15 Aralık 2009 00:00

DTP kapatıldı...

Anayasa Mahkemesi DTP’yi “Terör eylemlerinin odağı olmak”tan kapattı.Kapatma kararıyla birlikte medyaya göre de asıl suçlu bulundu: Demokratik Toplum Partisi (DTP)!..

Paylaş

Anayasa Mahkemesi DTP’yi “Terör eylemlerinin odağı olmak”tan kapattı.
Kapatma kararıyla birlikte medyaya göre de asıl suçlu bulundu: Demokratik Toplum Partisi (DTP)!..
Hava oldukça ağır. İleriye dönük belirsizlikler, 15 gün önceki umutlu havayı tuzla buz etti.
Kürt sorununu siyasi yollarla çözme girişimi ve çabaları yeni bir dışlanma ile karşı karşıya... Kürtler başta olmak üzere DTP’yi destekleyenler kararı sürpriz bulmamalarına rağmen şokta. DTP seçmenleri, açılımda Kürt temsilcilerine kapının kapatıldığını söylüyorlar: “Bu nasıl bir demokrasi ki bizim gönderdiğimiz temsilcilerin vekilliklerini düşürüyorlar. O zaman halkın egemenliği nerede?”
Şimdi başa dönelim....
Kapatma kararı çok önemli ama onun kadar önemli olan bir diğer nokta, iki kişinin vekillikleri düşürülerek, DTP’nin yerine kurulacak bir partinin grup oluşturulmasının engellenmiş olmasıdır. “Grup” demek, devletin kararlarına müdahil olmak, ondan haberdar olmaktır. Bu kararla devlet, aslında DTP’nin yerine kurulacak bir partiyi, bu sistemin bir partisi olarak görünmesine izin vermeyeceğinin işaretini veriyor. Asıl düşündürücü olan bu...
Şimdi kapatma kararına gelelim...
Kapatma davası ne zamandan beri sürüyor? Yaklaşık iki yıldır.
O halde kapatma kararı aniden oluşmadı. Bunda bir sorun yok. Sorun, kararın verildiği tarihtir. Belki de karar aslında ilk gün alındı. Amaç tansiyonu biraz düşürmekti. Onun için 3 gün sonraya ertelendi. Haşim Haşimi haklı olarak CNNTürk’te bu noktaya dikkat çekiyordu: Zamanlama...
Bir ihtimal, kararın çok daha önce verildiği, ancak atmosfer ve gelişmelerin buna izin vermediği ve çok abes karşılanacağı dolayısıyla uygun zamanın beklenmesi şeklindedir.
Diğer bir ihtimal, son gelişmelerden ziyade, devletin Kürt meselesinde AKP eliyle yürütülmeye çalışılan projenin DTP tarafından boşa çıkarılmasından kaynaklı olabilir. 36 kişiye siyaset yasağı getirilmesi bu noktayı güçlendiriyor.
Özellikle de DTP’nin Öcalan’ı ısrarla işaret etmesi... Oysa ne çabuk unutuldu. DTP Öcalan’ın projesi değil miydi? Eğer kapatılacak idiyse kurulur kurulmaz kapatılması gerekmez miydi?
Üçüncü ihtimal ABD’nin kararının beklenmesi...
Olabilir mi? Her şey mümkün. Kararın ABD ziyaretinden sonraya rast gelmesi böyle bir ihtimali gündeme getiriyor.
Diğer konu:
Herkes Anayasa Mahkemesi’nin kararının olumsuz etkilerinden bahsetti. Ancak bu işin asıl müsebbibi Türkiye’yi parti mezarlığına dönüştüren yasaların değiştirilmemiş olması. Yani Meclis’in kendisi. Meclis Başkanı M. Ali Şahin, Kopenhag’da yaptığı açıklamada suçun Anayasa Mahkemesi’nde değil, Meclis’te olduğunu söyleyerek özeleştiri verse de bu açıklamanın neden DTP kararı alınmadan önce yapılmadığı yanıt bekliyor. Dolayısıyla kendisine sahip çıkmayan bir Meclis’te kalmak anlam ve önemini yitirmiştir.
Yakında yasal bir düzenlemeye gidilecektir.
Nasıl olsa DTP kapatılmıştır.
Açılımın sahibi olduğunu söyleyen ve bunda ısrarcı olduğunu savunan AKP’nin, iki yıldan beri parti kapatmaları engelleyen yasal bir değişikliğe neden gitmemesinin altında yatan belki de budur.
Bu durum, AKP’nin samimiyetini test etmede yasal ve anayasal değişikliği turnusol olarak kabul eden DTP’yi haklı çıkarıyor.
İlk samimiyet testi buydu.
Yani yasal düzenlemeler yapılmadı. Üstelik AB’nin uyarılarına rağmen.
Peki neden?
Büyük ihtimalle, AKP’nin açılımı başkasına kaptırmama ve Kürtleri bu süreçte pasif duruma düşürme amacından kaynaklanıyor olabilir. Bu konuda AKP, asker, AB ve ABD anlaşmış gözüküyor. Aksi halde, açılım için oldukça kritik bir sonuç doğuracak olan DTP’nin kapatılması gündemdeyken Başbakan Erdoğan, ABD’ye gitmeyi tercih etmezdi.
Neden tercih etti?
DTP’den kurtulmak ve attığı her adımın getirilerini tek başına sahiplenmek.
Yoksa, AKP, Ergenekon’a karşı yerleştirdiği Kürt meselesinde, DTP’yi kurban mı vermek istedi? Anlayacağız.
Kapatma kararının ardından CNN başta olmak üzere televizyon kanallarında boy gösteren gazeteciler, uzmanlar, önce DTP’yi iyi bir azarladılar, ardından da ahkam kesip bol keseden öğütler verdiler. En aklı başında olanlarda akıl tutulması yaşandı. Kimse toplam 36 parti yöneticisinin neden siyaset dışı bırakıldığını tartışmadı. HEP’ten bu yana getirilen siyasi yasakların Türkiye’ye nasıl bir yararı dokunduğunu da. Bu kapatmalardan dolayı binlerce askerin, gerillanın, polisin, korucunun, sivilin yaşamını yitirdiğini de...
Ne oldu? Her kapatma yeni bir parti kuruluşuyla sonuçlandı. Hem de bir öncekine göre daha güçlenerek. Kapatma gerekçesi yapılan Kürt sorunu da her kapatmadan sonra daha da görünür oldu. “Kürt yoktur”dan “Kürt açılımı”na böyle gelinmedi mi?
Tabloya bakıldığında, söylenenlerin aksine kapatmaların Kürtlerin şiddet değil siyaset yapmaya çok hevesli olmalarından kaynaklı olduğunu gösteriyor. Hem de örgütlü olarak... Rahmetli Ecevit, boşuna “Siyasallaşmalarına izin vermeyeceğiz” demiyordu.
HÜSEYİN DENİZ Gazeteci
ÖNCEKİ HABER

Marx hem öldü hem ölmedi

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa