2 Temmuz 2026 00:14

NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi geliyor. Sanki bir stilden ibaretmiş de kravatlılar ve üniformalılar bambaşka bir düzende yaşıyormuş gibi. Oysa bir mafyanın örgüt yapısını incelediğimizde yasalarla çevrili ‘yer üstünün’ de aynı kanun iskeleti üzerinde biçimlendiğini görebiliriz.

Tehdit yoksa yaratılır

Genel tanımla mafya, zor kullanarak çıkar sağlayan yasa dışı bir suç örgütüdür. Bir başka zor aygıtı olan ‘devletin’ yozlaştığı veya otoritesini kaybettiği yerlerde ‘düzen’ boşluğunu doldurur. Doğası gereği yayılmacıdır, güçsüz gördüğü rakipleri üzerinde tahakküm kurar. Tek bir merkezden yönetilir. Patronun verdiği emirler tartışılmadan, dışarıdan emir alan yerel çeteler aracılığıyla uygulanır. 

Peki nasıl işler? Görünürde mafya, etkili olduğu bölgelerde halkın bir kesimine ‘güvenlik hizmeti’ satar. Mesela bir dükkan sahibisiniz, hırsızlık gibi başınıza gelecek tehditlere karşı mafya sizin güvenliğinizi taahhüt eder. Fiilen zorunlu bir satıştır bu. Yine de belirli bir haraç verdiğiniz takdirde mahallenizin mafyası sizi ‘savunma’ sözü verir. “Teşekkür ederim almayayım, ben kendimi güvende hissediyorum” derseniz eğer, ertesi sabah bir bakmışsınız dükkanın camı çerçevesi inmiş. Böylece o zamana kadar var olmayan tehdit bizzat size savunma paketi sunan mafya tarafından yaratılır. Siz de bir şekilde rakamda pazarlık edemeyeceğiniz o haracı ödemek zorunda kalırsınız.

Fakat tahsilatla da her şey çözülmez. Mesela çırağınızı mafyaya vermeniz gerekebilir. Derken savunma denilen şey bir anda saldırının üssüne dönüşür: Artık mafya ağının bir parçası haline geldiğinize göre, çeteler arası savaşta cephe hattı sizi de içine alacak şekilde çizilir. Böylece korunduğunuzu sandığınız mahalle, rakip çetelere karşı bir ileri karakol haline gelir. Sizin korumak istediğiniz yer, patronun savaş sahasıdır.

Tabii bunlar çarşı eşrafının sorunları. Çıraklar dünyasına mafya tarafından verilen sözde de olsa bir vaat yoktur. Onlar kendilerine söyleneni yapmakla yükümlüdür. Karanlık dünyanın kapıları açılırken rıza üretmek için ucuz bir ‘köşeyi dönme’ hayali sunulur. Fakat hikayenin sonunda en büyük zararı gören onlar olur.

Mafyatik refleksler

Mafya ağına takıldığınızda süre ister istemez böyle işler. Sözde her şeyin bir açıklaması vardır: Kan gövdeyi götürdüğünde eli tetikteki mafya üyesine sorsanız, düzeni sağlamak için yaptıklarının gerekliliğinden söz edecek ve zor kullanarak boyun eğdirmeyi bir şekilde meşrulaştıracaktır. Yok eğer kendini açıklamaya tenezzül etmezse sadece pazularını sıkarak gücün tek gerçek olduğunu hatırlatacaktır.

Sistemin çürüdüğü yerlerde ortaya çıkan mafyaların koyduğu kurallar, ilişkileniş biçimleri, rıza üretim şekilleri toplumsal hayatımızı belirleyen sermayenin yağma düzeniyle aynı kalıptan dökülmüş gibi birbirine benzer. Tıpkı emperyalist hegemonyanın savaş örgütü NATO gibi.

Patron koltuğunda tek bir güç oturur, uydu devletler tek ağızdan çıkacak karara tabiidir. Kararlar sadece patronun çıkarları gözetilerek alınır. Üyelerden düzenli savunma haracı toplanır. Yeni ülkelere doğru genişlemek istediğinde ‘kapılara dayanan düşman’ havası yaratmak için savaş kışkırtıcılığı yapar. Bu sayede hem genişler hem de haraçları arttırır. Patronun silahlarını satın alıp haraç ödemek için kamusal harcamalarda ciddi kesintilere gidilir. Daha da kötüsü devasa karargahlarla savaş sahası genişler. Askeri, siyasi, istihbarat gibi alanlarda son sözü söyleme yetkisi artık büyük patrondadır ve şüphesiz o da kendi çıkarını gözetecektir.

Arada bazı farklar da yok değil: Mafyanın aksine NATO, küresel sermaye düzeninin bekçiliği gibi siyasal-ideolojik bir ajandayı takip eder. Mafya uyguladığı şiddeti ve zorbalığı ‘medeniyet görevi’, ‘insani yardım’ ya da ‘savunma’ gibi ucuz bahanelerle ambalajlama ihtiyacı duymaz.

Baba’ya hesap verme zamanı...

