16 Ekim 2016 09:01

Dylan, Nobel’den büyüktür

M. Fabian Sözmen, Bob Dylan’ın Edebiyat Nobeline layık görülmesi sonrasındaki tartışmalar üzerine yazdı

Paylaş

Mithat Fabian SÖZMEN

Marty McFly’ın kendisini “hayati” okul balosunun sahnesinde bulması, klasik bir ‘Geleceğe dönüş’ anıdır. Filmin ilk sahnesi ve Van Halen referanslarından sert müziklere olan meylini bildiğimiz Marty, 1950’ler ABD’sinin tipik gruplarından birinde eli kırılan gitaristin yerine sahneye çıkar ve Johnny B. Goode’la döktürür. Gelecekten gelen biri olarak müziği, alışılmışın epey dışındadır ve bu yüzden kalabalık, Marty’nin performansını beğeni kadar şaşkınlıkla da karşılar. Zaten solosunun sonunda seyircilerin kendisine “N’apıyor bu deli” dercesine baktığını fark eder ve meşhur repliğini fısıldar: “Sanırım henüz buna hazır değilsiniz. Ama çocuklarınız -bu müziği- çok sevecek.”

Marty McFly’ın gelecekten gelip müzik aracılığıyla yeniden geleceğe döndüğü bu sahneyi hep Bob Dylan’ın akustikten elektriğe geçişini ilan ettiği 1965 Newport Folk Festivali performansıyla birlikte düşünürüm.  “Bu sadece benim aklıma gelmiş olamaz” diyerek yazı öncesi bir google taraması da yaptım ama –ilginçtir- bir şey bulamadım.

Hızlıca hatırlatmak gerekirse... 1960’ların başındaki güçlü folk müzik ortamında(Yeniden canlanış dönemi), rock henüz marjinal bir pozisyondaydı ancak ayak sesleri duyuluyordu. 

Elvis Presley ve The Beatles, Muhammed Ali’nin sporda yaptığını müzikte farklı biçimlerde yapıyor ve tüm dünyayı sarsıyordu. 

Sokaklar hareketliydi, siyahlar eşitlik için meydanlara dökülüyor, yeni siyasi oluşumlar filizleniyor, Yurttaş Hakları Hareketi bayrağı altında toplumsal eşitsizlikten antiemperyalizme pek çok politik vurgu geniş bir etki alanı kazanıyordu.

2. Dünya Savaşı sonrasının yeni toplumunda, yeni bir jenerasyon ipleri eline alıyordu ve her ne kadar Folk’un(Halk müziği) “Yeniden canlanış”ı heyecan verici olsa da gerçek “yeni”nin karşısında durmak kolay değildi. Bob Dylan, Pete Seeger ve Woody Guthrie’nin izinde müziğe adım atmıştı ama folk müziğe şimdiden kendi mührünü vurmaya başlamıştı. Bu mühür, Dylan’ın ozanlığından ileri geliyordu. Folk müziğe edebiyat katıyordu. Gelenekselden beslenen ama muhafazakar olamayacak kadar ilerici şahsiyetlerin elinde şekillenen, her daim politik olan folk müzik belki de kendisi dahi farkında olmasa da Dylan’ın yenilikçiliğini yüreklendiriyordu. 

DEĞİŞEN ZAMANLARIN ZAMANSIZ OZANI

1965’e gelindiğinde Dylan artık kararını vermişti. 1964 tarihli ‘The times they’re a changin’’in haber verdiği “değişim” çok daha köklü, toplumsal, siyasi bir değişimdi. Zaten bu yüzden Yurttaş Hakları Hareketi’nin marşlarından biri haline geldi. Ancak, aradan 1 yıl dahi geçmeden ‘Bringing it all back home’ albümüyle Dylan, elektrikli enstrümanları müziğine kattı. Sadık folk müzik hayranları bunu hoş karşılamadıklarını 1965 Newport Folk Festivali’nde gösterdi. Dahası Pete Seeger da bu değişimin karşıtlarından biriydi. Kendi deyimiyle festivalde Dylan sahnedeyken “Elinde bir balta olsaydı kabloları ortadan ikiye ayırır”dı. Kalabalıktan da protesto sesleri yükseliyordu: “İndirin bu adamı aşağı...”

Bob Dylan’ın tıpkı Marty McFly gibi “Henüz hazır değilsiniz ama ileride çok seveceksiniz” dediğini tahmin edebiliyoruz. Nitekim, Folk kısa sürede Folk-Rock’a evrildi. 

Seeger, 1965’te gösterdiği tepkiyi, “Söylediklerinden hiçbir şey anlaşılmıyordu” diye açıklıyordu ki kendi cephesinden haklıydı ama sonradan itiraf ettiği gibi: “Bu müzik türü 20.yüzyılın ikinci yarısının ‘yerel dili’ydi.” Seeger, başka bir yerel dili konuştuğu için sözleri anlayamamıştı o kadar. Bunu itiraf etmekte sakınca görmüyordu(Marksiste de bu yakışır).

‘NOBELLİ’ DİYE ANILMAYACAK KADAR BÜYÜK

Perşembe günü Bob Dylan’ın, Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmesi büyük tartışma yarattı. Kimilerine göre Dylan’ın müzisyenliğine elbette diyecek yoktu ama bir müzisyene Edebiyat Nobeli verilmesi, Obama’ya Barış Nobeli verilmesi kadar saçmaydı! Kimileri vardır, onları anarken “Nobel ödüllü” olsalar dahi bunu belirtmeye gerek duymazsınız. Son 20 yılı düşününce Jose Saramago, Dario Fo, Harold Pinter geliyor aklıma(Ki meşgaleleri göz önüne alınarak Fo ve Pinter için de Dylan benzeri bir tartışma yapılabilir).

Bob Dylan, 20. yüzyılın ikinci yarısına vurduğu damgayla bir müzisyenin ya da aktivistin ötesinde bir ozan olarak klasikleşti. “Bunun karşılığı Nobel mi kardeşim” sorusuna cevap vermek(daha teknik bir tartışma olabileceği için) haddime olmayabilir ama şundan eminim: Bob Dylan, Nobel ödülü sahipleri içerisinde “Nobel Ödüllü” diye anmayacaklarımızdan olacak. Zira Dylan, Nobel’den büyüktür.

Onun hem ustası, hem –kısa süreli- muhalifi hem de hayranı Seeger’a bırakayım sözü, belki meramımızı daha iyi anlatır: “Ne büyük bir sanatçı. Bence en çok parayı Irving Berlin kazansa da o, Woody(Guthrie), Buffy Saint Marie, Joni Mitchell, Malvina Reynolds, 20. yüzyılın en büyük ozanlarıdır. Onlar, nerede olduğumuzu ve ne yapmamız gerektiğini bize anlatmaya çalışan şarkılar yaptılar...”

ÖNCEKİ HABER

İyi ki Gümüşhane var!

SONRAKİ HABER

Hrant Dink Vakfı'nın "Kayseri" konferansı gerekçe gösterilmeden yasaklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa