10 Ekim Katliamı davası: 11 ambulans hiç yaralı taşımamış

10 Ekim Katliamı davası: 11 ambulans hiç yaralı taşımamış

GPS kayıtları 'Ambulanslar 5 dakika sonra olay yerine ulaştı' diyen Sağlık Müdürlüğünü yalanladı: Ambulanslar yarım saat sonra gelmiş.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

10 Ekim Katliamı davasının 5. grup duruşmasında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Avukat Ziynet Özçelik olay günü görevlendirildiği söylenilen ambulansların GPS kayırlarını aktardı: Sağlık Bakanlığı önünde bulunan ve mitingle ilgili görevlendirildiği söylenilen ambulans hiç yerinden ayrılmamış, patlama sonrasında 11 ambulans hiç hasta almamış, sadece 9 ambulans yarım saat sonra olay yerine gelmiş. Ambulansların büyük bölümü de olay yerinden 1 kilometre ötede beklemiş. 

DAVA ÖNCESİ AÇIKLAMA

Duruşma öncesinde Ankara Adliyesi önünde açıklama yapıldı. 1 dakikalık saygı duruşunun yapıldığı açıklamada, “10 Ekim'i unutma unutturma” sloganları atıldı. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der) Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, 15 gün sonra 2. yıl dönümüne gireceklerini ve 1,5 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini hatırlattı.

10 Ekim katliamı davasının 5. grup duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma öncesinde aileler bir süre mahkeme salonu önünde bekletildi. Müşteki ve sanık avukatları ayrı ayrı bölümlerden salona alındı. Duruşmaya izleyici olarak CHP Milletvekili Şenal Sarıhan, HDP Milletvekili Müslüm Doğan, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz,  EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, EMEP MYK üyesi Levent Tüzel, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Doğan katıldı.

SANIKLAR SALONDA

Tutuklu 18 sanık duruşma salonuna getirildi. Aydın Barosu davaya müdahillik talebinde bulundu. Sanıklardan Resul Demir, Burak Ormanoglu, Metin Akaltın ve Erman Ekici’nin heyetin reddi konusundaki talepleri reddedildi. Mahkeme Başkanı Selfek Giray, dava dosyasına gelen evrakları okudu. Tanıklar Cuma Dabanıyassı, Deniz Duman ve Mehmet Korkmaz hakkındaki soruşturmalarının tespiti için Antep’e yazılan müzekkerelere cevap geldi. Duman ve Dabanıyassı hakkında kamu davası olduğu belirlendi. 

Mahkeme Başkanı Giray’ın dosyaya gelen belgeleri okumasının ardından söz alan mağdur avukatlarından Ahmet Özder tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesini isteyerek, “Mahkemeniz de ceza yargılama ilkelerini ihlal ediyor. Tanık ve sanığa doğrudan soru sorma hakkımızı kullanamıyoruz. SEGBİS yapılan salonda tanığa baskı kurulup, kurulmadığını bilemiyoruz. Tanık olarak SEGBİS ile dinlenen Cuma Dabanıyassı’yı SEGBİS ile dinledik gerekli fotoğrafları gösteremedik” sözleriyle ifade etti.

AMBULANSLARIN GPS KAYITLARI SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜ YALANLADI

Mağdur avukatlarından Ziynet Özçelik, “Sağlıkçılar hakkında İl Sağlık Müdürlüğünün ön inceleme raporunda, patlama sonrasında 51 ambulansın gönderildiği, 17’sinin ilk 5 dakika içerisinde olay yerine gitti söyleniyor. Ancak raporun ekinde her ambulansın patlamadan sonraki hareketleri ve hangi saatte nerede olduklarına dair GPS raporu var. Biz bunları inceledik. Sağlık Bakanlığı önünde bulunan ve mitingle ilgili görevlendirildiği söylenilen ambulans hiç yerinden ayrılmamış, patlama sonrasında 11 ambulans hiç hasta almamış, sadece 9 ambulans yarım saat sonra olay yerine gelmiş. Ambulansların çok büyük bir bölümü 1 kilometre ötede beklemişler. İnsanlar burada ölürken onlar orada beklemişler. Ambulansların büyük bölümü insanlar çırpına çırpına hayatını kaybettikten sonra ölülerini taşımışlar” diye konuştu. 

