7 Ağustos 2026 00:35

Sovyetler yerel dilleri öldürdü mü?

İlklerin peşine düşmek bazen bizi hiç beklemediğimiz yerlere götürür. Mesela ilk Lazca gazete ya da ilk Kürtçe rock grubu nerede kuruldu, diye sorsak?

Türkiye’nin ana dili politikalarındaki katı tavrı nedeniyle aklımız elbette başka ülkelerde yanıt aramaya başlıyor. Fakat çok da uzaklaşmamak gerekli. Çünkü yanıt bir devir komşumuz olan Sovyetler Birliği’nde saklı. Oysa yaygın inanış bunun tam tersini söylüyor, Sovyetler baştan sona büyük bir asimilasyon projesiymiş gibi yansıtılıyor.

Geçtiğimiz haftalarda Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Sovyetler Birliği’ni ‘Bölgedeki dilleri ve kültürleri yok etmekle’ suçladı, “Geçtiğimiz yüzyıla bakarsanız görürsünüz, geldiler ve yerel kültürleri-gelenekleri-dinleri ve dilleri öldürdüler. Bu yüzden herkes Rusça konuşuyordu” iddiasında bulundu.  

Ukrayna’daki güncel dil yasakları

Normal şartlarda NATO destekli Zelenskiy hükümetinin Sovyet deneyimi hakkında söyledikleri sözleri ciddiye almaya gerek yok. Hele hele söz konusu ‘ana dili’ yasaklarıysa… Ukrayna’da 2019’dan beri ana dili Rusça olan halk -ki savaş öncesinde neredeyse ülkenin 5’te 1’ini bu grup oluşturuyordu- yoğun baskılarla karşı karşıya: Rusça eğitim yasaklandı, resmi makamlarda sadece Ukraynaca konuşma zorunluluğu getirildi, hizmet sektöründe Ukraynaca zorunluluğu başladı ve hatta internet sitelerine bile Ukraynaca olması şartı getirildi.

Anlayacağınız Zelenskiy’nin ifadeleri Ukrayna’da dil kıyımının yürütücüsü için oldukça iddialı. Bugün Nazi gruplarla kol kola bir iktidardan ‘kültürel çoğulculuk’ eleştirileri dinliyor olmak başlı başına absürt. Yine de biz Zelenskiy’nin tarihi çarptıran sözlerini bahane edip Sovyetlerin yerel dil ve kültür politikalarına dair sıkça tekrarlanan yanlışları konuşalım.

Sovyetlerde serbest, Türkiye’de ‘zararlı yayın’

Bu tartışmaya dair Lazca üzerine çalışan Yazar İsmail Güney Yılmaz, ‘Sovyetlerde edebiyat dili olmayan dillerin de alfabeye kavuştuğunu’ hatırlattı. Yılmaz, 1929 yılında Abhazya’da çıkan Bolşeviklerin yayın organı Mçhita Murutshi (Kızıl Yıldız) gazetesini örnek verdi. Tarihe ‘ilk Lazca gazete’ olarak geçen Mçhita Murutshi, Mustafa Kemal imzalı Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye için ‘zararlı’ bulunarak yasaklanır.

İşin daha ilginç yanı Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin çeşitli bölgelerinde Lazca konuşan nüfus, 1920’li yıllarda birkaç binle sayılacak kadar azdır. Yani Sovyetler Birliği, özellikle erken dönemlerde son derece yerel bir dil politikasını takip eder. Kaç kişinin konuştuğuna bakmadan sözlü dillerin yazılıya geçişlerine önayak olur. Ülkenin dört bir yanında kurulan dil enstitüleri Kafkasya’dan Orta Asya’ya yüzlerce dilin standardizasyonunda büyük çaba sarf eder.

Mesela uçsuz bucaksız Sovyet coğrafyasında, dillerini öğrenecek kurumları olmayan Kürtler için, 1928-29 yıllarında ilk Kürtçe Latin alfabe çalışması ortaya konur. Kafkaslarda, Kürdistan Uzeydi adı verilen özerk bölge başta olmak üzere yaşayan Kürt nüfusun sayısı görece az olsa da Kürtçe eğitim veren kurumlar ve akademiler açılır. Yayınevleri Latin alfabesiyle Kürtçe edebiyat basmaya başlar. Buradaki kültürel üretime daha yakın tarihli örnek vermek gerekirse 1970’li yıllarda kurulan Koma Wetan gibi öncü Kürtçe rock gruplarını düşünebiliriz. Milyonlarca Kürt yurttaşı olan Türkiye’de Kürtçe kültürel üretimin ya yasak ya da son derece sınırlı olduğu bir dönemde Sovyetlerdeki çalışmalar bu açıdan ayrıca değerlidir.

Anayasal güvence

Görüldüğü üzere dil konusunda hiçbir özerk hakkın tanınmadığı, hatta çoğu dilin varlığından bile haberdar olunmayan Çarlık Rusya’sına kıyasla büyük bir kültürel devrim yaşanır. Başta Sovyet cumhuriyetlerinin öne çıkan bölgesel dilleri olmak üzere eğitimden kültür-sanata yerel dillerin kullanımı teşvik edilir. Mçhita Murutshi ya da Kürtçe örneğinde olduğu gibi yerel dillere uygun eşi benzeri olmayan yeni alfabe çalışmaları yürütülür. Ayrıca ülke içerisindeki azınlıklara da okullarda ana dilinde eğitim hakkı tanınır. Bahsettiğimiz yılların 1920’ler olduğunu bir kez hatırlayacak olursak bu Ekim Devrimi’yle birlikte gelen çok çarpıcı bir yeniliktir.

Sovyetler Birliği’nde Rusça, lingua franca olarak ortak dil işlevi görür. Gerek farklı dönemlerin farklı siyasi atmosferi, gerekse Sovyetlerdeki lokomotif gücün Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti oluşu, Rusçanın önemini yıllar içerisinde pekiştirir. Çeşitli dönemlerde Rusça eğitime farklı oranlarda dahil edilse de bu durum 1922 yılında anayasa güvencesiyle tanınan ‘Tüm Sovyet yurttaşları kendi dillerinde eğitim görme hakkına sahiptir’ hakkını rafa kaldırmaz. Daralma ve genişlemelerle birlikte ana dilinde eğitim hakkı korunur.

Şüphesiz Sovyetlerde her politikanın eksiksiz uygulandığını söylemek mümkün değil. Yine de mesela eğer ‘ana dili yasaklarından’ söz edeceksek eğer, kaba bir tarih okuması bile indirgemeci yorumlarla aramıza mesafe koyuyor. Bugün dahi pek çok halkın sahip olmadığı kültürel hakkın 1920’ler gibi oldukça erken bir dönemde Sovyetlerde fiilen uygulanmış olduğu gerçeği hem tarihe ışık tutuyor hem de yaşadığımız çağın çatlaklarını aydınlatıyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Kavel Alpaslan

Sovyetler yerel dilleri öldürdü mü?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et