'Savaş futbol maçı aktarır gibi ele alınıyor'

'Savaş futbol maçı aktarır gibi ele alınıyor'

Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen 'Barış gazeteciliği' paneline Akademisyen Sevda Alankuş, Gazeteci Mete Çubukçu ve Murat Çelikkan katıldı.

"Türkiye’de Barış Gazeteciliği ve Medya"nın konu alındığı panelde, gazetecilerin yalnızca savaş ve çatışma ortamında değil, günlük haber dilinde de barış ve hak odaklı dili kullanmasının önemine değinildi.

ASULİS Dil, Diyalog ve Demokrasi Laboratuvarı’nın düzenlediği "Türkiye’de Barış Gazeteciliği ve Medya" paneli Hrant Dink Vakfında gerçekleşti. Gazeteciler Murat Çelikkan ve Mete Çubukçu ile akademisyen Sevda Alankuş’un konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü ise gazeteci Nurcan Akad yaptı. 

Türkiye’de barış gazeteciliği ve medyanın ele alındığı panelde, “Çatışmalı süreçlerde ve savaş ortamında medyanın rolü ne olmalıdır”, “Gazeteciliğin evrensel ilkelerine ve etik kodlarına bağlı kalan bir habercilik anlayışı, barış gazeteciliği için yeterli midir”, “Barış gazeteciliğinin kendisi habercilikte siyasal ve etik bir tercih olarak mı düşünülmelidir” soruları tartışıldı.

‘GAZETECİ SAVAŞ YA DA ŞİDDET YANLISI OLMAZ’

Gazeteci Murat Çelikkan ise asgari gazetecilik kurallarının geçerli olmadığı bir dönemde olunduğuna vurgu yaparak Türkiye’deki gazetecilik dilinin 3 temel problemi olduğunu ifade etti. Çelikkan,“İçeriğe değinmeksizin haber yapmak, çözümden uzak haber yapma yaklaşımı, mevcut gazetecilik dilinin eril bir dile sahip olması” olarak sıraladığı problemlerin barış gazeteciliği önünde engel olduğuna dikkat çekti. Adil, eşitlikçi yapısal ayrılıkların ortadan kalktığı bir gazetecilikten bahsetmeden evvel eril dilin ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Çelikkan, “Barış gazeteciliği için, şiddetten uzak, çözüm ve diyaloga yönelik aktörlerin sesini duymak ve feminizan dilin hakim olması gerektiğini düşünüyorum. Gazeteci savaş ya da şiddet yanlısı olmaz. Bu, mesleğin kurucu değerlerinden biridir” dedi. Siyasi ideolojisinden bağımsız olarak Türkiye’deki gazetelerin savaş ve çatışma durumlarını futbol maçı aktarır gibi verildiğini söyleyen Çelikkan, ölüleri haberleştirirken bile sadece “bizim tarafta kaç kişi öldü” üzerinde durulduğunu kaydetti. “Kuralına göre yapılan gazetecilik objektif ve tarafsız değildir” diyen Çelikkan, objektif gazetecilik diye bir şeyin olmadığını, haberleri seçerken bile bir elemeye gidildiği örneği üzerinden açıkladı. Haberlerde kullanılan dilde hiyerarşi ve farklılık olduğuna da değinen Çelikkan, Başbakan ya da Cumhurbaşkanının beyanlarının hiçbir zaman “iddia etti” diye aktarılmadığına dikkat çekti. Mağdurdan yana haber yapmanın barış gazeteciliğiyle ilişkili olduğunu belirten Çelikkan, “Mağdurla zalimi eşitleyen bir dil kullanılamaz. Fakat bu mağduriyetleri de pornografik kılmamalıyız” dedi. 

‘BARIŞIN POZİTİF TANIMI ADİL GAZETECİLİK’

“Sadece savaşın, çatışmanın olmadığı bir durumda değil, şiddetsiz dönemde de negatif değil pozitif bakış açısıyla hak için haber yapılınca barış için de haber yapmış olunuyor” diyen akademisyen Sevda Alankuş da barışın pozitif tanımının, adil gazetecilik olduğuna dikkat çekti. Alankuş barış gazeteciliğinin yoksulluk, eşitsizlik, nefret söylemi ve ötekileştirmenin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunan gazetecilik türü olduğuna değindi. “Barış sürecinde barış başlığı atan iktidar destekçisi gazeteciler barış gazeteciliği yapmıyordu” diyen Alankuş, “Türkiye’de barış hükümet politikası olmadığı sürece yapılamaz. Barış gazeteciliği, savaş şiddet travmasını geçiren ülkelerde daha çok hayata geçirilebiliyor. Abartmadan, sıfat kullanmadan, duygu sömürüsü yapmaksızın barış gazeteciliği yapılabilir. Barış gazeteciğinde mağdur hiçbir zaman tam anlamıyla mağdur olamadığı gibi zalim de tam anlamıyla zalim değildir” ifadelerini kullandı. 

‘MEDYA DEVLET DİLİNDEN BAĞIMSIZLAŞAMADI’

Uzun yıllar savaş bölgelerinde çalışan gazeteci Mete Çubukçu ise objektif ve hakikate en yakın yazılmış haber metninin savaşa ya da savaşan taraflara hizmet etmediğini dile getirdi. Çubukçu, nötr cümlelerin bile kriz, savaş durumlarında barışı kapsayan çerçeveyi seyirci ya da okuyucuya sunabildiğinin altını çizdi. 

Medyanın dilinin iktidarların yaklaşımına göre değiştiğini belirten Çubukçu, Siyasal iktidarların olaylara yaklaşımıyla, savaş ya da barış diline dönebiliyor medyanın dili. İsrail - Filistin meselesini verirken barış dili kurulabilir. Ama Halep örneğinde olduğu gibi kendi ülkeniz işin içine dahilse barış dilini kurmak çok kolay olmuyor” dedi. Çatışma ve savaş bölgelerinde özellikle sivillerden yana, savaşın diğer yüzünü ortaya çıkaran hikayeleri yazmak gerektiğine dikkat çeken Çubukçu, böylece savaşın başka bir yüzünün gösterilebileceğine değindi. Çubukçu, “Zor bir coğrafyada gazetecilik yapıyoruz. Siviller konusunda duygu sömürmek değil amacımız. Krizin ve çatışmanın yaşandığı dönemdeki barış gazeteciliği ile savaşın olmadığı yerde barış gazeteci farklılaşabiliyor” şeklinde konuştu. Çubukçu, Türkiye’de medyanın devlet dilinden bağımsızlaşamadığını söyleyerek konuşmasını bitirdi. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Aralık 2016 11:01
www.evrensel.net