Özçelik, alana çoklu ambulans gönderilmediğin altını çizerek, “Merkez komutadan sağlıkçılara kendi güvenliğinizi alarak uzakta durun’ denilmiş. Yaşam kaybı sayısının bu sayıya ulaşması sağlık organizasyonunun yapılmaması yatıyor. Bunu yapmayanlar suçlu. Bunun üstünün örtülmemesi gerekiyor” dedi. Özçelik, emniyet görevlileri ve sağlıkçıların görevlerini yerine getirmediğini ifade ederek, mahkeme heyetinin gerçeği ortaya çıkarması için, olayda sorumluluğu olduğunu düşündükleri emniyet görevlilerinin mahkemeye getirilerek dinlenmelerini istedi.

SAĞLIKÇILARA BAKANLIK ZIRHI

Sağlık Bakanlığı Sağlık Denetçiliği Müfettişinin, 10 Ekim Ankara Katliamı’nda  “sağlık hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmediği” iddiasıyla 11 personel hakkında ön inceleme raporu hazırladığı ortaya çıkmıştı. Miting alanında görev yapan TTB üyesi hekimlerin ve katliam tanıklarının “Patlamadan sonra miting alanına atılan yoğun biber gazı nedeniyle  bazı yaralıların hayatını kaybettiği, TOMA'ların ambulansların girişini engellemesi nedeniyle yaralıların hastaneye geç ulaştırıldığı” şeklindeki önemli ifadelerine rağmen, müfettiş raporunda patlama öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetlerinin zamanında yapıldığı ileri sürüldü. Haklarında ön inceleme yürütülen 3 sağlık kurumu müdürünün ise ifadelerinde, “güvenlik uygulamaları nedeniyle sağlık  hizmetinin yeterince sunulamadığına katılmıyoruz” dediği görülürken, Valilik 11 sağlık personeli hakkında soruşturma izni vermemişti.

AVUKATLAR KAMU GÖREVLİLERİNİN DİNLENMESİNİ TALEP ETTİ

Verilen aranın ardından duruşma müşteki avukatlarının savunmasıyla devam etti. İlke Işık, katliamda sorumluluğu olduğunu düşündükleri kamu görevlilerinin de dinlenmesini talep etti: “Kamu görevlileriyle ilgili devam eden tek soruşturma yok. HDP Diyarbakır mitingi, 20 Temmuz Suruç saldırılarından sonra 10 Ekim mitingi ile ilgili istihbaratlar var. Bu istihbaratlar Ankara Emniyetine de geldi. Mitingin tertip komitesi üyelerine bunlardan bahsetmiyorlar. Canlı bombacıların telefonları dinleniyor. Dinleyenler bu adamların katliam örgütlediklerinin farkında değil miydi?" diye konuştu. 

Işık, emniyet görevlilerinin mahkemeye getirilmesi için çalıştıklarına dikkat çekerek, “Geçen celse suç duyurusu üzerine soruşturma var dediniz ancak soruşturma yok. Savcı ben soruşturmuyorum diyor. Bu kadar belgeye rağmen ‘soruşturmuyorum’ deme lüksü yok. Sizin de sayın başkan ‘Ben bu polisleri dinlemeyeceğim’ deme hakkınız yok. Bütün bu emniyet görevlilerini dinlemek durumundayız, siz ‘Bu istihbaratları neden dikkate almadın’ diye sormak durumundasınız. Bu yapılmadığı taktirde adaletten bahsetmeyeceğiz. Adalet önemli bir şey, bu insanlar adalet için geliyorlar. Bu aşamadan sonra buna dair adım atmayan bütün yargı bu katliamlara göz yumulmasında bir parça haline gelecek. Sizin bu emniyet personelini çoktan dinlemeniz gerekirdi” diye vurguladı. Işık, dönemin emniyet görevlileri ve Ankara Valisi’nin duruşma salonunda dinlenmesini talep etti. 

