10 Ekim'de atılan gazlar sağlık hizmetini engellememiş!

10 Ekim'de atılan gazlar sağlık hizmetini engellememiş!

10 Ekim Ankara Katliamı'nda, bombaların patladığı meydana atılan gaz bombalarının sağlık hizmetini engellemediği iddia edildi.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Sağlık Bakanlığı Sağlık Denetçiliği Müfettişinin, 10 Ekim Ankara Katliamı’nda  “sağlık hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmediği” iddiasıyla 11 personel hakkında ön inceleme raporu hazırladığı ortaya çıktı. Miting alanında görev yapan TTB üyesi hekimlerin ve katliam tanıklarının “Patlamadan sonra miting alanına atılan yoğun biber gazı nedeniyle  bazı yaralıların hayatını kaybettiği, TOMA'ların ambulansların girişini engellemesi nedeniyle yaralıların hastaneye geç ulaştırıldığı” şeklindeki önemli ifadelerine rağmen, müfettiş raporunda patlama öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetlerinin zamanında yapıldığı ileri sürüldü. Haklarında ön inceleme yürütülen 3 sağlık kurumu müdürünün ise ifadelerinde, “güvenlik uygulamaları nedeniyle sağlık  hizmetinin yeterince sunulamadığına katılmıyoruz” dediği görülürken, Valilik 11 sağlık personeli hakkında soruşturma izni vermedi.

SORUŞTURMA İZNİ YOK

Katliam tanıklarının, mağdurların ifadeleri sonrası 10 Ekim Katliamı davasına bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, bombalı saldırının olduğu gün görevini yerine getirmedikleri öne sürülen sağlık personelleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istemişti. Bunun üzerine savcılık da Ankara Valiliğinden soruşturma izni istedi. Valilik, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde 10 Ekim günü görevli 11 sağlık personeli hakkında ön inceleme yaptırdı.

29 Haziran 2017 tarihli ön inceleme raporunda Sağlık Bakanlığı Sağlık Denetçiliği müfettişi,  “patlama öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetlerinin gereği gibi yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı”ni savundu. Valilik de söz konusu 11 kişi hakkında soruşturma izni vermedi.

VALİLİK REVİR ÇADIRI İSTEMEMİŞ

Mahkemeye ulaşan ön inceleme raporunda, sağlık personellerinin ifadeleri yer aldı. Bir sağlıkçı, 10 Ekim Katliamı öncesinde Ankara Valiliğinin revir çadırı istemediğini belirterek “ ‘Organizasyon Gar Meydanından başlayarak, Opera- Atatürk Bulvarı ve Sıhhıye'ye kadar gösteri yürüyüşü şeklinde olacağından, burada sabit bir çadırın kurulması mümkün değil’ dediler” ifadelerini kullandı.

Sağlık personeli, olay yerine yakın ambulansların patlamaların olduğu yere 1 dakika 12 saniyede, diğer ambulansların ise 5 dakika içerisinde ulaştığını ileri sürdü. Ayrıca rapora göre katliamın yaşandığı gün Ankara Tren Garı'nda 1, Mithatpaşa Caddesi Sağlık Bakanlığı önünde 2 adet ambulans ve alanda görevlendirilen sadece 9 sağlık personeli vardı. Rapora göre sağlık istasyonlarından Çiğdem'de 37, Sıhhiye'de 4 ve Siteler'de 15 ambulans bulunuyordu. Haklarında soruşturma yürütülen Eski İl Sağlık Müdürü Dr. M. E. Ç., 112 Acil Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Dr. H. F. İ.ve Eski Acil Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü Dr. M. M. T., katliam günü polislerin gaz kullanması, TOMA'ların ambulansların girişini engellemesi rağmen, “güvenlik uygulamaları nedeniyle sağlık  hizmetinin yeterince sunulamadığı hususuna da asla katılmadıklarını” öne sürdü. 102 kişinin öldüğü katliamda görev alan 6 sağlık personelinin “özverili çalışmalarından dolayı” 29 Ekim 2015'te Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonuna çağrıldığı, bir doktorun da 2016 yılında 14 Mart Tıp Bayramı’da “Yılın Doktorluğu”na aday gösterildiği raporda yer aldı.  

