23 Ekim 2016 12:23

Güvene dayanan başka bir ilişki: Zumbara

Ezgi Görgü Zaman Kumbarası, Zumbara'yı Burcu Ünal ile konuştu

Paylaş

Ezgi GÖRGÜ

Zumbara! Zaman Kumbarası; yapmak istediğiniz bir şeyi zaman karşılığında edinebilir, elinizde bulunan zaman dilimlerini hediye edebilir, İstanbul gibi kalabalık ve çoğu insanın birbirinden habersiz bir biçimde yaşadığı kent hayatına ayak uydurmaya çalışırken akla gelen hayalleri gerçekleştirmek için kumbaradaki fırsatları yakalayabilirsiniz.

Zumbara için Burcu Ünal ile görüşüyoruz, para yerine zamanı koyan bu sistemin nasıl bir işleyişe sahip olduğunu, hangi amaçlarla bir araya gelindiğini dinliyoruz. Genel olarak konuşmanın çok güzel olduğunu söyleyen Ünal, “Tamam ama eyleme geçmek gerekiyor” diyor, o yüzden şikayet etmeyi sevmediğini belirterek güvene ve sağlıklı iletişime dayanan bir topluluk oluşturma deneyimi bulunmaya çalışıyor. Yaklaşık 2 yıldır bu oluşumun içinde yer alan Ünal, Zumbara’nın hikayesini şöyle anlatıyor: “Zumbara’nın kurucularından Ayşegül Güzel’in fikri olarak ortaya çıkıyor Türkiye’de. Erasmus’la İspanya’ya gidiyor, oturduğu mahallede, belediyeye ait bizdeki muhtarlığa benzeyen bir yapı var, böyle bir sistem kullanıyor, adına zaman bankası dedikleri. Onlar basit bir şekilde zaman bankası kullanıyor mahalle içinde, dünyada çok yerde var aslında. Bizdeki ilk zaman bankası da Zumbara. İspanya’da kullanılan sistem çok basit, duvara yazılan, mahalle arasında kullanılan bir şey. Ayşegül araştırmış, ‘armağan ekonomisi’ diye bir kavram var, onlar üzerinde çalışmış, sınıf arkadaşı Meltem Şendağ’la, o sırada Meltem İrlanda Google’da çalışıyor, Ayşegül anlatıyor projeyi, ben bunu online yapmak istiyorum diye, dünya üzerinde ilk online site olunca çok ilgi çekiyor.”

Zumbara’da biriktirilen zamanları piyasa ekonomisindeki para gibi kullanılabildiğini söyleyen Ünal, “Çalışıyoruz, para kazanıyoruz, takas yapmıyoruz. Zumbara da benzer mantıkta ilerliyor. İstediğin her servisten alabiliyorsun. Örneğin İngilizce ders pratiği veriyorsun, sana sergi gezdirebiliyorlar ama sergi gezmek istemiyorsan, yapmazsın, kazandığın zamanı yoga dersinde harcayabiliyorsun. Kendin tercih ediyorsun” diyerek oradaki harcama biçimini de anlatıyor.  

Zumbara’nın, Facebook ve Twitter’a benzer bir yapıda sosyal ağ olarak tasarlanması, insanların mesajlaşması, kişisel hesaplarının olması gibi özellikleriyle beraber sosyal bir girişim olarak da farkını koruyor.

Farklı bir sistem olduğu için, insanlar önce tanımaya çalışıyor. En başta her hesap açana deneyimlemeleri için en az iki üç saat veriliyor, ilk giriş saati 5 saat bile olabiliyor, bu zamanlarla bir servis alınabiliyor. 

Ben de ilk deneyim olarak bir arkadaşımın daveti ile yogaya katıldım, bu sayede eğitmenimiz Merve’ye zaman göndermiş oldum, ne verirsen karşılığında zaman gönderilen bu sisteme böylelikle bir adım atmış oldum ben de. 

Tabi her tıklama ile her servis alınmayabiliyor, çünkü bu servisleri koyanlar da birer insan olduğu için bütün servisler düzenli olarak işlemeyebiliyor. Aslında bu topluluk oluşturma deneyimi, aynı zamanda karşılıklı sağlıklı iletişime ve güvene dayalı iletişim kurmayı deneyimi olarak da adlandırılabiliyor Burcu’nun deyimiyle. Hatta bir keresinde 1 saatlik bir zamana ihtiyacı varken bir kullanıcı 8 saat birden yollamış, karşılıklı güvene dayalı olunca bazı şeylerin çabuk hallolduğu ortaya çıkıyor. 