Daha somut örnekler verelim. Mesela geçen hafta sözünü ettiğimiz ‘NATO bir savunma örgütüdür’ yanılgısı... NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 24 Haziran tarihinde Beyaz Saray’da basın emekçilerinin karşısında demeç verirken bir gazeteci kendisine “Sıkça NATO’nun bir savunma örgütü olduğunu söylüyorsunuz. Libya ve Irak’taki rejim değişikliği savaşları da bir savunma savaşı mıydı?” sorusunu yöneltti. Rutte ‘Kaliforniya’dan Türkiye’ye kadarki bölgenin güvenliğinden sorumlu olduklarını’ söyleyerek odağı başka yöne çevirse de gazeteci sorusunu yeniledi. Bu sefer köşeye sıkışan NATO Genel Sekreteri, açıkça “Böyle sorulara yanıt veremem” demekle yetindi.

Rutte, bu açıklamalardan kısa bir süre önce NATO üyesi ülkelerin verdiği bütçe paylarındaki artışı coşkuyla ABD Başkanı Donald Trump’a anlatıyordu (Geçtiğimiz yıl Rutte, Trump’a “Baba” diye seslendiğini açıklamıştı). Beyaz Saray’daki görüşmede Trump’ı övdükten sonra yukarı doğru tırmanan harcamalar grafiğini işaret eden Rutte “Siz göreve geldikten sonra Avrupalı ve Kanadalı müttefiklerimiz çok daha fazla ödeme yapıyor” ifadelerini kullandı. Aslında bu baskı NATO’nun 2014 Galler zirvesinde üye ülkelerin GSYİH’lerinin en az yüzde 2’sini savunmaya ayırma taahhüdüne dayanıyordu. Trump yönetimi ise bu oranı daha da yükseltmek için üyeler üzerinde yoğun bir baskı kurdu.

Böylece ABD’nin dayattığı bu oranın üzerine çıkmak angaryaya dönüştü. Üyeler bu harcama kurallarına harfiyen uymak zorunda kalırken, sağlık ve eğitim gibi kamusal hizmetlerde ciddi kesintiler yaşandı. Avrupalı hükümetler tabanda oluşan tepkileri, “Ama Rusya tehdidi kapımızda...” gerekçesiyle savuşturmaya çalıştı. Ne var ki bu katı tutum her ülkede aynı sonucu vermedi. Örneğin İspanya, GSYİH’sinin yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefine ulaşmakta zorlandı ve bu durum Washington’da rahatsızlık yarattı. Bunun ardından Trump, NATO payını ödemediği gerekçesiyle İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i açıkça hedef alarak kendisinden hoşlanmadığını söyledi.

Başta Sovyetler Birliği’ne karşı kurulmuş olduğu söylenen NATO’nun 1991’den sonra çok daha agresifleşerek yayılması da yine mafyatik bir refleks olarak görülebilir. Karşı mahallede iktidar boşluğunun yaşandığı an, daha büyük güce hükmetmek için bulunmaz bir saldırı anıdır. Bu sebeple NATO, Doğu Avrupa’da kendine yeni ‘üyeler’ edindi. Sınırını Rusya’ya kadar yasladı. Ukrayna Savaşı’nın da gösterdiği üzere kışkırtılmış bir Rusya’nın varlığı NATO’nun bekası için elzemdi. Savaşla birlikte trilyonlarca dolarlık askeri harcamaların musluğunu açmak daha da kolaylaştı.

Finlandiya 2023’te ve İsveç 2024’te NATO’ya dahil edildi. İşin paradoksal nötr kalabilecek bu ülkeler ‘Rusya tehdidi’ gerekçesiyle savaş ittifakına dahil oldu. Böylece iki ülke savunu şöyle dursun, olası bir savaşın müstakbel cephe hattına dönüştü.

Tüm bunlar son dönemde yaşanan gelişmelerden bazıları. Geçmiş sayısız örnekle dolu. Gerçek şu ki NATO, sermaye iktidarının ABD öncülüğündeki savaş örgütüdür. Mafya gibi emperyalist-kapitalist barbarlık ‘düzeninin’ kendinden koparttığı parçalarla yarattığı bir başka irindir.

Çırakların gücü

Büyük patron sizin küçük mahallenize geldiğinde herkesi bir telaş sarar. Kimse onun gözüne kötü görünmek istemez. Hele ki bu ilişkiyi sorgulayanlara asla göz açtırılmaz. Ancak bu yolla bir savaş örgütünün aslında bir ‘savunma ittifakı’ olduğu fikri pazarlanabilir.

Büyük patron gerçekten çok ‘büyük’. Sermayenin özgürce sömürüsünü kendi lehine garanti altına almak için ordulardan yarattığı kaslar da korku salacak cinsten. Fakat her devin bir Aşil topuğu vardır. NATO’nun topuğu, kendi yarattığı çelişkidir. Ne kadar genişlerse genişlesinler, doymayan bir emperyalist iştahla hep daha fazlasını isterler. Ama bu gözü kara hırs, aynı zamanda onların zayıf noktasıdır. Rızkını soykırım suçlusu apoletlilere ve emek hırsızı takım elbiselilerle paylaşmak istemeyenler için bu çelişki bir avantaj sayılabilir.

Demokrasiymiş, savunmaymış, özgürlüklermiş... bu palavraların ucuzluğu gerçeğe ulaşmayı şaşırtıcı derecede kolaylaştırır. Kas gücüne oranla komik derecede zayıf olan bu maske en ufak bir silkelemeyle düşer. İşte bu, Aşil topuğunu vurabilecek çok değerli bir oktur. Ve bu okun yayını yalnızca çıraklar gerebilir...

Kavel Alpaslan

NATO neden bir mafya örgütüdür?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et