Geminiz de düzeniniz de dünyanız da batsın!

Geminiz de düzeniniz de dünyanız da batsın!

İskender Bayhan, başta Erdoğan ve hükümeti tarafından sürekli tekrarlanan 'Hepimiz aynı gemideyiz' vurgusunu kaleme aldı.

İskender BAYHAN

Bugün milyonlarca işçi ve emekçi içerisinde -özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümetinden hâlâ iyi şeyler yapmasını bekleyenler üzerinde- etkili olan bir propagandayla sık sık karşılaşıyoruz: “Hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak hep birlikte batarız ve hep birlikte zarar görürüz.”

Bu kısa cümleler ilk bakışta basit ve sıradan bir doğruyu, oldukça mantıklı bir şekilde ifade ediyor gibi görünüyor. Gerçekte ise milyonlarca işçi ve emekçinin çok ağır bedeller ödemesine neden olan bir çok şeyin üstünü örtüyor.

TARİHİN EN ESKİ YALANI

İnsanlar, toplumlar tarihi boyunca, en temel haklarını ve eşitlik isteklerini sürekli dile getirdi. Onların bu istekleri karşısında, iktidardaki yönetici ve sömürücü güçler ise “kendi çıkarlarının bütün toplumun çıkarlarıyla aynı ve eşit olduğunu” söylediler. İşte bu riyakarlık, toplumlar tarihinin en eski ve en büyük kuyruklu yalanıdır. 

İlk köle ve köle sahibinin tarih sahnesine çıkışından, ilk kapitalistin ve işçinin ortaya çıktığı zamana ve o günden bugüne geçen yüzlerce yıl boyunca çeşitli biçimler altında ve yüksek sesle söylendi bu yalan. “Hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak hep birlikte batarız” cümleleri de işte tarihin bu en eski yalanının bir devamıdır. 

BU GEMİNİN BİR SAHİBİ YOK MU?

Hepimizin içinde olduğu gemiden kastedilen, üzerinde yaşadığımız topraklarla, onun üzerinde kurulmuş olan toplum ve devlet düzenidir. Ve her dönem bu toprakların, toplum ve devlet düzeninin bir sahibi, hakimi ve egemenleri oldu. Onlar da kendilerinden hak ve eşitlik isteyenlere karşı sürekli bu yalanı söylediler. İnandırıcı olup, halktan destek almayı başardıkları oranda da iktidarda kalıp sefalarını sürdüler.

Bugün de ülkeyi yönetenler ve bu topraklara hakim olanlar aynı şeyi yapıyor. Geminin bugünkü sahibi, hakimi, muktediri gerçekte onlar. Ama lafa gelince gemi hepimizinmiş gibi konuşuyorlar. Görünüşte ve her gün, her saat, “millilik ve yerlilik”, “din-iman, önce vatan” diyenler, dolarları, avroları istifleyip, servetlerine servet katıp, Karun gibi zengin olup, lüks ve sefa içerisinde yaşıyorlar. İşçiler, emekçiler hak isteyince de “Hepimiz aynı gemideyiz” diye ıslık çalarak en eski kuyruklu yalanı yüksek sesle söylemeye devam ediyorlar. 

MADEM Kİ AYNI GEMİDEYİZ...

Nedense hep işçiler, emekçiler hak ve eşitlik taleplerini öne sürdüklerinde akıllarına geliyor “hepimizin aynı gemide olduğu.” 

Örneğin Hükümet 2017 yılı büyüme rakamlarını yüzde11.1 olarak açıkladı. Yine resmi verilere göre 2017 enflasyon oranı yüzde 13 civarında. Bir yanda da 2018 yılı için asgari ücrete ne kadar zam yapılacağı hükümetin önünde duruyor. 

Madem ki hepimiz aynı gemideyiz, hükümet neden halkın karşısına çıkıp, “Ekonomimiz büyüyor. İşçilerin, emekçilerin durumu ise çok kötü. Enflasyonun altında eziliyorlar. Bu yıl asgari ücreti şöyle yüzde 40-50 artıralım da cepleri üç beş kuruş para görsün” demiyor? Batarken hep birlikte batıp, zararı hep birlikte görüyoruz da büyüyüp yükselirken neden hep sandala tıkılan ve birlikte yukarı çıkamayan biz oluyoruz?