Mağdur avukatlarından Sevinç Hocaoğulları, vali, emniyet görevlileri ve 10 Ekim katliamı öncesinde toplanan İl Güvenlik Koordinasyon toplantısında bulunan herkesin ifadesinin alınmasını istedi. Avukat Nuray Özdoğan, savcılık makamının kısıtlılık kararıyla 10 Ekim hakkında bir soruşturmama süreci işlettiğini ifade etti. Avukat Senem Doğanoğlu da olay yeri incelemesini yapan görevlilerin katliamın ardından görevlerini gereği gibi yerine getirmediğini söyleyerek, “Olay yeri inceleme özensizce yürütüldü. Elimizdeki video kayıtlarında dostlarımızın kayıt altına alındığını,olay yeri incelemeye dair bir şey olmadığını görüyoruz” dedi.

DOSYAYA GELEN BİLİRKİŞİ RAPORLARINA İTİRAZ EDİLDİ

Dava verilen ikinci aranın ardından devam edildi. Müşteki avukatlarından Gülşah Kaya, dava dosyasına gelen bilirkişi raporlarına itirazları olduğunu ifade ederek, “’Pin kodu olmaması nedeniyle ismi kartı incelenemedi' deniliyor. Kimi incelemelerde en basit bilgiler bile yer almazken, bazı yerlerde telefonlarda tüm yazışmalara, verilere yer verilmiş. Ayrıca sanıkların incelemeleri içerisinde müştekilere, yaralılara ilişkin veriler de var. Bunun basit bir hata değil, yargılama ile dalga geçmek olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Bu dijital veriler içerisinde birbirini tanımadığını söyleyen sanıkların birlikte piknik yaptıkları, bazılarının konvoylarda IŞİD bayrağı salladığı fotoğraflar var. Yunus Durmaz’ın mailine girdiğimizde İlhami Balı ile yapıldığı düşünülen görüşmelere ulaştık. Ancak burada yapılan fotoğraf ve video paylaşımlarına ulaşamadık. Bu verileri gizleyen bir program var. Bunun da bir bilirkişi tarafından incelenmesini istiyoruz” diye konuştu. 

Duruşmanın ilk günü avukatların konuşmalarının ardından sona erdi.

DAVANIN GARANTİSİ SİZSİNİZ'

Duruşmanın ilk günün ardından 10 Ekim aileleri ve avukatları Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Avukat İlke Işık, 10 Ekim gününden bugüne bütün sorumluların yargılanması istediklerini belirterek, “Bu katliama göz yummuş, ülkedeki siyasi duruma yön vermek için bu katliamı yapmış kişilerin, yargılanmasını istiyoruz. Mahkeme heyeti, ya emniyet görevlilerinde dahil sorumlular hakkında karar verecek ya da sadece sanıklarla devam edilmesini isteyecek. Bunu hep birlikte yarın göreceğiz. Bu davanın garantisi sizsiniz, Türkiye halklarıdır. 10 Ekim katliamı davada adaleti gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal yaptığı açıklamada kamu görevlilerinin ihmaline değinerek, “Elbet bir gün hesap sorulacak cihatçı çetelerden ve onların işbirlikçilerinden. Sadece adalet değil vicdan ve insanlığın da bittiğini görmek buna şahit olmak içler acısı, bir gün gelecek devran dönecek ve zalimlere karşı mazlumlar kazanacak” dedi.

KİMLER TUTUKLU?

Davanın tutuklu sanıkları şöyle: İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun. Firari sanıklar sanıklar ise şöyle; Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya.


RAHAT RAHAT FAALİYET YÜRÜTMÜŞLER

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Antep’te 7 Şubat 2017 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan IŞİD’in bomba malzemelerini saklamak için kullandığı depoları kiralayan Mehmet Fatih Alıcı’nın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Antep’teki Düğün Katliamı dava dosyasına giren Alıcı ifadesinde, örgütün talimatıyla bomba malzemelerinin saklanması için Antep’te depo kiraladığını, bu malzemeleri IŞİD üyeleri tarafından kendisine söylenen isimlere teslim ettiğini söyledi.  Alıcı, 10 Ekim öncesinde de kendisine bomba yapımında kullanılan malzemelerin geldiğini anlattı. 10 Ekim Katliamı mağdurlarının avukatlarından Eylem Sarıoğlu, Alıcı’nın ifadesinin IŞİD üyelerinin Türkiye’de ne kadar rahat faaliyet yürüttüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Öte yandan Alıcı, ifadesinde 10 Ekim davası sanıklarının IŞİD’le olan bağlantılarını da itiraf etti. 