Zumbara’ya her üye olan kişiyi güvenilecek insanlar olarak kabul ettiklerini anlatan Ünal, herkese açık bir sistem olduğunu, zaten ücretli olmadığı için de birçok insanın buraya başvurduğunu anlatıyor. Hatta bu işleyişte tanışanların bir kısmının evliliğe varan ilişkileri olduğunu belirtiyor.

EN ÇOK İSTANBUL VE İZMİR’DE KULLANILIYOR

Aktif olarak İstanbul ve İzmir’de kullanılan Zumbara’ya dair sohbetimize devam ettiğimiz Burcu, şikayet etmeyi pek sevmediğini, zaten içinde yaşadığımız ekonomik sistemin insanları birbirlerinden uzaklaştırdığını ve güvensiz yaptığını deneyimliyoruz diyor.  

“Ulaşmak istediğimiz çoğu etkinlik çok pahalı, onlara ulaşmak için ekstra çalışmamız gerekiyor. Ortada garip döngü var. Bu döngüyü kendi aramızda aşabileceğimizi, her şeyi paylaşabileceğimizi göstermek istiyoruz. Biraz da ekonomik sisteme gönderme yapıyor. Mevcut alternatif ekonomik sistemleri kullanarak kendi algılarımızı değiştirmek üzerine odaklanıyoruz” diye alışverişe dair farklı bir algı geliştirmeye başladığını aktaran Ünal, Zumbara’dan gereken servisi bulabiliyorken neden paraya dayalı bir alışverişe devam ettiğini sorguluyor. 

GÜVENSİZLİK YARATAN KORKU BULUTUNU DAĞITMAK LAZIM

Farklı bir ilişki modeli kurarak servisleri kullanan bir kullanıcı, diyelim ki su tesisatçısı aranıyor ama çok acil değil, iki hafta bekleyebiliyorken, bu sırada Zumbara’da servis açabiliyor. Su tesisatçısını eve çağırıp musluğu yaptırmak yerine, gönüllü birinin gelip yapması sayesinde hem işe yarama hissi oluşuyor, hem de bir nevi imece ortaya çıkıyor. İşte o zaman farklı bir ilişki kuruluyor. 

Zumbara’ya göre yabancı kimse yok, henüz tanışmadıkları insanlar var. Korkulardan oluşan bir sis bulutunun altında yaşadığımızı düşünerek bir sürü travmayla baş başa olduğumuzu ifade eden Ünal, “Hiçbir şey yapmazsak, o korkularla yaşarsak çözülmeyecek dağılmayacak sis bulutu ve daha da beslenecek. Ama birileri, yavaş yavaş da olsa güvene ve korkulara dair aralarında bir şeyler deneyimlese, kelebek etkisi ile o alan temizleniyor. En azından ben öyle hissediyorum, güveniyorum” diyor. 

Bu sistemin yapmak istediği insanları robotlaştırmak, hissizleştirmek iken bakın Zumbara’nın yapmak istediğini Burcu şu sözlerle aktarıyor: “Ben şuna inanıyorum, sanki birebir konuşmak çok güzel tamam ama eyleme geçmek gerekiyor. Yüz yüze gelip çok şey yapılabiliyor. Bu insanı çok iyileştiren bir şey işte. Şu anki alışverişte olmuyor. Ancak mahalle bakkalında olur. Ama marketteki kasiyer kız öyle yapmaz. Ardından gelen bir müşteri var çünkü. Burada müşteri kavramı yok, burada topluluk kavramı var. En iyi servisi biz veririz diye bir şey de yok. Ben bu alanda çok iyiyim diye bir şey de yok, insanlar burada deneyimlerini paylaşıyor, bunları parayla pulla alamazsın, bunu yapmak isteyen gönüllü insanlara ulaşabiliyorsun. Her zaman arkadaşlar da uygun olmayabiliyor, mecbur da değiller. Ama burada güvene dayalı ‘başka bir ilişki’ var. Herkesin de ihtiyacı var böyle deneyimlere.”

ÖNCEKİ HABER

Mısır sendikalarının daralan bağımsızlığı

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 20 Mayıs 2019 Pazartesi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa