Kim bu adam?

Mersin'deki bayrak provokasyonunun bir numaralı zanlısı olarak 30-35 yaşlarında kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi aranıyor.

Mersin'deki Newroz kutlamaları sonrasında yaşanan "bayrak provokasyonu"nun yankıları sürerken, olayın perde arkasındaki aktörlere ilişkin kimi bilgi ve fotoğraflarda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Newroz kutlamaları sonrasında ellerine tutuşturulan bayrağı 'yere attıkları ve üzerine bastıkları' gerekçesiyle tutuklanan ilk ve ortaöğretim okulu öğrencileri, ifadelerinde, 'kahverengi takım elbiseli bir kişinin bayrağı ellerine tutuşturarak, "yakın" dediğini söylediler. Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün miting sırasında çektiği 16 bin fotoğraf arasında söz konusu kişinin de yer aldığı belirtilirken, dünkü gazetelerde de, çocuklara bayrağı verdiği öne sürülen şahsın fotoğrafları yayınlandı.

'Evimize gidiyorduk' Türkiye'de hafta boyunca gündemin birinci sırasında yer alan bayrak olayı ile ilgili gelişmeler giderek karmaşıklaşıyor. Bayrağı yere attıkları gerekçesiyle gözaltına alınan henüz 12 yaşındaki C.S ile 14 yaşındaki V.S ifadelerinde, olayın nasıl geliştiğini anlattılar. Newroz mitingi bittikten sonra bir grupla birlikte evlerine doğru gittiklerini belirten C.S, bu sırada tanımadığı bir şahsın yol üzerinde bulunan bir kahvehaneden çıkarak kendisine Türk bayrağını verdiğini ve yere atmasını istediğini söyledi. Kendisinin önce böylesi bir harekette bulunmak istemediğini vurgulayan V.S, şunları anlattı: "Takım elbiseli kişi ısrar edince bayrağı yere çarptım. Sonra bayrağı elime tutuşturan şahsa verdim. Bu defa bayrağı amcamın oğlu V'ye verdi. V. de M. ile birlikte bayrağı yere atıp, üzerine bastı. Bu sırada polisler gelince biz de kaçtık."

'Yakmamızı istedi' 14 yaşındaki V.S ise sorgusunda şu ifadeyi verdi: "Amcamın oğlu C. ile birlikte mahallemize doğru giden grupla birlikte miting alanından ayrıldık. Bu sırada tanımadığımız bir şahıs amcamın oğluna bayrağı verdi. Bize Türk bayrağını yakmamızı söyledi. C. bayrağı yere vurdu, ben de üzerine bastım. Ancak bayrağı yakma girişiminde bulunmadık."

Kahin mi! Mersin'de yapılan kutlamalara gözlemci olarak katılan İHD Genel Başkan Yardımcısı Kiraz Biçici ise, halkın Newroz'u bayram havasında kutlamak istediğini, ancak güvenlik kuvvetlerinin çok gergin olduklarını söyledi. Miting sonrasında insanların olaysız bir şekilde dağıldığını belirten Biçici, bir emniyet yetkilisinin kendisine, "Şimdi sokak aralarında neler olacağını göreceksiniz. Asıl iş o zaman başlayacak" dediğine dikkat çekti.

Neden eşgal istenmedi? Basına sızan bilgilere göre, polis, gözaltında çocuklara video kayıtlarını izleterek, söz konusu şahsı teşhis etmelerini istedi. Çocuklar da video görüntülerinden sözünü ettikleri şahsı teşhis ettiler. Ancak sonrasında çocuklara, bu kişinin eşgaliyle ilgili soru yöneltilmedi.

Avukata bak"! Öte yandan Mersin de bir de avukat skandalı yaşandı. Mersin Barosu, CMUK gereği çocuklara iki avukat tayin etti. Ancak İhsan Aydeniz ve Melike Avcı adlı avukatların, "Mersin Barosu tarafından zorunlu olarak müdafi tayin edildiğim için sorguya katılmıyorum" dedikleri öne sürüldü. Bu skandal sonrasında Mersin Barosu'nun ne gibi bir işlem uygulayacağı merak konusu oldu.


Bayrak firmaları siparişlere yetişemiyor Bayrak üretimi yapan firmalar, siparişlere yetişemiyor. Entegre bayrak üretim firması sahibi Önder Günay, son iki günde 5 milyon metre bayrak siparişi aldıklarını bildirdi. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının harekete geçtiğini kaydeden Günay, Ankara Ticaret Odası'nın da 1 milyon bayrak siparişi vermeye hazırlandığını söyedi. Türkiye'de yılda 10 milyon metre bayrak satıldığını vurgulayan Günay, son iki günde ise talebin 5 milyon metreyi bulduğunu ifade etti.