SANIKLARIN IŞİD BAĞLANTILARINI ANLATTI

10 Ekim davası sanıklarından IŞİD Üyesi Mustafa Delibaşlar’la  2014 yılında irtibata geçtiğini ve ardından 20 kişilik grupla Kilis Elbeyli sınır kapısından Suriye’ye geçtiğini belirten Alıcı, Ria tarafındaki bir köyde IŞİD emiri olduğu belirtilen İlhami Balı’nın adamlarının kendilerini karşıladığını söyledi. Suriye’de Ayrılanlar Grubunun canlı bomba olarak eğitildiğini belirten Alıcı, “Bu grupta Adıyamanlı olarak bildiğim Zana Alkan, Ebubekir kod adlı Mehmet İşbar, Süheyl kod adlı Adem Peri, Diyarbakırlı olarak bildiğim ‘Halit’ kod adlı soy ismini bilmediğim Yunus isimli şahıs vardı. Ayrıca isimlerini bilmediğim Diyarbakırlı ve Elazığlı şahıslar vardı” dedi. Alıcı, IŞİD’lilerin eğitiminin spor, askeri ve dini olarak üçe ayrıldığını, spor ve askeri eğitimin başındaki kişinin “Ebu Nur” kod isimli Fatih Yamaç ve Yamaç’ın yardımcısının 10 Ekim Katliamı sanıklarından Erman Ekici olduğunu söyledi. Dini eğitimi “Abdul Muin” kod adlı Muhammed Cengiz Dayan’ın verdiğini, kamplardan sorumlu olan kişilerin ise “Musap” kod isimli Seyid Aslan ve “Efe” kod isimli Yunus Durmaz olduğu bilgisini verdi.

Alıcı, Telabyad’da 10 Ekim davası sanıklarından Mustafa Delibaşlar ve Nusret Yılmaz’ı gördüğünü  söyleyen Alıcı, Delibaşlar’ın isteği üzerine 10 Ekim Katliamı’nı gerçekleştiren Yunus Emre Alagöz ve “Muaz kod” adlı Mehmet Mustafa Çevik, “Esedurrahman” kod adlı Cengiz Doğan, “Ebu Sümeyye” kod adlı kişilerle birlikte Tabka bölgesine taşındıklarını anlattı. Alıcı, “Mustafa Delibaşlar ve Nusret Yılmaz’ı da Münbiç’e gönderdiler. Ahmet Güneş’i (10 Ekim davası sanığı) Rakka’ya gönderdiler. Daha sonra İlyas Kaya’yı Ahmet Güneş’in yanına gönderdiler. Tabka bölgesine yerleştikten sonra sıcak çatışmalar yaşandı” dedi. 

2015 Nisan ayında İlhami Balı’nın yardımıyla  Elbeyli bölgesinden tek başına Türkiye’ye geçen Alıcı, bir süre Türkiye’de kaldıktan sonra Kilis Ehbeyli Yavuzlu bölgesinden Suriye’ye tekrar gitmiş. Burada kendisini İlhami Balı’nın yardımcısı Deniz Büyükçelebi’nin karşıladığını belirten Alıcı, “Enes bizi alarak Ebubekir’in yanına götürdü. Burada tekrar Ebu Talha kod adlı Erman Ekici beni ve yanımda bulunan Adıyamanlı bir şahıs ile birlikte Tabka’ya götürdü” diye devam etti. 

