Soma davası: Heyetin görevden alınmasına tepki

301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma katliamı davasının 18. blok duruşması HSK kararına tepki ile başladı. Dava 17 Ekim'e ertelendi.

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından açılan davanın 18’inci blok duruşması başladı. Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) yaz kararnamesiyle İzmir Hakimliğine atanan Aytaç Ballı başkanlığında son kez görülecek olan duruşma öncesi yaşamını yitiren 301 madencinin yakınları ve Sosyal Haklar Derneği (SHD) tarafından Akhisar Tren İstasyonu’ndan duruşma salonu olarak kullanılan Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi önüne kadar yürüyüş düzenlendi. 

Yürüyüşe, CHP Manisa Milletvekilleri Özgür Özel ve Tur Yıldız Biçer ile ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, EMEP MYK üyesi Gürsoy Turan, CHP, EMEP, HDP Manisa il ve Akhisar ilçe yöneticileri, Birleşik Haziran Hareketi ile HKP üye ve yöneticileri katıldı.

KESK'e bağlı sendikalardan SES izmir şube başkanı Hülya Ulaşoglu, BES izmir Şube Başkanı Mustafa Güven,  Eğitim Sen Manisa Şube Başkanı Metin Demirel de katılarak ailelere destek verdi.

Aileler olen madencilerin isimlerinin yazılı olduğu pankart ve "Soma'yı unutma unutturma" pankartı ile birlikte, "Canımıza kadar verdik, daha bizden ne istiyorsunuz. Bağımsız Mahkeme heyeti istiyoruz. Soma 301 madenci aileleri" yazılı pankart taşıdı.

CHP Manisa Milletvekilleri Özgür Özel ve Tur Yıldız Biçer’in de katıldığı yürüyüşe birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü destek verdi. Üzerinde 301 madencinin isimlerinin bulunduğu “Unutmadık unutturmayacağız”, “Soma’nın katili AKP’lilerin bekçiliğini yaptığı sömürü düzenidir”, “Hayır bitmedi 301 can için adalet” pankartları açıldı. “Adalet” dövizlerini taşıyan ve yaşamını yitiren 301 madencinin isimlerinin yazıldığı bezleri başlarına bağlayan madenci yakınları ve destekçiler sık sık “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek”, “Hak hukuk adalet” sloganları attı. 

Yapılan yürüyüşün ardından kitle adına yaşamını yitiren madenci Emin Kurt’un eşi Güler Kurt açıklama yaptı. 

‘YARGIYA AÇIK BİR MÜDAHALEDİR’

301 madenciyi katleden Soma Kömürleri A.Ş. yöneticilerin ve avukatlarının siyasi iktidardan aldıkları güçle mahkeme heyetini açıktan tehdit edip, karar aşamasına gelen davayı uzatmaya çalıştıklarını aktaran Kurt, “Hakimler ve Savcılar Kurulu yaz kararnamesi ile Soma Maden Katliamı davasına bakan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Aytaç Ballı ve kıdemli üye Esra Dokur’un görev yerinin değiştirilmesi rutin bir işlemle izah edilemez. 301 işçinin her birinin ismini bilen, iddianame ve bilirkişi raporlarının detaylarına kadar hakim olan, keşfe katılan, onlarca sanığın sorgusunu yapan mahkeme başkanı ve üye hakimin görev yerinin değiştirilmesi yargıya açık bir müdahaledir” dedi.

‘ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEKTİR’

Dava sürecinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düştüğünü vurgulayan Kurt, “Bununla da yetinilmeyerek Park Holding’e bağlı Elbistan Çöllolar Maden Ocağında meydana gelen maden göçüğünde katledilen 11 madencinin davasına bakan ve sorumlulara verdiği cezayı paraya çeviren Hakim Salih Pehlivanoğlu bu mahkemeye başkan olarak atanmıştır” dedi. 301 madenci aileleri olarak adalet arayışını sürdüreceklerinin altını çizen Kurt, “Katliamın bütün sorumluları yargılanıncaya kadar davanın takipçisi olacağız. Adalet ancak, Soma’da ekmeğini kazanırken hayatını kaybeden 301 işçi için adalet varsa gerçekleşebilir. Adalet için sosyal adalet” diye konuştu. 

Kurt’un açıklamasının ardından aileler yoğun güvenlik önlemleriyle birlikte duruşma salonuna geçti.

SAVCI SÜRE İSTEDİ

Bugünkü duruşmaya yine hâkim Aytaç Ballı başkanlığındaki heyetle devam edildi. Aradan geçen sürede, cezaevinin mahkeme salonuna uzak olduğu gerekçesiyle sanıkların SEGBİS sistemi ile davaya katılım göstermek istediklerine dair talepte bulundukları, davanın kapsamı ve fiziki koşullar nedeni ile bu talebin reddedildiği öğrenildi.

Ailelerin avukatları mahkeme heyetinin görevden alınması ile ilgili HSK'ye gonderdikleri ve dosyaya sundukları dilekçenin okunmasını istedi.

