Tacize uğrayan çocuğun ailesine  ‘çalışamazsınız’ dayatması

Tacize uğrayan çocuğun ailesine ‘çalışamazsınız’ dayatması

Adana'da apartman görevlisinin kızına yöneticinin tacizde bulunduğu ortaya çıkınca tutuklandı, yeni yönetici görevliyi işten çıkarmaya çalışıyor.

Sevil ARACI
Adana

Adana’nın Güzelyalı Mahallesi’nde 20 yıldır aynı binada apartman görevlisi olarak çalışan ailenin 15 yaşındaki kızına 4 yıl boyunca tacizde bulunan apartman yöneticisi, ailenin şikayeti sonucu gözaltına alındı. 26 Temmuz günü “ev hapsi” kararıyla serbest bırakıldı. 1 Ağustos’ta itiraz üzerine tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tacizci yöneticinin tutuklanmasından sonra görevi devralan ikinci yönetici ise tacize uğrayan çocuğun ailesine “Artık burada çalışamazsınız” diyerek onları işsizlikle cezalandırmak istiyor. Tacize maruz kalan kızın ablası “Küçücük bir kız çocuğuna yapılan bu muameleye tepki gösterip yapanın cezalandırılmasını isteyeceklerine çocuğu ve ailesini cezalandırıyorlar. Hem babam işinden olacak, hem biz evimizden olacağız. Bu çok büyük bir haksızlık.” diyor.

15 yaşındaki A.Y. 4 yıldır ailesinin apartman görevlisi olarak çalıştığı binanın yöneticisi tarafından tacize uğruyordu.  Çocuğun babası 20 yıldır aynı binada apartman görevlisi olarak çalışıyordu. Tacizci ise aynı apartmanda yöneticilik yapmakta idi. Tacizle suçlanan C.S. emekli, evli ve iki çocuk babası. 

Çocuğun anlatımlarına göre taciz yaklaşık 4 yıl önce, yani çocuk henüz 11 yaşında iken başlamış. Ancak A.Y. korktuğu için uzun süre tacizi gizlemek zorunda kalmış. A.Y ve ablası, anne ve babalarının bir süreliğine memlekete gitmesi ile evde yalnız kaldıklarında tacizci sürekli evlerinin etrafında dolaşarak, çocuğu takip ederek daha çok rahatsız etmeye başlayınca son çareyi şikayetçi olmakta bulmuşlar ve olay bu şekilde ortaya çıkmış. 

25 Temmuz günü Emniyet Müdürlüğüne başvuran A.Y. ve ailesi yaşananları anlatarak şikayetçi oldu. Aynı gün gözaltına alınan tacizci 26 Temmuz günü ev hapsi adli kontrolü ile serbest bırakıldı, 1 Ağustos’ta savcının itirazı üzerine hakkında tutuklama kararı verildi. C.S. şu anda cezaevinde. 

Taciz ortaya çıkarıldıktan ve tacizci tutuklandıktan sonra, bu kez apartman görevlisi olan babanın işine son verilmek isteniyor. “On gün yıllık iznin kalmış, bunu kullan, ondan sonra da aileni alıp memleketine dön, artık seni çalıştıramayız” şeklinde konuşan apartmanın yeni yöneticisi tacizciyi değil tacize uğrayanı ve ailesini cezalandırmak istiyor.

Çocuğun 19 yaşındaki ablası hukuki sürecin tüm yükünü üstlenmiş durumda. Önce olayı babasına ve annesine aktarırken destek olmaları için babasının apartmanda büyüğü olarak görüp saygı duyduğu kişiler ile konuyu paylaşıyor. Anne babasına olayı anlatıp emniyete başvurmak konusunda onları ikna ediyor. Sonra tanıdıkları kanalı ile bir avukata ulaşıp onun desteği ile emniyete başvuruyorlar. Daha sonra da Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonuna ulaşıyorlar. Ancak bu sürecin hepsi çok sancılı geçiyor. Çünkü kız kardeşi olayın açığa çıkması ile yıllardır içinde gizlediği sorunlar ile yüzleşmek durumunda kaldığından olsa gerek, sinir krizleri geçiriyor, bayılıyor. Destek istediği apartman sakinlerinin her biri kız kardeşini ve onu sorguya çekiyorlar. Aslında tam olarak beklediği, ümit ettiği desteği de bulamıyor. Bir yandan da tacizcinin aynı apartmanda oturan oğlu ve tacizcinin eşi sürekli mağdurun ablasına hakaretler ve tehditler savuruyorlar. 

