Fotoğraf: Tanner Maury/EPA/AA

Kırk gazetenin tarihi AKŞAM

Yapı Kredi'nin gazetelerin tarihlerini konu alan kitaplarından ikincisi Akşam üzerine. Nurhan Kavaklı'nın çalışması "Bir gazetenin tarihi: Akşam" başlığını taşısa da, okurun Akşam adını taşıyan günlük yayınların tarihinde "bir" gazete bulmakta zorlanacağı anlaşılıyor.

Yapı Kredi'nin gazetelerin tarihlerini konu alan kitaplarından ikincisi Akşam üzerine. Nurhan Kavaklı'nın çalışması "Bir gazetenin tarihi: Akşam" başlığını taşısa da, okurun Akşam adını taşıyan günlük yayınların tarihinde "bir" gazete bulmakta zorlanacağı anlaşılıyor. Tarih içinde gazetelerin yayın çizgileri elbette değişiklik gösterebilir. Hatta ilk sayısı 1918'de yayımlandığı düşünülürse, "Türkiye'nin yaşayan en eski gazetesi" olduğu iddia edilen Akşam bu hakka bütün gazetelerden daha fazla sahip. Ancak sürekli el değiştirmeler, bir siyasi eğilimden diğerine, bir yayıncılık anlayışından diğerine savrulmalar, Akşam'da "sürekli" olan tek şeyin belki de "çizgi değiştirme" olduğunu düşündürüyor. Nereden nereye? '60'lı yıllarda sıkı muhalefet eden Çetin Altan'lı Akşam'ı anımsamayan okurlar bile, son birkaç yılda Ilıcaklar'ın döneminde promosyon fırtınası sonrası batışını, Çukurova grubuna geçtikten sonra da bir türlü durulmayan dalgalanmaları görmüşlerdir. Kitaptan da verilerle biraz daha açalım: 20 Eylül 1918 gününden itibaren yayımlanan Akşam'ın ilk yıllarına elbette Kurtuluş Savaşı damgasını vuruyor. İstanbul basını içinde "Ankara"dan, Anadolu'dan yana tutum alan az sayıda gazeteden biri o zamanki Akşam. Necmettin Sadak ve kendisi gibi birkaç genç arkadaşının az miktardaki sermayesiyle kurulan mütevazı bir akşam gazetesi, bir süre sonra Falih Rıfkı Atay'ın katılımıyla güçleniyor. İlk yıllarda kendisi için kullandığı tanım şu: "Milliyetperver, terakkiperver Türk gazetesi". En çok tiraj getiren 9 Eylül 1922 tarihli sayısının manşeti ise şöyle: "Elhamdülillah İzmir'e kavuştuk". Hızlı bir özetle bu tarihten sonrası şöyle: Cumhuriyet'ten sonra giderek büyüyen bir gazete olan Akşam, baskıda yeniliğe gidiyor, ülkenin en çok satan gazetesi oluyor. Magazine ilk yer veren gazete giderek "orta sınıfın gazetesi" olma yolunda ilerliyor. Demokrat Parti döneminde epey kan kaybediyor. Ağırlık magazine kayıyor. 1957'de el değiştirerek yeni bir atılım, giderek muhalefetin sesi olarak Akşam'ı öne çıkarıyor. Toplatma kararları ve baskılara daha fazla direnemeyen gazete yeniden kan kaybediyor. Gazeteyi Türk-İş alıyor, böylece bir sendika konfederasyonu tarafından yayımlanan gazete unvanını kazanıyor. Bu da kısa sürüyor ve Akşam kapanıyor. Yeniden açılışı 1994'te Ilıcaklar eliyle oluyor. Daha sonra Çukurova, son zamanlarda da Serdar Turgut'un "modern milliyetçi muhafazakâr" ifadeleriyle, yüzyıl önceki ilk Akşam'ı andıran yayın çizgisi benimseniyor.

Kimler geldi kimler geçti Bütün bu tarihte dikkat çeken önemli noktalardan biri, basın tarihi açısından önemli isimlerin Akşam'da okurla buluşmuş olmaları. Örneğin Vala Nurettin yıllarca Akşam'da yazmış bir isim, bir dönem Nâzım Hikmet, gazete okurunu Amcabey'le karikatürle tanıştıran Cemal Nadir, Aziz Nesin, Hıfzı Topuz, Çetin Altan ve niceleri... Diğer yandan bu isimlerin "aralarının bozulduğu" ve yollarının ayrıldığı gazete de Akşam'dan başkası değil. Daha geçen ay sansürlenen yazısı nedeniyle istifa eden Ahmet Tulgar gibi. Son dönemlerin özet olarak yer bulduğu kitapta, bugün Akşam olarak bilinen gazeteye dair birkaç sayfa dışında bir şey bulmak mümkün değil. Artık, basınımız, bilindiği gibi tekelleşme ile malul. Akşam'ın tarihini anlatan kitabın da bugün gazeteyi çıkaran tekel tarafından yayımlanması, zorlama da olsa "köklü bir imaj yaratmak" gibi bir şaibe uyandırıyor. Kısacası, isim benzerliği gibi dursa da Akşam'ın tarihi, aslında basın tarihinin, hatta bir yere kadar Türkiye siyasi tarihinin aynası.

www.evrensel.net