PEKİ, METAL PATRONLARI NE YAPIYOR?

Bugünlerde on binlerce metal işçisini kapsayan toplusözleşme sürecinden geçiyoruz. Metal patronları özellikle otomotiv sektöründe kâr rekorları kırdı. Ama bir yandan “aynı gemideyiz” diyen MESS, öte yandan TİS’lerde yüzde 3.2 zam öneriyor işçilere.

Şimdi sormak gerekmiyor mu, “Madem ki aynı gemideyiz bu nasıl bir zam oranıdır? Batarken hep birlikte batıyoruz da çıkarken niye hep birlikte çıkamıyoruz” diye. Aynı gemide yüzüp, üretip, yaşarken, hakkımız olanın en azından bir kısmını bize de verseniz de, insanca yaşayacak bir ücret alsak diye...

Ama yok, yapmazlar. Örgütlenip, mücadele edip, hakkımız olanı bileğimizin gücüyle almazsak, onlar “günahlarını bile” vermezler!

TİTANİK’İN HİKAYESİ

Titanik’in filmlere de konu olan hikayesini hatırlayalım. Gerçek bir batan gemi olayıdır bu. 

Aristokrat, tüccar, burjuvaların oluşturduğu dünyanın en zenginleri ile işçi, işsiz yoksullardan oluşan 2000’i aşkın insan taşıyan Titanik, o güne kadar yapılmış en büyük gemiydi. “Asla batmaz” dedikleri Titanik, 1912 yılının Nisan ayında açıldığı Atlas Okyanusu’nda bir buz dağına çarparak battı. Yoksullar geminin kazan dairelerinin de bulunduğu en alt bölümlerinde, 3. sınıf yolcu olarak alınmışlardı gemiye. Zenginlerin çoğu filikalara binip kurtulurken, yoksullar güverteye bile çıkamadı. Gemi batarken demir kapılar üzerlerine kilitlendi ve önce onlar boğuldu. 

Bugün “aynı gemideyiz” diye propaganda yapan hükümetin ve kapitalistlerin çoğunun o günkü zenginlerden daha fazla kurtuluş olanağı var. Dünyanın bir çok yerinde malikaneleri, villaları var hepsinin. Man Adası’nda, Bahamalar’da, Pensilvanya’da ve daha adını bile duymadığımız nice topraklarda... Bankalardaki açık ve gizli hesaplarında milyonlarca dolarları, avroları var hepsinin. Dahası şimdi onların uçan filikaları da var. Maazallah gemi bir batmaya başladı mı pırrr diye uçup gider her biri... 

Bugünkü dünyada, ölümle yaşam arasındaki serüvende onlarla işçilerin, emekçilerin tek bir ortak yönü var. O da nefes alıp veriyor olmak sadece. 

FAYDASI YOK BU KUYRUKLU YALANLARIN

Günümüz kapitalist dünyasında işçi ve emekçilere sıklıkla hatırlatılan bu sözlerin gerçekte tek bir anlamı ve amacı var: Emeğinin karşılığını isteme, yaşadığın kötülüklere ses çıkarma ve hakkın olanı istemekten kork! Memleketin ve kendinin içinde bulunduğu mevcut durumu kabul et, itaat et, şükret ve günü gelince de böylece geberip git... 

Açıktan veya üstü kapalı olarak böyle söyleyen ve isteyen kim olursa olsun... İster Cumhurbaşkanı Erdoğan, ister Hükümeti, ister MESS, isterse sendika ağaları olsun... Bu sözlere inanmanın ne metal işçilerine, ne cümle emekçilere, ne de memlekete bir faydası yoktur.

Kurtuluşun tek yolu, onların elinde batmadan gemiyi ele geçirmektir. 

Geçmişte işçiler, emekçiler ne zaman ki “Gemileri yaktık, geri dönüş yok” dediler, ancak o zaman bir şeyler kazanıp, ileriye gittiler. Şimdi de aynısını yapma zamanı gelmedi mi? Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanların batsın bu gemi, batsın bu düzen, batsın bu dünya demesi gerekmez mi? 

Gemilerin en güzelini ve en sağlamını yaparak daha güvenli sularda geleceğe hep birlikte yelken açmak için...

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Aralık 2017 14:07
www.evrensel.net