Bu taciz vakası aslında bir kez daha tacizcilerin kendilerine kurban olarak daha zayıf durumdaki kişileri, ekonomik olarak daha kısıtlı imkanları olanları seçtiğini gösteriyor. Apartmanın yöneticisi durumunda olan kişi apartman görevlisinin kızını kendine kurban olarak seçiyor. Neden? Çünkü onun sessiz kalacağını, korkacağını, sineceğini düşünüyor. Tıpkı Ensar Vakfı olayında ya da tecavüz edilip öldürülen Suriyeli kadın olayında olduğu gibi. 

Yoksulluğun ve işten atma tehdidinin bir çocuğun hayatını daha elinden almasına izin vermemek için bir çağrı niteliği taşıyor çocuğun ablasının anlattıkları. Abla B.Y. “Bizim bir değerimiz yok. Adamın iki dairesi varsa ve her biri 500 bin lira ediyorsa tacizci de olabilir, tecavüzcü de olabilir, mülkiyet insana her hakkı veriyor. Herkes bize bulaşmasın diyor. Kimse umursamıyor. Çok vicdansız bir yaklaşım olarak görüyorum bunu.” diyor. Bu vicdansızlığa ve adaletsizliğe izin vermeyelim!


ADALET MÜCADELESİ VEREN ABLA ANLATIYOR:

Parası olan yoksul olana her istediğini yapamaz!

Yaşanan tacizi nasıl fark ettiniz? Ne yaptınız yaşananları öğrendiğinizde?
Kız kardeşim ilk olarak 11 yaşında iken bu adamın tacizine uğramış. Ancak korktuğu için kimseye anlatamamış. Ben bir süre sonra kız kardeşimin yazdığı günlükleri tesadüf eseri gördüğümde bunu öğrendim. Muhafazakâr bir aile yapımız var. Üstelik babam da o binada çalışıyor. O yüzden ben de korktum. Bunu ortaya çıkarıp hesap soracak gücü kendimde bulamadım. Temmuz ayı başında anne babamız memlekete gitmişti ve ben kardeşim ile birlikte evde yalnız kalmıştım. Bu süreçte tacizci sürekli bizim evi gözetlemeye, kardeşimi takip etmeye başladı. O gün kız kardeşime bodrum kattaki ortak kullanılan dolapta peynirimizin kaldığını, onu almasını söylemiş. Kardeşim de inmiş ancak bodrumda tacizcinin beklediğini görünce korkarak kaçmış. Sonraki gün kapımızı çalarak kapıyı açan kardeşime yalnız olup olmadığını sordu, konuşmaya çalıştı. Benim içeride olduğumu fark etmemişti. Biz kendi elektrik paramızı kendimiz ödediğimiz halde bizim klima açmamıza izin vermiyorlardı. Ne gerek var diyorlardı. Klima bize göre lüks olmalı çünkü. Ancak biz evde annem babam olmadığında korkumuzdan tüm kapıları, pencereleri kapatıyorduk. Evimiz zemin katta olduğundan içerisi çok kolay görülebiliyor. O adam da sürekli evin etrafında dolaşıp içeriyi gözetliyordu. Biz kapıyı pencereyi kapatınca mecbur klimayı açıyorduk. Tacizci de bizim klimanın su damlatıp damlatmadığını takip ederek bizim evde yalnız olduğumuzu anlıyormuş. Bunu kardeşimle benim içeride olduğumdan habersiz konuşmaya çalıştığında söyledi. 

Bu konuşmayı da duyduktan sonra ben artık birşeyler yapmam gerektiğini, korkmakla, susmakla kurtulamayacağımızı düşündüm. Aynı gün apartmandan çıkarken tacizci ile karşılaştım. Ben biraz oyalanarak geride kaldım ve o ilerledi. Ancak sürekli arkasına dönüp dönüp bakıyordu. Ben de artık dayanamadım ve ona yetişerek “Siz dindar bir adamsınız, size bir şey sorabilir miyim?” dedim. “Tabii sor” deyince, “Bir arkadaşımın 15 yaşındaki kız kardeşi 4 yıldır yaşlı bir adam tarafından taciz ediliyor, siz olsanız ne yaparsınız?” dedim. Bir an afallayan tacizci önce “Ben kardeşine birşey yapmadım” dedi. Sonra saldırganlaşarak “Sen yarım aklınla beni tongaya mı düşürüyorsun, ben bunun hesabını hem senden, hem de babandan sorarım” gibi sözler söyledi. Arkasından bana çeşitli küfür ve hakaretler etti. Ben mahkemeye başvuracağımı söyleyince, “Ben evli barklı, torun sahibi adamım, böyle birşey yapma” gibi sözler etti, biraz özür diler gibi konuştu, “İki yıldır ona hiç dokunmuyorum” dedi. Ben “Bunları 11 yaşındaki kızı taciz ederken düşünecektiniz” deyince de yanımdan kaçıp gitti. Sonradan öğrendiğime göre bizim bu tartışmamızı görenler olmuş ve tacizci de bu konuşmayı soranlara farklı şekilde aktarıyormuş. Tacizciye göre ben o adamdan ayakkabı almak için para istemişim o da vermek istemeyince ben ona iftira atmışım. Oysa benim hiçbir şekilde böyle bir davranışım olamaz. Uzun zamandır çalışıyorum, ailemden dahi para almıyorum.