Mahkeme heyeti, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeni atanan ve davanın da Savcısı olan Süleyman Topan'a, davaya ait 300 klasör dosyanın 3 terebaytlik harici bellek olarak ulaştırıldığını belirtti.

Savcı Topan, 21.06.2017 tarihinde goreve başladığını belirterek, 301 kişinin öldüğü, 160 kişinin yaralandığı dosya çok kapsamlı olduğu için incelemesinin tamamlanması ve esas hakkında mütalaa için süre istedi.

Suçlamanın katalog suçlar içinde olduğunu, maktul ve yaralı sayısı dikkate alındığında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

'BU DAVA SİYASİ BİR DAVADIR'

Ailelerin avukatlarından Seçil Ege Değerli, davanın başından beri bekledikleri ve hiç olmasını istemedikleri bir şeyin gerçekleştiğini belirterek, "Bu dava siyasi bir davadır. Her cinayet politiktir. Siyasi iktidarın uyguladığı politikaların sonucu olduğu için politiktir. Sanık tarafı siyasi erkin gücünü bu salona sokmaya çalıştı. 'Biz gerekli yerlere, muteber kişilere başvurduk' dediler. Savcılığın ısrarla mütalaa vermemesi, siyasi iktidarın bu davaya müdahalesinin sonucu idi. Sanık tarafı sadece şu an için amacına ulaşmış görünüyor. Hakimlerin tayini iktidar ve sermayenin birlikte hareket etmesinin sonucudur. Bu kadar kapsamlı ve siyasi içeriği olan davada bu noktaya getirmiş olan heyetin karar vermesi gerekirdi. Sadece dosya okunarak, vicdanen karar verilemez" dedi.

'SOSYAL ADALETE UYGUN BİR KARAR BEKLİYORUZ'

Yine ailelerin avukatlarından Hatice Kılıç, gelinen noktada esas hakkındaki beyanlarının tamamlanmamış olduğunu ifade ederek, "Burada iş kazası olduğu kesindir. Sanıkların iş güvenliğini hiçe sayan tavırlarını anlatmaya devam edeceğiz. Parasal yaptırımların işçiyi korumadığı açık. Bu dava emsal olacak. Yeni heyetten sosyal adalete uygun bir karar bekliyoruz" dedi.

'301'İN BEDELİNİ ÖDEMENİZ İÇİN BU DAVAYI ÖLENE KADAR BIRAKMAYACAĞIZ'

Madende yakınlarını kaybetmiş olan avukat Berrin Demir de, iş cinayetlerini taksire bağlama refleksini kırmak, kamusal sorumluları yargılamanın içine çekmek için mucadele ettiklerini belirterek, "Kuzenlerimi burada iş cinayetine kurban verdim. Bu heyetin ne karar vereceğini bilemeyiz ama biz bu heyetin titizlikle çalıştığına eminiz. Dosyaya vakıf idi ve güven tesis etmeyi başarabilmişti. Sanıklar hiç umutlanmasın, 301'in bedelini ödemeniz için bu davayı ölünceye kadar bırakmayacağız" dedi.

MADENCI KIZI: 'NE OLUR GİTMEYİN'

Bir madenci kızı, "Ne olur gitmeyin, sizi bile bile gönderiyorlar. Babam yok, size güvendim, size inandım" diye seslendi.

Avukat Can Atalay da, uğraşlarının daha yaşanır bir ülke için olduğunu belirterek, "Bu adalet sistemi çürümüştür. 7 ay önce savcının esas hakkındaki görüşü hazırdı. İhtiyaç için araya çıktık. Geri geldik savcı dedi ki 'Ben esas hakkında görüşü bir toparlayayım'. 7, 5 aydır esas hakkında görüş vermeyerek Adalet Bakanlığının taşra teşkilatı olan Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı kilitledi. Biz de esas hakkında verdigimiz görüşü degistireceğiz. Biz de üç aydan az olmamak üzere süre talep ediyoruz" dedi.

Atalay gizlilikle bu davanın yürütülemeyeceğine dikkat çekerek, "Sanık gizli soruşturma yürütüldüğünü biliyor ama mahkeme heyeti de dahil başka kimse bilmiyor. Bu nedenle bugün adalet mekanizmasının işleyişi ülkenin alnında kara bir lekedir. Sanıkların tavırları ile çıkar amaçlı bir suç örgütüne ve siyasi bağlantılarına işaret ediyor" dedi.

'KİM BU EN YÜKSEK MAKAM?'

Atalay, sanık avukatlarının, mahkeme heyeti ile ilgili en yüksek makamlarla görüştüklerini söylediklerini hatırlatarak, "Kimdir en yüksek makam? O halde Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi de artık muhataptır. Erdoğan, yürütmenin başı olarak bu kuşkuyu gidermelidir" dedi.

Mahkeme başkanının kendisi ve heyet hakkında soruşturma olduğunu sanık vekillerinden öğrendiğini belirten Atalay, heyete "Henüz dosyadan el çekmediniz. Ezbere bildiğiniz dosyada kararı siz vermelisiniz. HSK'ye dilekçe göndermeniz yeterli değil. Kalmak istediğinizi belirtmeliydiniz" dedi.

