26 Temmuz 2026 00:06

Küçük iş yerlerinin büyük ölüm bilançosu

SGK’nin 2024 ve 2025 verileri yalnızca iş kazalarının arttığını göstermiyor. Asıl çarpıcı gerçek şu: 50’den az çalışanın bulunduğu iş yerlerinde bir kazanın ölümle sonuçlanma oranı, 50 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinin yaklaşık dört katı.

Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 4/a kapsamındaki yıllık istatistiklerine göre bildirilen iş kazası sayısı 2024’te 733 bin 646 iken 2025’te 766 bin 39’a yükseldi. Bir yıldaki artış 32 bin 393, yani yüzde 4.4. İş kazası sonucu ölen sigortalı sayısı ise 1897’den 1931’e çıktı. Başka bir ifadeyle 2025’te resmi kayıtlara göre her gün ortalama 2 bin 99 iş kazası yaşandı, 5-6 işçi hayatını kaybetti. Artış kadın işçiler bakımından daha sert. Kadınların geçirdiği iş kazaları 176 bin 716’dan 199 bin 761’e çıktı; yüzde 13 arttı. Erkeklerdeki artış yüzde 1.7’de kaldı. İş kazası sonucu ölen kadın sayısı da 54’ten 67’ye yükseldi. Bu, yüzde 24.1’lik artış demek. Kadın istihdamının genişlediği iş kollarında işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin aynı ölçüde geliştirilmediği açık.

Kazaların dörtte biri, ölümlerin yarıdan fazlası

İş yeri büyüklüğüne göre dağılım çok daha ağır bir gerçeği açığa çıkarıyor. 2025’te 50’den az çalışanı bulunan iş yerlerinde 179 bin 680 iş kazası ve 1074 ölüm kaydedildi. Bu iş yerleri bütün kazaların yüzde 23.5’ini oluştururken ölümlerin yüzde 55.6’sını taşıdı. Buna karşılık 50 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinde 586 bin 359 kaza ve 857 ölüm kaydedildi. Yani kazaların yüzde 76.5’i bu iş yerlerinde gerçekleşirken ölümlerdeki payları yüzde 44.4’te kaldı. Yalnızca kaza sayılarına bakmak bu nedenle yanıltıcıdır. Her .000 bildirilen iş kazasına düşen ölüm sayısı 2025’te 50’den az çalışanı bulunan iş yerlerinde 5.98, 50 ve üzerindeki iş yerlerinde 1.46’dır. Küçük iş yerlerinde meydana gelen kazalar yaklaşık 4.1 kat daha sık ölümle sonuçlanmıştır. 2024’te de tablo hemen hemen aynıdır: sırasıyla 6.14 ve 1.54 ölüm. Aradaki uçurum geçici bir dalgalanma değil, yapısal bir eşitsizliktir. Burada kullandığımız ölçü çalışan başına iş kazası riski değildir; bunun için her gruptaki toplam çalışan sayısını bilmek gerekir. Bu oran, bildirilen kazaların ne kadarının ölümle sonuçlandığını gösteriyor.

İş yeri küçüldükçe ölüm büyüyor

Ayrıntı daha da çarpıcıdır. 2025’te her 1000 kazaya düşen ölüm sayısı:

1-3 çalışanı bulunan iş yerlerinde 13.86,

4-9 çalışanı bulunan iş yerlerinde 7.11,

10-20 çalışanı bulunan iş yerlerinde 6.33,

21-49 çalışanı bulunan iş yerlerinde 4.32’dir.

Elli çalışan sınırı aşıldığında oran 50-99 çalışanlı iş yerlerinde 2.46’ya, 100-199 çalışanlı iş yerlerinde 1.97’ye iner. Bin ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinde ise 0.97’dir. En küçük ve en büyük iş yerleri arasındaki fark yaklaşık on dört kattır. Bu fark işçinin dikkatsizliğiyle, “iş güvenliği kültürü” eksikliğiyle ya da birkaç teknik ayrıntıyla açıklanamaz. Küçük işletmeler; zayıf denetim, düşük sendikal örgütlenme, kayıt dışılık, üretim baskısı ve maliyet gerekçesiyle ertelenen önlemlerin kesiştiği alandır. İş yerinin ölçeği küçüldükçe işverenin sorumluluğu küçülmüyor; ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının denetimi ile işçinin kendini koruma ve örgütlü biçimde müdahale etme gücü zayıflıyor.

