‘Büyük barışı hep birlikte kuracağız’
Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla, bir grup PKK’linin 11 Temmuz 2025 günü, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Süleymaniye şehrinin 50 kilometre batısındaki Dukan ilçesine bağlı Casene Mağarası’nda düzenlediği sembolik silah imha töreninden bir yıl sonra, silah bırakanların geldikleri yere dönmek zorunda kalmayacakları yasa nihayet uç vermeye başladı.
AKP tarafından hazırlanan “çerçeve yasa” teklifinin Cumhurbaşkanının değerlendirmesi ve onayının ardından NATO zirvesi sonrasında TBMM Başkanlığına sunulması planlanıyor. Sürecin hukuki ayağının tamamlanması ekim ayında başlayacak yeni yasama yılına kalacak.
Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, 26 Haziran 2026 günü yayımlanan yazısında sürece dair şunları aktarıyor: “HDP, DEM ve İmralı heyetinden, Pervin Buldan, Ayşegül Doğan, Saruhan Oluç ve Sultan Özcan’ın katılımıyla gazeteci ve yazar arkadaşlarla birlikte bilgi alışverişi ve durum değerlendirmesi toplantısı yaptık. (…)
Selahattin Demirtaş’ın durumu en çok merak edilen başlık. Pervin Buldan Demirtaş’ın durumunu sürekli olarak gündeme getirdiklerini belirtiyor;”Erdoğan, Demirtaş CHP, kayyım konuları konuşulurken yorum yapmıyor, sadece dinliyor. Yasa çıktığı zaman ilk adım onların özgürlüğü olacak diye düşünüyorum. Öcalan da Demirtaş için ‘Dışarıda olması çok katkı sağlar’ diyor. (…)
NATO toplantısı sonrası Türkiye bir parantezi kapatma noktasında yasal zemini konuşuyor olacak. AK Parti tarafından hazırlanan taslağın kamuoyu ile paylaşılması ve yasallaşmasıyla birlikte ilk tahliye edilecek ismin Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının olması büyük beklenti olarak dillendiriliyor.”
Demirtaş’ın uzun bir aradan sonra, “Az kaldı” başlığıyla 24 Haziran 2026 günü yayımlanan yazısı da, şu ifadelerle son buluyor: “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli, Sayın Özel başta olmak üzere Yeni Yol Grubu dahil tüm siyasi liderlerin artık çok daha geniş, çok daha kapsayıcı, çok daha kazandırıcı bir iş birliği zeminini zorlaması herkesin yararına olacaktır. Artık olağanüstü uygulamaları ve olağan dışı gerilimleri bitirecek olumlu adımları karşılıklı atarak yeni bir siyaset zemini kurmanın zamanıdır. Kıyasıya siyasi rekabet ve demokratik yarış elbette olacak, şarttır ama önce sahayı, zemini birlikte düzeltelim, sağlamlaştıralım. Sonra yeni bir toplumsal sözleşmeden demokrasi reformuna kadar, yeni siyasi ittifaklardan mücadele birliklerine kadar her şey çok daha rahat konuşulur, uzlaşılır ve çözülür.
Eğer ki kimse buna yanaşmıyor veya cesaret edemiyorsa da umutsuzluğa gerek yok; biz varız, çare biziz. Nasıl mı yapacağız? Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak birlikte yapacağız, merak etmeyin.
Ona da az kaldı.”
Yansıyan tüm bu bilgiler, sürecin ‘negatif barış’ adımları bağlamındaki, silah bırakan PKK’lilerin entegrasyonuna dair yasal çerçeveye ilişkin adımların dört ay içinde belirli bir ritmle devreye gireceğine işaret ediyor. Kuşkusuz AKP’nin seçim hesapları bu sürece monte edilecektir.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde farklı rakamlarla ifade edilen çok sayıda askeri üs, kalekol ve yerleşkeye sahip olan TSK’nin, PKK’nin fesih kongresine rağmen, o bölgedeki varlığını sürdürme eğilimi içinde olduğu ve Ankara’nın, Suriye ve İran’daki Kürt örgütlü inisiyatifini takip ve sınırlama yönünde teyakkuz halinde olduğu biliniyor. Türkiye’deki süreç de bu dört parçayı 7/24 takip ve kontrol politikasının bir parçası olarak ele alınıyor.
Türkiye’de siyasal iktidar eğer, ‘çerçeve yasa’ hazırlığı içinde olduğu süreci, ‘pozitif barış’ adımlarıyla destekleyecek genişlikte ve öz güvende hareket ediyor olsaydı, Irak, Suriye ve İran’daki Kürt örgütlü potansiyelinin gelişim dinamiklerini, kendi sınırları içindeki Kürt nüfusu kışkırtacak bir ‘tehdit’ gibi algılama eğilimi içinde olmasına gerek kalmazdı.
Özetle, önümüzdeki dört ay içinde yeni bazı adımlar göreceğiz. Kapsamının ne olacağı, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tahliyesini içeren adımların bunun içinde olup olmayacağı gibi gelişmeleri de yaşayıp göreceğiz.
Kürt meselesi gibi bölgesel ölçekte güç ilişkileri ve birbirine bağlı fay hatlarını harekete geçirme potansiyeline sahip bir meselede, nicel adımları her gün konuşabiliriz. Ama nitel adımlar çok daha geniş bir zaman aralığında belirginlik kazanabiliyor.
Ve son söz: “Büyük barışı hep birlikte kuracağız.”
Güle güle Kadir ağabey.
Evrensel'i Takip Et