BOMBA MALZEMESİ BULGUR TORBALARINDA GELDİ

İfadeye göre IŞİD’in Türkiye’de depo kiralama ve gönderilen malzemeleri istenilen yerlere ulaştırma  görevi vermesinden sonra Alıcı’nın 2015 yılının Ağustos ayında kalabalık bir halk grubu içerisinde Türkiye’ye tekrar geldi. Antep Çiksorut Mahallesi’nde depo kiralayan Alıcı, depoya gelen bomba yapımında kullanılan malzemelerle ilgili “Ayşe” kod adlı kişiyle irtibata geçti. Alıcı’nın anlatımına göre 10 Ekim Katliamı öncesinde “Abdulmelik” kod adlı Murat Dayan doblo tarzı bir arabayla gelerek 10-15 kg’lık bulgur torbaları içerisinde 4 adet bomba yapımında kullanılan malzeme bıraktı. 2015 yılının ekim ayının başlarında da “Ayşe” isimli kişi bu malzemelerin teslim edileceği şahısların numaralarını Alıcı’ya verdi. Numarası verilen kişilerden Ercan Çapkın Alıcı’ya patlayıcıları “Fırıncı Nurettin”e götürmesini istedi.Daha sonra da “Salih Yiğit” isimli kişiyle birlikte malzemeleri “Fırıncı Nurettin’in evine götürdü. Alıcı, Nurettin’in evde olmaması nedeniyle malzemeleri Ercan Çapkın’ın evine götürdüğünü de söyledi. ,

‘BU İFADE IŞİD’LİLERE MÜSAMAHA GÖSTERİLDİĞİNİN KANITI’

Avukat Eylem Sarıoğlu, Alıcı’nın ifadesinden IŞİD üyelerinin Türkiye-Suriye sınırını çok rahat kullandığı, yine Türkiye’de çok rahat bir biçimde örgütsel faaliyet yürüttüklerinin anlaşıldığına dikkat çekti. Sınır güvenlik önlemlerinin zayıf olduğunu, bu yüzden canlı bombalar ve IŞİD üyelerinin rahat bir biçimde Suriye’de çatışmalara katıldıkları, askeri ve dini eğitim aldıkları, öğrendikleri şeyleri yeniden sınırı geçip Türkiye’de  uyguladıklarını yargılama boyunca dile getirdiklerini söyleyen Sarıoğlu, “Alıcı’nın ifadesi bu kişilerin Türkiye’de nasıl rahat yaşadıkları, üzerlerinde hiçbir baskı ve yakalanma korkusu hissetmeden örgütsel faaliyetlerini sürdürdükleri görülüyor” diye konuştu. Alıcı’nın 1 Mayıs 2016 yılında Gaziantep Emniyetine yönelik IŞİD saldırısının davasında tutuklu yargılandığını hatırlatan Sarıoğlu, “Bu saldırıyla ilgili 100’ün üzerinde sanık yakalandı. Bu durumun kendisi bile bu IŞİD’lilerin kimler olduğunun, ne yaptığının isim isim bilindiğini gösteriyor. Ama emniyet patlamasından sonra bunlara geniş çaplı operasyon yapılıyor” diye eleştirdi. Alıcı’nın 10 Ekim davası sanıklarına ilişkin ifadelerine de değinen Sarıoğlu, tutuklu sanıklardan Erman Ekici’nin sıradan bir örgüt üyesi olarak yargılandığını ancak Alıcı’nın ifadesinde Ekici’yi askeri eğitimden sorumlu kişi olduğunu söylediğini hatırlattı. Sarıoğlu, Suriye’de giderek çatışmalara katıldığı suçlamasını reddeden tutuklu sanık Burak Ormanoğlu’nun da Alıcı tarafından Suriye’de görüldüğünü ekledi. Mustafa Delibaşlar’a da değinen Sarıoğlu, “Bu isim 2014 yılı öncesinde sınırdan girdikten sonra yakalanıyor. Üzerlerinde bir takım belgeler olmasına rağmen beraat ediyor. Suriye’ye gidip gelmiş bir kişinin beraat ettiği bir dosya bizim önümüzde. Bu IŞİD üyelerine nasıl müsamahalı yaklaşıldığının göstergesi” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Eylül 2017 22:56
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.