Perinçek'ten İsrail ve ABD iddiası İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Mersin'de yaşanan bayrak olayının arkasında 2 İsrailli ve 5 ABD'li psikolojik harp uzmanının olduğunu iddia etti. Olaydan İçişleri Bakanlığı'nın da haberdar olduğunu dile getiren Perinçek, "İçişleri Bakanlığı'nı, olayı kamoyuna açıklaması için göreve çağırıyorum" dedi. İP Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Perinçek, bayrak provokasyonuna ilişkin yeni iddialarda bulundu. Perinçek, söz konusu bilgileri, Mersin'de mitingi düzenleyenlerden ve Ankara'da güvenilir askeri ve sivil kaynaklardan elde ettiklerini söyledi. "Görevli ekibin" Mersin'e 15 gün önceden geldiğini kaydeden Perinçek, bu konuda şunları söyledi; "Adları Levi Saai ve Matrix (kod adı) olan İsrailliler, MOSSAD'ın psikolojik savaş uzmanları arasında yer alıyor. Amerikalıların ikisi ise Adana Konsolosluğu'nda görevli gayrınizami harp uzmanı bir albay ve bir yarbay. Diğer üçü ise Ankara'dan geldi." Söz konusu ekibin izlendiğini vurgulayan Perinçek, 7 kişilik grubun geceleri Mersin'de kalmayıp Adanaya döndüklerinin saptandığını, tertipçilerin İncirlik Üssü'nde ve Adana Konsolosluğu'nun tahsis ettiği yerlerde kaldığını ifade etti.


Üniversitede 'bayrak' dayağı Bayrak provokasyonunu bahane eden ülkücüler, saldırılarına devam ediyor. Mersin ve İstanbul'daki saldırıların ardından Ankara'daki Gazi Üniversitesi'nde de iki öğrenci, "bayrak eylemi" sonrasında ülkücüler tarafından demir sopalarla dövüldü. İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nde dün bir basın toplantısı düzenleyen Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi öğrencisi Miraç Vayiç, 23 Mart 2005 günü okulda ülkücü bir grubun "bayrak" eylemi yaptığını, eylemin hemen ardından Gazi Üniversitesi Resim Bölümü öğrencisi Osman Bingöl ile kendisine demir sopalarla saldırı düzenlendiğini söyledi. Vayiç'e destek vermek üzere toplantıya Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Metin Özuğurlu ve Özgür Üniversite Başkanı Fikret Başkaya da katıldı.


İHD Gül'e endişelerini iletti Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül; İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Levent Korkut ve Helsinki Yurttaşlar Derneği Ankara Temsilcisi Bülent Atamer'i Başbakanlık'taki makamında kabul etti. Alataş, yaklaşık görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Mersin'de yaşananları "talihsiz olay" olarak değerlendirdi. Bu olayın ardından milliyetçi bir dalganın yayılmaya çalışıldığını ve giderek olayların yaygınlık gösterdiğini kaydeden Alataş, insan hakları kuruluşlarının toplumsal barışa insan haklarına, özgürlüklere, son derece duyarlı olduklarını söyledi. Alataş, son günlerde yaşananlar karşısında kaygılı olduklarını belirterek, kaygılarını Abdullah Gül'e ilettiklerini kaydetti.


Bayrak yürüyüşleri devam ediyor Şovenist çevrelerin öncülüğünde sürdürülen 'Bayrak' yürüyüşleri devam ediyor. Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde kaymakamlık öncülüğünde bayrak yürüyüşü gerçekleştirildi. Sivas Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ünsal Öztürk'ün çağrısı üzerine Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan yaklaşık 1500 kişi İstasyon Caddesi'ne yürüdü. Ankara'da ise Kamu-Sen, Türk-İş, Ankara Ticaret Odası (ATO) ve Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği tarafından düzenlenen mitinginde Kürtlere yönelik ağza alınmayacak küfürler edildi. Abdi İpekçi Parkı'nda düzenlenen ve yaklaşık 300 kişinin katıldığı mitingde, parkta nöbet tutan TAYAD'lı aileler küfürlerle taciz edilerek cezaevlerinde yaşamını yitirenlerin resimlerinin bulunduğu panolar ve diğer eşyaları parçalandı. İstanbul'da ise Şişli Ülkü Ocağı üyeleri, Şişli Cami önünde eylem yaparak "İntikamımız kanlı olacak" yemini ettiler. Malatya'da polis esnafı dolaşarak bayrak asmasını isterken, öğretmenevinden Hürriyet Parkı'na kadar süren bir de yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe, ilk, orta ve yükseköğretim kurumlarının katılımının zorunlu tutuldu. Kocaeli'nde yapılan bayrağa saygı yürüyüşünde de kitle DEHAP İl binası önünde yaklaşık yarım saat bekleyerek tehditkar sloganlar attı.