TTB RAPORU: KALP MASAJI SIRASINDA GAZ ATILDI

Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) daha önce hazırladığı 10 Ekim raporunda, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ön inceleme raporunu yalanlayan tespitler yer almıştı. Patlama sırasında alanda yaralılara müdahale eden doktorların ifadelerinin yer aldığı raporda, 22 No’lu tanık sağlıkçı, “Polisin sıktığı gaz nedeniyle yaşamsal müdahalede bulunduğum bir hastayı bırakıp, gazın yoğun olmadığı bir alanda bir süre bekledim ve geri döndüğümde müdahalede bulunduğum şahıs ölmüştü” demişti. Yaralıları kurtarmaya çalışan 16 No’lu sağlıkçı da, “Yaralının başında tam kalp masajı yaparken, bulunduğum noktaya gaz bombaları atıldı ve silah sesi duydum. Yaşamsal müdahalede bulunduğum yaralıyı dahi göremez hale geldim. Yoğun gazın ortasında yaralıdan 3-5 metre uzaklaştım. Gaz hafifçe dağıldığında tekrar yaralının başına döndüm. Yine yaşamsal müdahalede bulundum ancak her şey için çok geçti, yaralıyı kaybettik” diye gazın atıldığı anı anlatmıştı.

'GAZ ATILDI, AMBULANS OLAY YERİNDEN UZAKLAŞTI’

Müdahalede bulunduğu hastayı ambulansa ulaştırmaya çalıştığı sırada yoğun gaza maruz kaldığını belirten 15 No’lu sağlıkçı ise, yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: “Yoğun gaz bombası atıldı. Ben dahil bulunduğumuz bölgedeki tüm yaralılar ve sağlıkçılar yoğun gaza maruz kaldı. İlgilendiğim yaralıyı bırakarak uzaklaşmak zorunda kaldım. O arada ambulans olay yerinden uzaklaştı. Yeniden nefes alabilir hala geldiğimde yaralının yanına döndüm, yaralının genel durumu daha da kötüleşmişti ve zorlukla nefes alıyordu.”

İHD RAPORU: AMBULANSLAR 20 DAKİKA GEÇ GELDİ

İHD tarafından katliam sonrası hazırlanan inceleme raporunda da, bombalar patladıktan hemen sonra, alanda bulunan TTB ve SES üyesi sağlık emekçilerinin yaralılara müdahalede bulunduğu,  az sayıda ambulansın olay yerine yaklaşık 15-20 dakika içerisinde ulaştığı, bu yüzden yaralıların büyük çoğunluğunun özel araçlarla hastanelere taşındığına yer vermişti. Raporda, “Bombaların etkisiyle iki olay yerinde yaşamını yitiren göstericiler, bizzat sağ kalan göstericiler ve olay yerinde bulunan sağlık emekçileri ile daha sonra olay yerine gelen ambulans personeli tarafından kontrol edildiklerinden olay yerinde bırakılmışlardır. Yaralılara müdahale edilirken Sıhhiye yönünden kalabalık bir çevik kuvvet polisi ekibi olay yerine biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahalede bulunmuş ve sağlık personelinin ilkyardım çalışmalarını engellemiştir. Ambulansların yoğun olarak olay yerine gelmeye başladığı (yaklaşık 10:30) zamanı Tandoğan yönünden bir grup çevik kuvvet polisi cenazelerin olduğu bölgeye doğru koşarak ilerlemiş, ambulansların olay yerine gelmesini sağlayan tek yolu tıkayarak ambulansların gelişini geciktirmiştir. Göstericiler, tepki göstererek polislerin geri gitmesini ve yolun yeniden açılmasını sağlamıştır” tespitleri yer almıştı.

YARALILAR DA 'GAZDAN ETKİLENDİK' DEMİŞTİ

10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın, 6- 10 Şubat 2017 tarihleri arasındaki  2. duruşmasında, 125 müştekinin tamamı polisin gazlı saldırısı nedeniyle yaralılara yardım edilemediğini, oluşan kaos nedeniyle ambulansların alana girişinin engellendiğini, kimi yaralıların müdahaleden sonra hayatını kaybettiğini, ambulansların olaydan çok uzun bir süre sonra yardıma geldiğini anlatmıştı. Müştekiler ve avukatları bu durumdan sorumluluğu olanların yargılanmasını istemişti. Mahkeme heyeti de müşteki ifadelerini yeni delil kabul ederek ilgili savcılığa gönderilmesi yönünde karar vermişti.

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Eylül 2017 15:04
www.evrensel.net