'KAYBETMEDİNİZ, ÖLDÜRDÜNÜZ!'

Aile avukatlarının ardından söz alan sanıklardan Can Gürkan'ın, " 301 calisanimizi kaybettik" demesi üzerine aileler, "Kaybetmediniz öldürdünüz. Siz kaybetmediniz biz kaybettik" diye bağırdı. Aileler, "Devletin adaleti yok. Sermayenin adaleti var. Ekmek için oradaydılar, denetlemediler" diye tepki gosterdiler.

ADALET TALEBİNDE İLK AKLA GELEN YER SOMA

  • Sanık tarafı konuşurken madenci aileleri fenalaştı. Ambulanslar mahkeme salonu önüne gelerek fenalaşanlara müdahale etti

Ailelerin fenalaşması üzerine dayaya ara verildi. Burada açıklama yapan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, “3-4 ay önce Mecliste hakimin değiştirileceğine, tehdit ve şantaj altında olduğuna dair şüpheler var diyerek soru sormuştuk. Cevap verilmedi” dedi. Hakimin “Bildiğimden şaşmam isterseniz görevden alın” demesi üzerine görevinden alındığını dile getiren Özel, yerine görevlendirilen hakimin Afşin Elbistan’da sorumlulara para cezası vermekle yetinen hakim olduğunu hatırlatarak “Orada adeta ölenleri suçlu buldu bu mahkeme heyeti” dedi. Hakime “En üst makama seni şikayet ettim” diyen ve Cumhurbaşkanına şikayet edip hakimi değiştirten sanık avukatlarının, Türkiye’nin en pahalı ceza avukatları olduğuna dikkat çeken Özel, “Mağdur ve mazlumun yanında sözle olunmaz. Soma için ilk gün gözyaşı dökenler gelin burada olun” çağrısında bulundu. CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer de “Bütün Türkiyeyi taraf olmaya, mahkeme başkanını da cesur olmaya ve burada kalmaya davet ediyoruz” dedi.

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş “Adalet yollarda aranmaz diyorlar. Mahkemede arayanların ne hale düştüğünü görüyoruz. HSK kimlerden oluşuyor biliyoruz. Yargı bir kişinin iradesine bağlı bina rağmen adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.

Görüşünü aldığımız EMEP MYK Üyesi Gürsoy Turan ise “Bugün adliye salonları mahkemeler adaletin olduğu kadar demokrasi mücadelesinin de önemli alanlarından biri durumunda. Soma davası hem iş cinayetlerine karşı işçilerin yaşam hakkını, hem de adaleti savunmadır. Duruşma bile yapılmadan bütün mahkeme kararlar saraydaki vermek istiyor. Kimin siyasetçi kimin terörist, kimin gazeteci olup olmadığını kimin bilim adamı kimin terörist olduğuna belgesiz mahkemesiz duruşmasız Cumhurbaşkanı karar veriyor. Onun için adalet ve demokrasi mücadelesinin en öncelikli alanlarından biri duruşma salonları olmuştur. Hatırlanacak olursa Soma katliamına ilişkin daha iddianame hazırlanmadan hatta teknik inceleme bile yapılmamışken Cumhurbaşkanı karar verdi ve bu katliama fıtrat dedi. Ailelerin ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle işlerin o yönde ilerlemediğini görmüş olacaklar ki müdahale edip mahkeme heyetini değiştiriyorlar” dedi.

Evrensel'e konuşan maden işçisi Mustafa Şala da “Adalet talebinin bu kadar  öne çıktığı bir dönemde akla ilk gelecek yerlerden biri Soma’dır. 3 yılı aşkın bir süredir devam eden davada, işveren ve hükümet cephesi davayı mecrasından saptırmak için ellerinden geleni yaptılar. Komplo dediler, FETÖ dediler, suçu birkaç mühendisin üzerine yıkarak kendilerini kurtarmaya çalıştılar. Oysa olan biten çok net biz maden işçileri için: “Çalışma kurallarını ve iş güvenliğini yok saydılar, daha çok üretim için işçiyi zora koştular, işi  madencilikte alakası olmayan taşeronlara bıraktılar, zulüme göz yumup, vicdanlarını terk ettiler. Basit bir işletmeyken 10 yılda holding oldular. Bizler davanın peşini bırakmayacağız ve gerçekleri dile getirmeye devam edeceğiz. Evet adalet için! Ama her şeyden çok halen madenlerde çalışan on binlerce işçi için” dedi.

SANIKLARIN TUTUKLULUK HALLERİ DEVAM EDİYOR

Dava, 17 Ekim 2017 tarihine ertelendi. Sanıkların tutukluluk devam ediyor. Aileler, salonda "301'in hesabı sorulacak" sloganı attı ve hakime alkışlar eşliğinde "Siz de direnin. Gitmeyin" diye seslendiler.

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Temmuz 2017 18:44
www.evrensel.net