Şebnem Korur Fincancı: 2017'de hak ihlalleri 90’ları aştı

Şebnem Korur Fincancı: 2017'de hak ihlalleri 90’ları aştı

OHAL ve KHK’lerle geçen 2017 yılındaki hak ihlallerini değerlendiren TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 2017'deki ihlaller “90'ları aştı” dedi.

Sadiye ESER  

TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 2017'deki ihlaller için “90'ları aştı” dedi.
Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) geçen 2017 yılının hak ihlallerinde tavan yapan bir yıl olarak kayıtlara geçti. Yaşam hakkı ihlalinden kadına yönelik şiddete, iş cinayetlerinden işkence, kötü muameleye kadar sayısız ihlal kayıtlar altına alındı. İnsan Haklar Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV), en son açıkladıkları rapora göre, yılın ilk 11 ayında; kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu 36 kişi yaşamını yitirdi, 12 kişi ise yaralandı.

ZIRHLI ARAÇLAR 6'SI ÇOCUK 23 CAN ALDI

Güvenlik güçlerine ait zırhlı araçların çarpması sonucu ise 6’sı çocuk olmak üzere toplam 23 kişi yaşamını yitirdi ve 46 kişi de yaralandı. Mayın ve sahipsiz bomba vb. patlaması sonucu 5’i çocuk olmak üzere toplam 6 kişi yaşamını yitirirken, 18'i çocuk toplam 25 kişi de yaralandı. 

EN AZ 2 BİN 278 GÖZALTI

11 ayda işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 570 kişi THİV'e başvuru yaptı. 423’ü gözaltında kaba dayak ve diğer yöntemlerle, bin 855 kişi ise gözaltı yerleri dışında ve güvenlik güçlerince müdahale edilen toplantı ve gösterilerde olmak üzere toplam 2 bin 278 kişi işkence ve kaba muamele ile karşılaştı. 

CEZAEVLERİNDE 17 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Sıklıkla gündeme gelen cezaevlerinde ise, çıplak arama, keyfi muamele, disiplin cezaları, hücre cezaları, tek tip elbise dayatmaları, sürgün ve sevk uygulamaları yaşanmamış boyutlara ulaştı. Cezaevlerinde tespit edilebilen 3’ü çocuk olmak üzere en az 17 kişi çeşitli nedenlerle yaşamını yitirdi. Yine 361’i ağır olmak üzere bin 37 hasta tutuklunun tedavileri yapılmamakta. 

294 GÜNDÜR DEVAM EDEN GREV

Hak ihlalleri çalışma yaşamında da tavan yaptı. KHK’lerle ihraç edilen binlerce kamu çalışanından akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın direnişleri hapis cezasıyla sürdü. İşlerine geri dönme talebiyle 8 Mart 2017'de Ankara Yüksel Caddesi’nde açlık grevine başlayan Gülmen ve Özakça’ya 294 gündür açlık grevindeler. 

ŞAPATAN'DA İŞKENCE

Sokağa çıkma yasaklarının yaygınlaştığı bir yıl olarak Kürt köylerine yönelik işkence olaylarında da artış yaşandı. Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköy), Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Şapatan (Altınsu) köyünde toplu işkence ve ölümle tehdit belleklere kazınan gelişmelerin başında yer aldı. Şapatan’da gözaltına alınan köylülerin Devlet Hastanesinde görevli doktor, “teröristsiniz” diyerek rapor vermeyi reddetti.

Van Erciş’te polis tarafından öldürülen taksici Zafer Ceyhan’a ilişkin açıklanan “çatışma” iddiası araçta kurşun izi tespit edilmezken, dosyaya gizlilik kararı getirildi. Muğla’nın Seydikemer ve Ortaca bölgesinde 4 Ekim’de 7 kişi darp edilerek gözaltına alındıktan sonra çırılçıplak asfaltın üzerine yatırılmış haldeki fotoğrafları servis edilmesi infiale yol açtı. Devamında 5 ve 6 Ekim'de çatışma çıktığı iddia edilerek, 5 kişinin yaşamını yitirdiği, ardından 1 kişinin de üzerindeki bombayı patlatarak yaşamını yitirdiği iddia edildi. Daha sonra yaşamını yitiren 6 kişinin cenazeleri ailelerine teslim edildi. Aileler ile birlikte cenazeleri teşhise giden avukatlar gördüğü cenazelerde çatışma izi olmadığını, bazı cenazelerde kurşun izi bulunmadığını öne sürdü.

