8 Eylül 2026 00:30

Kuyuya atılan Deniz

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Pek çok suçsuz insan gibi Deniz Göktaş da Kuyu Tipi Hapishaneye atıldı. Bu fazladan bir cezalandırmadır. Buraya en kızdıklarını atarlar. Buraya kuyu denmesinin nedeni “havalandırma” denilen tepesi açık mekanın kuyu gibi derin olması, kuyu gibi dibinin güneş görmemesindendir.

Silivri Zindanı gibi Kuyu Tipi Hapishanelerde de mahpus hakları fazladan kısıtlanmaktadır. Bunun yasal bir dayanağı da yoktur.

Günümüzde faşist diktatörlükler kapsamı dışında anılan devletlerde mahpusların ulusal ve uluslararası hakları vardır. Birincisi insanları tek kişilik hücrelere koyup uzun süre tecrit edilmiş durumda tutamazsınız. Mahpuslar gün içinde diğer mahpuslarla temas edebilmeli, spor yapabilmeli, kütüphaneye ve işliğe gidebilmelidir. Tek başına yemek yememelidir. Telefon, görüntülü telefon ve yüz yüze görüşme yapabilmelidir istediği kişi ile. Belki yaşı genç olanlar şaşıracaktır ama yetmişlerde hapishanelerde bu hakların hepsi kullanılabiliyordu. Ki biz o zaman iktidara faşist diktatörlük diyorduk.

1979’un başında hapishanelerin en korkuncu diye bilinen Sinop Hapishanesi’ne Sağmalcılar Hapishanesi’nden isyan nedeniyle sürgün edildik. Girişte çıplak arama yapmak istediler yaptırmadık. Kırk kişilik bir koğuşa konduk. Çay ve yemek yapabilmek için gazyağı ocağı istedik aldık. Üç öğün verilen yemek dışında dışarıdan ziyaretçilerimizin getirdiği balıkları ve sebzeleri de pişiriyor, idarenin verdiği yemeği beğenmezsek kendi yemeğimizi yapıyorduk. Havalandırma iki yüz metreden küçük değildi. Kubbeli bir hamamı vardı ki, dışarıda kolay bulamazdınız. Büyük bahçede diğer koğuşlarla iddialı voleybol maçı yapabiliyordunuz. Tabii bu hakların hepsi mücadeleler sonucu kazanılmıştı.

Deniz’in yazdıklarını ve Kuyu Tipi Hapishanelerde kalan diğer mahpusların anlattıklarını duyunca insanlık dışı bir zulme maruz bırakıldıkları anlaşılıyor. Tek başına küçük bir hücrede yaşamak zorunda bırakılmışlar. Diğer mahpuslarla bırakın birlikte olma, görüşmeyi; uzaktan birbirlerine seslenemesinler diye kuyuya benzer küçük havalandırmalar yapmışlar. Buralara güneş ışığı bile ulaşamıyor.

Bir de gazete ve TV yasakları var. Örneğin Evrensel gazetesi yasak, bazı tv kanalları yasak, bazı kitapların girmesi yasak.  Bu da katmerleştirilmiş bir zulüm. Düşünsenize size Yeni Şafak, Yeni Akit gibi gazeteleri okumaya zorluyorlar. İşkence gibi bir şey. Ya da tv açtığınızda sürekli sizi kuyuya atan iktidar sözcülerini ve yandaşlarını görüyorsunuz.

Deniz Göktaş’ın gösterisini milyonlar gibi ben de izledim. Göz altına alındıktan sonra eski gösterilerini de izledim. Türkiye Cumhuriyeti yasaları da dahil hiçbir yasaya göre suç sayılabilecek bir sözü yok. Zaten bence günümüzde medeni bir ülkede insanlar sözleri nedeniyle yargılanamazlar, cezalandırılamazlar.

Deniz’e yapılan zulüm onu yıldıramaz. Bir defa ODTÜ’lü, bütün hayatı özgürlük ve demokrasi için mücadele eden insanlar içinde geçmiş. Otuz sene boyunca yıldıramadığınız Deniz’i altmış gün zulmederek mi yıldırabileceğinizi sanıyorsunuz?

Zindanlarınız insanları yıldırabilseydi, Diyarbakır, Mamak, Metris hapishaneleri yıldırırdı. Silivri de, Kuyu Hapishaneler de kimseyi yıldıramayacak. Haklı kazanacak, zalim gidecek. 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Kamil Tekin Sürek - Son Yazıları

Tüm Yazıları

Evrensel'i Takip Et