç. D., Özyeral Bakanay. 2011. An assesment into PreService Biology Teacher’s Approaches to the Theory of Evo

Kaya, F. 2012. Censorship of Human Evolution Education in Turkey. Poster Presentation at the 18th European Anthropological Association, Ankara Turkey 3-6 September 2012.

Kence, A. 1998. Evolution versus Creation in Schools. Eubios Journal of Asian and International Bioethics 8:177-178.

www.evrensel.net