YILININ SON GÜNLERİNDE İNTİHAR İDDİASI

Yılın son günlerinde ise Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 15 Aralık’ta yol denetimi sırasında gözaltına alınan Murat Araç’ın ilçe emniyet müdürlüğü binasının 3’üncü katından atlayarak intihar ettiği iddiasına karşın, ölü muayene raporunda ölüm nedeni tespit edilmezken, aile şüpheler üzerine yoğunlaştı. Araç’ın şüpheli ölümüne ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu "örgüt talimatıyla intihar etti" iddiasında bulundu. 

267 CENAZE MEZARLIKTAN ÇIKARILDI 

Yıl içinde mezarlıklara ve cenazelere yönelik yıkım, tahrip en son Garzan Mezarlığı’nda 267 cenazenin mezarlıktan çıkartılarak bilinmeyen bir yere götürülerek sürdü. 

‘ADALET DUYGUSU SIFIRLANDI’

Hak ihlallerini izleyen ve kaydeden kurumlardan TİHV’in Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, her zaman var olan cezasızlık sorunun OHAL ile birlikte bir yapıya kavuştuğunu söyledi. Yaşam hakkı ve işkence yasağının tümü ile ortadan kaldırıldığı koşullara şahit olduklarını dile getiren Fincancı, toplumda çok düşük olan adalet duygusunun neredeyse sıfırlandığını ifade etti. 

‘90'LARI AŞTI'

Durumun gittikçe ağırlaştığına vurgu yapan Fincancı, geçmişle bugünün karşılaştırmasını şöyle dile getirdi: “Bu topraklarda Cumhuriyet tarihinin yarısı OHAL ile geçmiş. Dolayısıyla bir taraftan yeni bir şey de değil. Ama şöyle bir durumla karşı karşıyayız. 90’larda bu ihlaller olurken, sınırlı da olsa bunların karşısında yapabileceğimiz şeyler vardı. Hiç bir şey yapmazsak olayları kayıt altına alabiliyorduk. Ama bugün bu bile suç sayılıyor. İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Cizre raporu nedeni ile soruşturuluyor. Oysa Cizre bir ihlaller yığınıdır, kümesidir. Sırf bu süreçte raporlandırmalar yaptığı için Gündem Çocuk Derneği kapatılmıştır. Dolayısıyla böyle zorluklar var." 

90’larda daha bağımsız bir yargının olduğunu da sözlerine ekleyen Fincancı, OHAL ve sonrası ile yargının bağımsızlığının kalktığını hatırlattı. Fincancı, “O yüzden 90’larda bir takım başka mekanizmalarla sorunların üzerine gidebilme olanağı varken, bugün bu çok sınırlandırılmış durumda. Böyle bir zorluğumuz var” diye belirtti. 

‘İHLALLERİ GÖRÜNÜR KILMAK GÖREVİMİZ’

Hak ihlallerinden kaynaklı Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda uluslararası mahkemelerde mahkum olacağına da dikkat çeken Fincancı, “Devlet mekanizmalarından söz ediyoruz. İster istemez tabi ki onların birbiriyle dayanışma içerisinde, bu devlet organizasyonlarını koruması da kaçınılmaz. Burada sorumluluk aslında bizlere, insan hakları mücadelesi yürütenlere düşüyor” diyerek, yaşananları görünür kılmaya devam edeceklerini ifade etti. 

‘BİR ARADA DURMALIYIZ’

Demokrasi bileşenlerinin, demokrasiden yana olanların, barış talep edenlerin, savaşa karşı olanların bir arada durma becerisi göstermesi gerektiğini sözlerine ekleyen Fincancı, şöyle devam etti: “Farklılıkları öne çıkarma değil, benzerlikleri öne çıkartıp birlikte yürüme becerisini göstermeye hepimizin ihtiyacı var. Aslında bunu yer yer adımları da atılıyor. Aslında bizim bir arada durma becerimizi, benzerlikleri öne çıkararak samimiyetle insandan yana tutum alacağımızı açıklamamız toplumda da bir güven hissi yaratacaktır. Çünkü toplumda bir çaresizlik, alternatifsizlik hüküm sürüyor. Öyle bir duygu var. Onu ortadan kaldırmak gerekiyor. Alternatifi olabildiğini, benzerliklerimizi öne çıkartarak bir arada yürüyebileceğimizi gösterdiğimizde ben toplumda çok ciddi bir destek bulacağını düşünüyorum.” (İstanbul/MA)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Aralık 2017 10:55
www.evrensel.net