Gökçek ailesi: Tasfiye mi, imaj yenileme mi?
Gökçek ailesinin Türkiye'den kayıt dışı yollarla aktarılan milyonlarca avroluk kaynakla Almanya'da yatırım yaptığı iddiası muhalif medyanın gündemindeki yerini koruyor.
Beş yıllık Keçiören Belediye Başkanlığı, sonrasında 23,5 yıllık Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı sürecinde hakkında pek çok yolsuzluk iddiası ortaya atılan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla 2017'de istifa ettirilen Gökçek’in uzun yıllardan sonra savcılığa ifade için çağrılmasına, operasyonun zamanını sorgulamadan sevinenler oldu.
Melih Gökçek’in adliye binasına geldiği otomobilin fiyatı ve ağzındaki sakız üzerine uzun yorumlar yapılırken, Üsküdar'da belediye başkanlığının eş zamanlı tutuklamalar ve transferler yoluyla el değiştirmesi gibi benzeri görülmemiş bir yetki tacizi, ne yazık ki yeterince ilgi ve tepki görmedi. Aynı sis bulutu içinde, Devlet Bahçeli'nin seçim ve siyasi partiler yasalarının yeniden ele alınması çağrısı ve önermiş olduğu “sistemi güçlendirecek ve aksaklıkları giderecek değişiklikler”in neler olduğu/olabileceği üzerinde yeterince durulmadı.
Benzeri bir tepki dengesizliği, yandaş gazetecilerin tutuklanması sırasında da yaşanmıştı. 2025 sonunda başlayan ve günümüze kadar uzanan dönemde Veyis Ateş, Mehmet Akif Ersoy, Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya gibi isimlerin tutuklanmaları sonrasında da demokrasi umanlar az değildi.
Oysa suç örgütlerine ve yolsuzluğa karşı yapılmış gibi sunulan operasyonların hedefini sağlıklı değerlendirebilmek için vitrinin arkasında neler olup bittiğini de görmek, anlamak ve değerlendirmek gerekiyor.
Siyasette yenileme ve tazeleme operasyonları
Bağ bahçe işleriyle uğraşanlar bilir; yaşlanmış, kurumuş ve verimi düşmüş ağaçları canlandırıp, yeniden üretken hale getirmek için uygulanan yöntemlerin başında budama gelir. Meyve veren sürgünlere yer açmak için bitkinin işlevini yitirmiş kısımları kesilip atılır.
Baskıcı rejimler tarihi de bu işlemden ilham alan tazeleme örnekleriyle doludur.
Otoriter lider, kendisi için tehlike oluşturan rakibinden kurtulmak ve bu arada kendi tabanına korku salıp arkasındaki desteği sağlamlaştırmak için yolsuzlukla mücadele kampanyaları düzenler. Mutlak kontrolü altında tuttuğu yargı ve mali bürokrasi eliyle yürüttüğü, yandaş medyasıyla köpürttüğü “yolsuzlukla mücadele” kampanyalarıyla siyasal rakiplerini ve onların finansal destekçilerini hedef alır.
Bunu yaparken asıl amacı bir ‘temiz eller operasyonu’ yapmak değil, uyguladığı baskıdan ve keyfi uygulamalarından doğan negatif algıyı hafifletmek, kamuoyuna tarafsızlık görüntüsü vermektir. Baskıcı rejimin bu nedenle en sık başvurduğu yöntemlerden biri, yolsuzlukla mücadele operasyonları gibi gösterilen soruşturmalar açmak, rejimin destekçileri içindeki zayıf halkaları başrole yerleştirerek sahneye algı oyunları koymaktır.
Kurumsal hesap verebilirliğin zayıf olduğu ya da hiç geçerli olmadığı ülkelerde, yolsuzluğa bulaşmış yetkililere karşı hoşnutsuzluğun yükseldiği dönemlerde harekete geçilir. İktidar tarafından yapılan seçici hamlelerle, iktidara bir dönem yakın olan ve hizmet etmiş bulunan kişi ve gruplar, organize suç ve yolsuzlukla mücadele söylemiyle yargı önüne çıkarılır. Rejimin ömrü, iktidara yakın çevrelerin de hedef alınabildiği algısı yaratılarak uzatılmaya çalışılır.
Yolsuzlukla ve organize suçlarla mücadele kılıfı içinde uygulanan budamalar özellikle kamu desteğini kazanma ihtiyacı artan dönemlerde sıklaşır. Bu yöntemle kamuoyunun gözü boyanırken, iktidar yanlısı hizipler hizaya çekilip, sadık kalmaları sağlanır.
Direnmek için önce baskı mekaniğini anlamak gerekir
Rejimin bazı iktidar seçkinlerini tasfiye ederken, neden diğerlerine dokunmadığı sorusu önümüzde duruyor. Lidere ve onun siyasal çizgisine içerden gelen bir tehdit mevcut değilken, içe yönelik hamlelerin gerekçeleri ve bundan doğan belirsizlik algısının siyasal karar alma süreçlerini nasıl etkilediği konusunda düşünmek gerekiyor.
Operasyona uğrayanların kendilerine isnat edilen suç türlerinden ve negatif imajlarından kaynaklanan benzerlikleri de bu sürecin anlamlandırılması açısından önemli. Üzerine gidilen kişilerin diğer iktidar seçkinleriyle anlamlı dikey ve yatay bağlantılara sahip olmayışları ve böylece diğer seçkinlerle birleşerek iktidar karşıtı bir rüzgâr estiremeyecek kadar yıpranmış oluşları, hedef alınmalarının nedenlerinden biri olarak görünüyor.
Gökçek ailesi ve çeşitli sektörlerden benzerlerine ilişkin operasyonların, buzdağının tepesini görmekle yetinmeyip, akılcı bir biçimde değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Dar anlamda bakıldığında rejimin demokrasi yönünde nitelik değiştirmesi gibi görülebilecek adımların içerdiği aidiyet çemberlerinin, sadakat testlerinin ve siyasal tuzakların ayırdında olunması gerekiyor.
Gözaltı ve tutuklamaların rejimin dış halkalarına ulaşmış oluşu, Erdoğan rejiminin tahakküm kurma ve boyun eğdirme sürecinde seferber ettiği siyasal dışlama ve şiddet pratikleriyle kamuoyu algısını kontrol etme sürecinde bir üst aşamaya geçildiğini gösteriyor. Bu aşamada bahsi geçen tasfiye görünümlü adımlara sevinip, rehavete kapılmak yerine, iktidarın bu yolla kazandığı meşruiyet üzerinden muhalif kesime yönelteceği yeni ve daha ağır saldırı olasılıklarını akılda tutmakta fayda var.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et