Manchester saldırısı neden önlenemedi?

Manchester saldırısı neden önlenemedi?

Yüzlerce kişiyi ‘terör saldırısı’ hazırlığı iddiasıyla tutuklatan istihbaratın, Manchester saldırısını engelleyememiş olması tartışma yarattı.

Arif BEKTAŞ
Londra

İngiltere’nin kuzey batısındaki en büyük şehirlerinden biri olan Manchester’da Pazartesi gecesi gerçekleştirilen intihar saldırısında 22 kişi hayatını kaybetti ve 59 kişi de yaralandı. Ariana Grande’nin konseri esnasında, salonun giriş kapısında gerçekleşen canlı bomba saldırısını IŞİD üstlenirken, gerçekleştirenin de 22 yaşında Libya asıllı Salman Ramadan Abedi olduğu belirlendi. Saldırı sonrası Manchester’da bir kişi gözaltına alınırken soruşturmalar, hem gizli servisler ve hem de Manchester polisi tarafından devam ediyor.

SALDIRGAN SURİYE’YE GİTMİŞ OLABİLİR

Saldırgan Abedi’nin, Manchester İslam Merkezi’nde radikalleştikten sonra bir yurt dışı gezisine çıktığı ve bu gezinin büyük bir olasılıkla Suriye’ye yapıldığı tahmin ediliyor.

Polis ve güvenlik birimleri önlemleri arttırırken, birçok önemli noktaya askerler de sevk edildi. İkinci bir saldırı olasılığı olduğunu ileri süren Başbakan Theresa May, ülkedeki güvenlik alarmının en yüksek düzeyde tutulması gerektiğini söyledi. İç İstihbarat Teşkilatı MI5’ın bundan sonraki soruşturmaları polisle birlikte yürüteceği açıklandı.

Dünyanın en uzman ve profesyonel istihbarat teşkilatlarından biri olarak bilinen İngiliz istihbaratının, Manchester saldırısını engelleyememesi eleştirilere neden oldu. Dış İstihbarat Teşkilatı MI6 ve İş İstihbarat Teşkilatı MI5 daha önceki saldırıları önlemişti. Bunun için büyük takdir de toplamıştı.

22 Mart’ta Londra’da Westminster Köprüsü üzerinde yayaların üzerine arabasını sürerek 4 kişiyi öldüren ve 50 kişiyi yaralayan saldırı için “bireysel bir saldırı” değerlendirmesi yapılmıştı. Eylem de, “hazırlık ve profesyonellik istemeyen bir tarz” olarak değerlendirilmişti. Bu yüzden engel olmanın zor olduğunu öne süren istihbarat birimleri ve İngiltere yetkilileri, sık sık Londra’da bir ‘terör saldırısının’ olacağını da belirtiyordu. Dönem dönem halkı uyaran polis teşkilatı ve yetkililer, bazı istihbarat bilgilerine dayanarak bu saldırıların olabileceği ve halkın uyanık olmalarını istiyordu.

CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR

Peki Manchester saldırısı neden önlenmedi? Bilgisi yok muydu? Ya da saldırıdan birkaç saat sonra polis, saldırganın kim olduğunu bildiklerini ve adını şimdilik açıklamayacaklarını neden söylüyorlardı? Öte yandan, 11 Eylül 2001 New York ve 7 Temmuz 2005 Londra saldırılarından sonra güvenlik önlemleri kalabalık yerlerde ve konserlerde arttırılmasına ve sık sık da "terör saldırısının olabileceği" açıklamalarına rağmen, Manchester Arena’da neden arama olmadı ve etrafındaki güvenlik yetersizdi?
Bütün bu sorular şimdi herkesin sorduğu sorular. Ama en önemlisi; İngiliz istihbaratı bunu niye engelleyemedi?

2016 yılında toplam 183 kişi terörle ilişkilendirilerek tutuklandı. Bu sayı 2015’e göre yüzde 40 artmıştı. Yapılan baskınlar ve gözaltıların birçoğunda polis, operasyon yaptığı kişiler için “kalabalık kitleler içinde katliama hazırlanıyordu” diye açıklama yapıyordu. Bugüne kadar onlarca operasyon yapılmış ve birçok “İslamcı terörist” olduğu iddiasıyla yakalanmış ve ceza almıştı. Manchester Arena’daki saldırının neden önlenemediğine ilişkin polisin ya da istihbarat birimlerinin yaptığı bir açıklama yok. Fakat bu tartışma sürecek görünüyor.

YİNE BİR SEÇİM ÖNCESİ

Öte yandan Manchester saldırısının yine bir seçim öncesi olması dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl 23 Haziran’da yapılan Avrupa Birliği referandumu öncesi, 16 Haziran’da, İşçi Partisi Birstall Milletvekili Jo Cox, ırkçı Thomas Mair tarafından silahlı ve bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Manchester saldırısının da yine bir seçim öncesi gerçekleşmiş olması dikkat çekiyor.

8 Haziran’da yapılacak erken genel seçimlerinde, kamuoyu araştırmalarına göre Muhafazakar Parti önde görünürken, İşçi Partisi ile aralarındaki fark azalmaya başladı. 18 Nisan’da, Başbakan ve Muhafazakar Parti Lideri Theresa May, erken genel seçimlerini anons ederken, bu kez daha fazla milletvekili çıkarmayı hedefliyordu.

FARK 20 PUANDAN 9 PUANA DÜŞMÜŞTÜ

18 Nisan’da erken genel seçim kararı alındığı dönemde, kamuoyu araştırmalarına göre Muhafazakar Parti, en yakın rakibi İşçi Partisi’ne 20 puan fark atmış görünüyordu. Daha halkçı bir söylem ve sosyal devlet vaadiyle ortaya çıkan İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn hakkındaki onca karşı propaganda ve karalama kampanyasına rağmen bu fark 9 puana kadar düştü.

Gerek Muhafazakar Parti gerekse ordu içinde Jeremy Corbyn’in "güvenilemeyecek bir kişi olduğu" ve başbakan olması durumunda ülke güvenliğini tehlikeye atabileceği propagandası yapılıyordu. 5 haftalık bir kampanya süresi boyunca 20 puanlık farkı 9 puana kadar düşüren Corbyn’in, kalan iki haftalık süre içinde bu farkı kapatacağı olası görünüyordu. Seçim manifestosunda, sağlık, eğitim, ulaşım ve sosyal haklarda kesintileri durdurup, birçok alanı ücretsiz hale getireceğini ve özelleştirilmiş şirketleri tekrar kamuya devredeceğini söyleyen Corbyn ve İşçi Partisi, İngiliz sermayesi ve Muhafazakar Parti tarafından dikkatle izleniyordu.

Tıpkı AB referandumu öncesi olduğu gibi, bu seçimler öncesi de böyle bir saldırının gerçekleşmiş olması ya da önlenemez olması, çeşitli soruları da beraberinde getirdi.

Geçtiğimiz yıl içinde 183 kişiye operasyon yapan gizli servis ve polis, bu kişilerin “terör saldırısı hazırlığında oldukları” gerekçesiyle tutuklandığını söylerken, “Manchester saldırganından neden haberdar olmadı ve neden önleyemediler?” sorusu akıllara geliyor.
Salman Abedi’nin daha önce polis tarafından bilinmesine ve yurt dışına da gitmiş olması soru işaretlerini büyütüyor. Üstelik Abedi'nin, ciddi bir hazırlık içinde olduğu ve çeşitli patlayıcılar da temin ettiği ortadayken...

www.evrensel.net