TÜPRAŞ’ta facianın sebebi ağır iş yükü ve denetimsizlik

TÜPRAŞ’ta facianın sebebi ağır iş yükü ve denetimsizlik

PETKİM’de 22 yıl teknisyen olarak çalışan Gürkan Develi, 4 işçinin yaşamına mal olan facianın sebeplerini anlattı.

Ahmet KANBAL

Koç Holding’e ait TÜPRAŞ’ın İzmir Aliağa’daki rafinerisinde 11 Ekim’de 4 taşeron işçisinin yaşamını yitirdiği, 2 işçinin yaralandığı depolama tankındaki patlamanın ardından taşeron çalıştırma ile iş sağlığı ve işçi güvenliği yeniden gündeme geldi.

TÜPRAŞ’ın “gaz sıkışması” olarak açıkladığı patlamaya ilişkin yaralı kurtulan işçilerden Fatih İba, “İşe başlamadan önce gaz ölçümü yapılmadı” demişti. Buna karşı işten atılma kaygısı nedeniyle konuşmaktan çekinen TÜPRAŞ işçileri, yaşanan patlamada ihmal olduğunu dile getirdi.

‘DENETİMLER HUKUKSAL UYGULAMALARLA SINIRLI’

İşçiler TÜPRAŞ’ı iş güvenliği anlamında “Türkiye’nin en önemli firmalarından birisi” olarak tanımlarken, iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini, haftalık toplantılar yapıldığını dile getirdi. İş güvenliğinin eğitimle sınırlı olduğunu belirten işçiler, denetimlerin taşeronlaştırma ile birlikte yetersiz olduğunu ve ihmaller doğurduğunu belirtti.

Devlet kurumuyken 2006 yılında özelleştirilen TÜPRAŞ’ta taşeronlaştırmanın denetimleri hukuksal uygulamalarla sınırlı tuttuğunu kaydeden işçiler, bu nedenle uygulama alanlarında zafiyetler doğduğunu dile getirdi. Denetimi yapanların ihmalinin söz konusu olduğunu belirten işçiler, bazı günler denetim yapılıp yapılmadığının farkında bile olmadıklarını ifade etti.

‘TANKIN İÇİNİ TEMİZLEMEK YETMİYOR’

TÜPRAŞ’ta yaşananları özelleştirme ve taşeronlaştırmanın yarattığı sorunlara bağlayan Aliağa’da bulunan PETKİM’de 22 yıl teknisyen olarak çalışan Gürkan Develi’nin değerlendirmeleri yaşananlara da ışık tutuyor. Patlamanın kapalı bir ortam olan tankta meydana geldiğini belirten Develi, “İşyerlerinde herhangi bir problem ortaya çıktığında çalışma ortamını izole eden bir süreç yaşanır öncelikle. Burada tabi ki izolasyondan sonra hattın içinin boş olup olmadığı kontrol edilir. Yani varsa hatta bir şey, kapalı kanallara akıtılır. Bu kimyasal boşaltıldıktan sonra hat yıkamaya alınır. Yıkandıktan sonra teknik emniyet gelip ölçümler alıyor. Burada yapılan çalışma esnasında da bir tane de o bölümde çalışan deneyimli bir refakatçi yani teknisyen veriliyor. Kapalı ortamlarda teknisyenin sürekli işin başında olması gerekiyor. Bunun elektriği varsa 110 voltun altında olması gerekiyor. Patlamayı önlemek için. Yine giriş çıkışlar sırasında değişen parçaların da ayrıca temizlenmesi gerekiyor. Yani sırf tankın içini temizlemek yetmiyor” sözleri ile patlamanın yaşanmaması için yapılması gereken işi anlattı.

‘TEKNİSYEN İŞ BİTENE KADAR BAŞINDA OLMALI’

Tankların bakım ve onarımı yapıldığı sırada her an bir teknisyenin işbaşında olma mecburiyeti olduğunu açıklayan Develi, “Çünkü kapalı ortamlardaki havanın her an değişme ihtimali var. Ortam havasının değişmesinin yanında normal havanın değişmesi bile burada etkili oluyor. Çünkü bu tanklar başta metal. Bu nedenle içerideki ortam her an değişebiliyor. Bu nedenle bir başta ve bir sonda ölçüm yapmak yerine her 10 dakikada bir ölçüme ihtiyaç duyuluyor. Bu tür durumlarda normalde bir teknisyen o iş bitene kadar o işin başında durmalı ve aralıklarla ölçümler yapmalı” dedi.

‘BİR KİŞİYE BİRDEN FAZLA İŞ YÜKLENİYOR’

TÜPRAŞ ve PETKİM’de teknisyenlerin sınırlı sayıda olduğunu belirten Develi, bir kişiye birden fazla iş yüklendiğini ifade etti. İş yoğunluğu ve personelin azlığından dolayı teknisyenlerin sürekli işin başında duramadığını belirten Develi, “Yani bakım sırasında çalışanların başında refakatçinin sürekli olarak orada kalması gerekiyor. Ama başka yerde de iş verildiği için teknisyen geliyor 5-10 dakika bir refakat ediyor, sonra başka bir işe refakat etmek zorunda kalıyor” dedi. Develi, teknisyenlerin üzerindeki iş yükü nedeniyle ortamın havasının sürekli ölçülemediğini belirtirken, ortam ölçümünün sürekli yapılması durumunda patlamanın önlenme ihtimali olduğunu söyledi.

‘İHMALLER ZİNCİRİ’

Patlamanın nedeni olarak ihmaller zincirini gösteren Develi, taşeron ve özelleştirmelerin ardından iş kazalarının arttığını belirterek şöyle devam etti:
“Burada sistemin de ciddi sorunları var. Burada bir yasa oluşturulmuş. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı yasasının uygulanmasında problemler ortaya çıkıyor. Çünkü bunların ücretleri işverenler tarafından ödeniyor. Böyle olunca da burada denetim yapanlar daha çekingen pozisyonda tavır geliştiriyor. Sendikaların da etkisizliği söz konusu burada. TÜPRAŞ veya PETKİM gibi yerlerde özelleştirmelerden önce iş kazaları daha azdı. Özelleştirmeden sonra iş kazaları hızla arttı. Nerdeyse her gün buralarda iş kazaları yaşanıyor. Ama yansıtılmıyor. Denetim yapan kurumlar bağımsız olmadığı sürece de bu devam edecek.” (İzmir/MA)

www.evrensel.net