Menocchio ölümsüzdür, dik duranlar yalnız değildir!
17 Haziran 2026 günü yitirdiğimiz İtalyan Tarihçi Carlo Ginzburg, makro tarih yazımının görmezden geldiği sıradan insanları tarih yazımının merkezine oturtmayı önceleyen mikro tarihçiliğin önemli temsilcilerindendi. Ginzburg, ‘Peynir ve Kurtlar’ adlı kitabının ön sözüne şöyle başlar: “Geçmişte tarihçiler yalnızca ‘kralların büyük işleriyle’ ilgilenmekle suçlanabilirlerdi, ama günümüzde bu artık doğru değil. Artık tarihçiler, gittikçe daha yoğun bir biçimde, seleflerinin es geçtikleri, bir kenara attıkları ya da yalnızca bilmezden geldikleri şeylere dönüyorlar. Brecht’in ‘okumuş işçisi’ daha o zamanlar bile ‘Yedi kapılı Thebai’yi kim inşa etti?’ diye soruyordu. Kaynaklar, bu isimsiz duvarcılar konusunda bize hiçbir bilgi vermiyor, ama soru bütün anlamını koruyor.”
Ginzburg, 16. yüzyılın sonlarında, İtalya’nın bir dağ köyünde yaşayan Değirmenci Menocchio’nun engizisyona meydan okumasının serüvenini anlatıyor kitabında. Eline geçen, halk diline çevrilmiş, içlerinde Kur’an’ın da bulunduğu bütün kitapları okuyan Menocchio’ya göre dünya, kaostan, bozulan peynirde oluşan kurtlar gibi türemiştir. Tanrı, gücünü herkese; “Yahudilere, Türklere, Hristiyanlara ve hatta sapkınlara” eşit olarak vermiş, kimseyi kayırmamıştır. İsa da sıradan, yoksul bir köylüdür.
Kiliseyi ve onun koyduğu kanunları bir çıkar ilişkileri sitemi olarak sorgulayan Değirmenci Menocchio’nun söyledikleri dönemine göre bir “delilik”tir. Söylediklerinin arkasında duran Menocchio idama mahkum edilir. Ginzburg, sıradan bir köylü olarak yaşayan kahramanını tarih içindeki duruşuyla ve hak ettiği biçimde bir halk filozofu gibi resmeder.
427 yıl sonra Türkiye’de komedyen Deniz Göktaş, diktatörlüğü sorgulayan şakası nedeniyle cumhurbaşkanına hakaretten ve ek olarak dini temalı şakası gerekçe gösterilerek 3 Temmuz 2026 günü tutuklandı. Aynı gün Ginzburg gibi, tarihte ve günümüzde ‘isimsiz duvarcıların’ izlerine, emeklerine, acılarına, trajedilerine odaklanan İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümünün 21 yıllık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Bilmez’in görevine üniversite yönetimi tarafından son verildi.
Bülent Bilmez, yaptığı açıklamada, üniversitedeki görevine bir yıllık kayyım yönetimi tarafından son verildiğini belirterek, “Bu kararın, yıllardır Kürtler, Aleviler, dil hakları ve azınlıklar üzerine yürüttüğüm çalışmalarla; özellikle bu yıl İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Dersim Kırımı hakkındaki kitabım ve söyleşilerimle bağlantılı olduğunu düşünmem için güçlü nedenler bulunmaktadır. Bir akademisyenin araştırma alanı nedeniyle hedef alınması, akademik özgürlüğe açık bir müdahaledir” dedi.
Bülent Bilmez gibi kıymetli akademisyenlerin, bilimsel üretimleri ülke yönetimine sınırlı düzeyde bile yansıyabilmiş olsaydı, bugün Türkiye’de Kürt meselesi bağlamında başka bir yerde olurduk.
Türkiye, ‘otoriterlik’ tanımlarının önüne eklenen yeni sıfatların açıklamakta naif kaldığı bir rejime doğru sürükleniyor. Siz bu satırları okuduğunuzda, ben, el konulan ve kayyım atanan TELE 1’in tutuklu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ile Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’ın birlikte yargılandıkları ‘casusluk davası’ olarak bilinen davanın Silivri’deki duruşmasında olacağım. Arada oradan çıkıp, Ekrem İmamoğlu ve ilçe belediye başkanlarının da tutuklu olduğu 414 sanıklı İBB davasını takip etmeye çalışacağım.
Bir de bu zulmün sürgün ayağı var. Berlin’de sürgündeki Rap Sanatçısı Ezhel’in, Deniz Göktaş’a destek için gerçekleştirilen önceki günkü eylemde, “Bugün çok sevgili arkadaşım Deniz Göktaş için buradayız.” dedikten sonra, “Ben de 2018 yılında şarkılarım yüzünden bir ay Maltepe Cezaevinde tutuklu kaldım. Sonra Almanya’ya geldim ve şu anda da üç tane dava olduğu için hakkımda, yedi yıldır ülkeme dönemiyorum” diye devam etmesi, içinden geçtiğimiz döneme damgasını vuran rejimin bir özeti gibi.
NATO zirvesi öncesinde başlatılan operasyonlarda aralarında Doç. Dr. Emel Memiş ve Kaos GL’nin Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın da bulunduğu çok sayıda kişinin tutuklandığını hatırlatalım.
Türkiye’de yargının iktidara neredeyse tanrısal bir dokunulmazlık kazandırmak üzere devreye sürüldüğü bu dönem, İBB borsasında adları gündeme gelen avukatlardan, Komedyen Deniz Göktaş’ı sosyal medyada ve gazetelerinde, köşelerinde, televizyon ekranlarında hedef gösteren trol ordusu için adeta endüstriyel bir alan sunuyor. Menocchio, çarpıcı bir metaforla dünyanın kaostan, bozulan peynirde oluşan kurtlar gibi türediğini ifade etmişti. Yüzyıllar sonra aynı kurtlarla uğraşıyoruz.
Roma egizisyonu tarafından 1599 yılında yakılarak idam edilen Menocchio, bir fani olarak hâlâ bizimle birlikte ise bu Türkiye’de kendisini 427 yıl sonra yine korku duvarıyla tahkim etmek isteyenlerin sınırlarını da gösteriyor.
Türkiye dün güne, ‘NATO’ya dikensiz gül bahçesi’ operasyonlarıyla uyandı. Siyasi parti yönetici ve üyeleri, akademisyen ve gazetecilerin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Belli ki, bu gözaltılar sürecektir.
Eleştiri, toplantı, gösteri ve yürüyüş, hukuk fukarası anayasamız açısından bile bir haktır ve bu yaşatılanlar anayasanın ilgasıdır.
Menocchio ölümsüzdür! Dik duranlar yalnız değildir!
Evrensel'i Takip Et