Provokasyona ortak tavır Kadıköy'de bir araya gelen siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütleri yaptıkları açıklama ile 'bayrak provokasyonu' olarak niteledikleri gelişmeler ile bayrağı istismar edenlerin ikiyüzlü davranarak, gerici ve emperyalizm işbirlikçisi politikalarını perdelemeye çalıştıklarını belirttiler. ÖDP, EMEP, SDP, DEHAP Kadıköy İlçe Örgütleri, ESP, SES Anadolu Şubesi, KAYY DER, PSAKD Marmara Eşgüdüm Kurulu, Tunceliler Derneği Gebze ve Kadıköy şubeleri dün ÖDP Kadıköy İlçe binasında bir araya gelerek ortak açıklama yaptı. Ortak açıklamayı okuyan Birsen Kaya, 21 Mart Newroz gösterisinin ardından yapılan açıklamarda ırkçılık ve şovenizmin kışkırtıldığına dikkat çekti. Yaşanan olayla, Newroz'un ardından demokrasi güçlerine ve Kürtlere karşı bir linç kampanyası başlatıldığını belirten Kaya, DEHAP Üsküdar ilçe binasına yapılan provakatif saldırıyı hatırlattı. Bayrağı istismar edenlerin ikiyüzlü davranarak, gerici ve emperyalizm işbirlikçisi politikalarını perdelemeye çalıştıklarını dile getiren Kaya, "Türk ve Kürt emekçileri, şimdiye dek olduğu üzere 'bayrağa hakaret' türü pervasız provokasyonları da boşa çıkaracak, 'eşitlik, özgürlük ve kardeşlik' yolunda mücadelesine devam edecektir" dedi.


Newroz komitesi, tutuklamaları kınadı Ankara Newroz Mitingi Tertip Komitesi, Ankara'da geçtiğimiz Pazar günü düzenlenen ve hiçbir olumsuzluk yaşanmadan tamamlanan mitingin ardından 10 kişinin tutuklanmasını kınadı. Tertip komitesi adına dün yapılan yazılı açıklamada, Ankara'da ve Türkiye'nin dört bir yanında "Savaşa geçit vermeyeceğiz" sloganında bütünleşen halkın barış ve kardeşlik taleplerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği bildirildi. Açıklamada, Ankara Newroz mitinginin; miting tertip komitesinin inisiyatifinde hiçbir olumsuzluk yaşanmadan başarılı bir biçimde tamamlandığı belirtilerek, buna rağmen miting sonrası 10 kişinin "kanunun suç saydığı fiilleri övmek" gerekçesi ile tutuklanarak cezaevine konulduğu hatırlatıldı. "Bu tutum tarafımızdan hak ve özgürlüklerimizin gelecekteki kullanımına ilişkin bir baskı unsuru oluşturma çabası olarak değerlendirilmektedir" denilen açıklamada, bu çabanın kabul edilemez olduğu ve Anayasa'dan doğan hak ve özgürlüklerini sonuna kadar kullanmaya devam edileceği belirtildi.


HAK-PAR: 'Kargaşa kimseye yarar sağlamaz' Haklar ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) Genel Başkanı Melik Fırat bir yazılı açıklama yaparak, körüklenen toplumsal kargaşadan ne Türklerin ne de Kürtlerin yarar göreceğini belirtti. Tepkilerin şoven, Kürt ve demokrasi güçlerine dönük bir linç kampanyasına dönüştüğünü dile getiren Fırat, bu tür yapay gerilimlerin amacının AB sürecinin yol açtığı demokratikleşmeyi baltalamak olduğunu belirtti. AKP hükümetinin sağduyulu davranmaması durumunda kendi iktidarının sonunun geleceğini kaydeden Fırat, toplumsal kargaşadan ne Türk halkının ne de Kürt halkının yarar görmeyeceğini ifade etti.

www.evrensel.net