9 Ağustos 2026 12:40

Cansever dün hayatını kaybetti. Türkiye onu 1990’ların ikinci yarısında İbo Show’da tanıdı. Eğilmiş bedeni, bir gözündeki görme kaybı ve başka hiç kimseye benzemeyen sesiyle “Kara Çadır”ı söyledi. Ardından albümler, televizyon programları, sahneler geldi. Arkasında o kendine özgü sesini ve şarkılarını bıraktı. Ama yıllar sonra Akşam gazetesine verdiği bir röportajda söylediği şu cümle de kaldı:

“Para için kamburumu kullandılar.”

Cansever’in gerçek adı Dzansever Dalipova. 1967’de Makedonya’nın Veles kentinde, yedi çocuklu Roman bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası tarım işçisiydi, çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Henüz 12 yaşındayken geçirdiği bir kazada gözlerinden birini kaybetti. Yıllar sonra, paraları olsaydı gözünün ameliyatla kurtarılabileceğini anlatacaktı.

1994’te ankilozan spondilit hastalığı başladı. Omurgası giderek eğildi. Ve Cansever tam da bu haliyle Türkiye’de şöhret oldu.

Akşam’a verdiği röportajda anlattığına göre ameliyat olması mümkündü. Ancak birlikte çalıştığı bazı yapımcılar onu oyaladı. Cansever bunun nedenini, eğilmiş bedeninin insanlarda yarattığı acıma duygusunun daha fazla seyirci ve para getirmesine bağlıyordu. Bu, Cansever’in kendi tanıklığı. Doğruysa satılan artık yalnızca sesi değildi. Hastalığı da gösterinin parçası olmuştu. Seyircinin merhameti bile ekonomik değere dönüştürülmüştü. İnsan bedeninin çalışma hayatındaki hikâyesi farklı biçimler alıyor. Fabrikada eller, madende akciğerler, depoda bel, çağrı merkezinde ses…

Cansever’in hikâyesinde ise hasta bedenin kendisi kazancın parçası haline geliyor. Cansever, yapımcıların kendisinin üzerinden milyonlar kazandığını fakat emeğinin karşılığını alamadığını da söylüyordu: “Hakkımı yediler.”

Kasetler satıldı, salonlar doldu, televizyon programları yapıldı. Fakat yıllar sonra Almanya’da ameliyat olduğunda cebinde parasının olmadığını ve kendisinden kazanan insanların kendisini aramadığını anlattı. Sahnedeki ışıklar söndüğünde geriye Cansever’in bedeni kalmıştı. O beden artık piyasanın problemi değildi.

Cansever sonunda Almanya’da ameliyat oldu. Yıllarca öne doğru eğilmiş omurgası büyük ölçüde düzeldi. 

Hayatının son döneminde benzer bir tablo bir kez daha ortaya çıktı. Lösemi tedavisi gördüğü sırada Sedat Peker’in kendisine 60 bin avro yardım gönderdiği basına yansıdı. Cansever yayımladığı videoda teşekkür ederken, iyileştiğinde Peker’le tanışmak istediğini söyledi.

Mesele burada Peker’in kim olduğu değil. Asıl çarpıcı olan, bir sanatçının hastalandığında tedavisinin kişisel yardımlara ve dayanışmaya ihtiyaç duyacak hale gelmesi, ürettiği değerden yıllarca pay alan kültür endüstrisinin ise ortada görünmemesi.

Sanat dünyasının sahne ışıkları altında pek görünmeyen başka bir kamburu kaldı: Sanatçının sesini, emeğini, hatta kimi zaman acısını kazanca çeviren, alkışı sanatçıya bırakıp hasılatı yapımcıya taşıyan o eski ilişki.

Cansever’in ardından bakılması gereken yer tam burasıdır. Sahnenin önünde sanatçı vardır, arkasında ise onun sesine, bedenine ve hikâyesine bir fiyat biçen piyasa.

Işıklar söndüğünde sanatçı sahneden iner. Kasa ise çoktan başka birinin elinde. 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Deniz İpek

Cansever’in kamburu
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et