Kardeşinin durumu nasıl?
Kardeşim dört yıldır travma yaşıyor. İfadesini alan sosyal hizmet görevlisi psikolojik tedavi görmesi gerektiğini söyledi. Sık sık sinir krizleri geçiriyor, ağlıyor, bayılıyor. Aslında tüm aile sarsıldı. Annem sürekli ağlıyor, babam sinirini bizlerden, annemden çıkarıyor. Ben de bayılmalar yaşıyorum. Zor bir süreç bizim açımızdan. Kardeşim Özgecan Aslan olayından çok etkilenmişti. Hatta o dönem yapılan yürüyüşlere katılmıştık birbirimizden habersiz. Orada karşılaşmıştık. Meğer o, kendi de benzer bir sıkıntı yaşadığı için daha çok etkilenmiş. Zaten çok duygusal bir yapısı var.

Babanın işten atılmak istenmesi hakkında ne düşünüyorsun?
Babam onlara gidip, “Artık ben burada çalışmak istemiyorum, benim çıkışımı, tazminatımı verin” dese bu babamın hakkıdır. Çünkü çok ağır bir olay yaşadık. Ancak bizim böyle birşey yapacağımız yerde onlar bizi kovuyorlar. Çünkü düzenleri bozulsun, rahatları kaçsın istemiyorlar. Tacizciyi kovacakları yerde mağduru kovmayı seçiyorlar. Çünkü bizim bir değerimiz yok. Adamın iki dairesi varsa ve her biri 500 bin lira ediyorsa tacizci de olabilir, tecavüzcü de olabilir, mülkiyet insana her hakkı veriyor. Herkes bize bulaşmasın diyor. Kimse umursamıyor. Çok vicdansız bir yaklaşım olarak görüyorum bunu. Küçücük bir kız çocuğuna yapılan bu muameleye tepki gösterip yapanı cezalandıracaklarına o kız çocuğunu ve ailesini cezalandırıyorlar. Hem babam işinden olacak hem biz evimizden. Bu çok büyük bir haksızlık.

KADIN DAYANIŞMASINA GÜVENİYORUZ

Adalet beklentin nedir, bu davanın nasıl sonuçlanacağını düşünüyorsun? 
Aslında çok fazla adalete inancım yok. Her gün adaletsiz sonuçlara dair haberler duyuyoruz. Devletin adaletine çok da fazla güvenemiyorum maalesef. Ama artık öyle bir noktaya geldi ki birşeyler yapmak zorundaydım. Kız kardeşimin yastığının altında bıçakla uyuduğunu gördüm, yazdığı intihar mektubunu buldum. Bu noktada duramazdım, onu kurtarmak için birşeyler yapmam gerekiyordu. Aslında her konu böyle, her hak için mücadele etmemiz gerekiyor, doğa konusunda, işçi hakları konusunda... Ama ne yazık ki ezilenler için fazla adalet yok.

Adana Kadın Platformundan kadınlar size destek olmak, dayanışma içerisinde olmak istiyorlar. Bu dayanışma sizi nasıl etkiliyor?
Kadın dayanışmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Aslında ilk bu yola çıktığımda biraz ümitsizdim. Sadece artık mecbur hissettiğim için, kardeşimi kurtarmak zorunda olduğum için bu yola çıktım. Ama daha sonra bize destek olmak isteyen insanların varlığını öğrenmek bana güç verdi. Neticede pek çok olayda kadın dayanışması ile önemli sonuçlar alındığını biliyorum. Mesela Çilem Doğan davasında bunun en güzel örneğini gördük. Bizim yanımızda olan herkese teşekkür ediyorum. Umarım tacizcinin en ağır şe-kilde cezalandırılmasını birlikte sağlayabiliriz.

www.evrensel.net