Mevcut sistem, küçük iş yerlerindeki işçi sağlığı hizmetini de işverenin satın alma gücüne ve tercihine bırakıyor. Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) işçiye değil, sözleşme yaptıkları işverene karşı ekonomik olarak bağımlı çalışıyor. İş yeri ziyaretleri evraka indirgenirken iş güvenliği uzmanı ile iş yeri hekiminin mesleki bağımsızlığı, işverenin sözleşmeyi feshetme tehdidi altında kalıyor. İşçi sağlığı bir hak olmaktan çıkarılıp patronun satın aldığı en düşük maliyetli hizmete dönüştürülüyor. Oysa küçük işletmelerde işçi sağlığı hizmeti, iş yerlerinin mali ve idari kapasitesine bırakılamaz. Sanayi bölgelerinde, üretim havzalarında ve sektörler temelinde kamusal, ücretsiz, sürekli ve işverenden bağımsız ortak işçi sağlığı birimleri kurulmalıdır. İş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, iş hijyenisti ve sağlık personeli işverenin değil kamunun güvencesi altında çalışmalıdır. Bu birimler yalnızca rapor hazırlamamalı; ölçüm yapmalı, meslek hastalıklarını izlemeli, önlemleri denetlemeli ve gerektiğinde üretimi durdurabilmelidir. Kamusal olmak da tek başına yeterli değildir. Seçilmiş işçi temsilcileri bu birimlerde çoğunlukta olmalı; risk değerlendirmesinden vardiya düzenine, çalışma hızından dinlenme sürelerine ve işi durdurma kararına kadar bütün süreçlerde doğrudan yetki kullanmalıdır. İşçi sağlığı teknik bir hizmetten ibaret değil, işçinin üretim üzerindeki söz ve karar hakkının parçasıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun bütün iş yerlerini kapsaması korumanın sağlandığı anlamına gelmiyor. Evrak düzenlemek, eğitim imzası toplamak ve risk değerlendirmesini dosyada tutmak işçiyi korumuyor. sistemi tasfiye edilmedikçe, küçük iş yerlerine kamusal ve ücretsiz hizmet götürülmedikçe, işçiler ve sendikalar denetim ve karar süreçlerinde yetkili olmadıkça bu ölüm uçurumu kapanmayacaktır.

Çocukların payına iki kat ölüm

Yaş verileri aynı düzenin en ağır yüzünü gösteriyor. On sekiz yaş altındaki sigortalıların geçirdiği iş kazası sayısı 2024’te 18 bin 100 iken 2025’te 20 bin 836’ya yükseldi. Yüzde 15.1’lik bu artış, genel iş kazası artışının üç katından fazla. Erkek çocukların yaşadığı kazalar 14 bin 222’den 16 bin 242’ye, kız çocukların yaşadığı kazalar 3 bin 878’den 4 bin 594’e çıktı. İş kazası sonucu ölen çocukların sayısı ise yalnızca bir yılda 11’den 22’ye yükseldi. Ölen erkek çocukların sayısı 10’dan 18’e, kız çocukların sayısı 1’den 4’e çıktı. Bildirilen her 1000 çocuk işçi kazasına düşen ölüm 0.61’den 1.06’ya yükseldi. Çocuk işçiliği genişlerken yalnızca kazalar değil, bu kazaların ölümcüllüğü de artıyor. Çocukları koruduğu ileri sürülen eğitim, staj ve mesleki öğretim mekanizmalarının neden ölüm ürettiği sorgulanmadan bu tablo açıklanamaz. Üstelik SGK’nin yaş tablosu 14 yaşla başlıyor. Kayıt dışı çalıştırılan, tarımda aile emeği içinde görünmez kılınan, MESEM, staj ve mesleki eğitim adı altında okul sıralarından işletmelere taşınan bütün çocukların bu tablolarda eksiksiz yer aldığını söylemek mümkün değil. Bu uygulamalar devlet eliyle genişletilen bir çocuk işçilik rejimine dönüşmüş durumda. Çocuğun eğitimi değil işletmenin iş gücü ihtiyacı; gelişimi değil üretime katkısı; güvenliği değil patronun maliyeti esas alınıyor. Çocuk okulda öğrenci, iş yerinde ise ucuz, örgütsüz ve kolayca gözden çıkarılabilir işçi sayılıyor. Resmi veri gerçeğin tamamı değil, yalnızca kayda girebilen bölümüdür. Çocuk işçiliğiyle mücadele birkaç iş yerinde önlem alınmasına indirgenemez; çocukları ucuz iş gücüne dönüştüren eğitim, istihdam ve sosyal politika düzenine karşı mücadeleyi gerektirir.

Meslek hastalığında görünmezlik sürüyor

Meslek hastalığına tutulan sigortalı sayısı 2024’te 888, 2025’te 916 olarak kaydedildi. Milyonlarca işçinin çalıştığı bir ülkede bu sayılar iş yerlerinin sağlıklı olduğunu değil, meslek hastalıklarının tanınmadığını ve bildirilmediğini gösteriyor. Meslek hastalığı sonucu 2024’te üç ölüm kayda girerken 2025’te sayı sıfır görünüyor. İş kazası ölümlerinin binlerle ifade edildiği bir ülkede meslek hastalığı ölümlerinin “sıfır” çıkması, sağlığın değil kayıt sisteminin göstergesidir. Sigortalılığı sona erdikten sonra meslek hastalığı tanısı alan 116 kişi 2024’te, 101 kişi ise 2025’te yaş ve iş yeri büyüklüğü gruplarına dağıtılamıyor. Hastalık yıllar sonra ortaya çıkıyor; işçi iş yerinden ayrılıyor, nedensellik bağı silikleşiyor ve hastalık sıradan bir sağlık sorunu gibi kayda geçiyor. Meslek hastalığının görünmezliği, sermayenin bilançosunu temizlerken işçinin bedenindeki zararı saklıyor. SGK’nin iki yıllık tablosu yalnızca sayıları sıralamıyor; sınıfsal bir harita sunuyor. En az örgütlü, en az denetlenen ve en güvencesiz iş yerlerinde ölümün payı büyüyor. Çocuklar eğitim adı altında çalışma hayatına sürülürken meslek hastalıkları kayıtlardan siliniyor. Küçük iş yerlerinin büyük ölüm bilançosu kader değildir. Bu bilanço; denetimsizliğin, örgütsüzlüğün ve işçi sağlığını maliyet kalemi sayan düzenin sonucudur.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Deniz İpek

Küçük iş yerlerinin büyük ölüm bilançosu
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et