20 Temmuz 2026 00:06

Yapay zekâ herkesi zenginleştirecekti, ne oldu?

Dünyanın en zengin 10 kişisinden 8’i teknoloji milyarderi…

İlk sırada Tesla, X ve SpaceX’in sahibi Elon Musk, ikinci ve üçüncü sırada Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin… Ardından Jeff Bezos (Amazon), Michael Dell (Dell Technologies), Mark Zuckerberg (Meta), Jensen Huang (Nvidia), Larry Ellison (Oracle) geliyor. Tamamı ABD’li.

Hem şirketler hem de devletler bakımından yapay zekâ ve dijital teknolojilerin stratejik önemi, iş dünyasında ve günlük yaşamda artan yaygınlığı ve geleceğe dair -çoğu zaman- abartılı beklentiler dikkate alındığında, bunda şaşılacak pek bir şey yok.

Ancak bu olağan durum, olağan kabul edilmemesi gereken bir sürecin, yani gelir dağılımında giderek artan adaletsizliğin bir görünümü.

Teknoloji dünyasının topluma vaat ettiği şey, kendilerinin daha da zengin olmasından ibaret değildi.

Aksine tüm dünyaya refah vaat etmişlerdi.

İnternet herkes içindi, herkese yer vardı.

Herkes girişimci olabilir, zenginleşmeden payına düşeni alabilirdi.

Garajınızda bir şeyler geliştirip zengin olabilirdiniz.

Yeter ki yenilikçi fikriniz olsun!

Küresel bir refah çağı…

Örneğin Stanford Üniversitesi’nden Erik Brynjolfsson ve MIT’den Andrew McAfee İkinci Makine Çağı başlıklı çok satan kitaplarında, bolluk toplumunun müjdesini şöyle vermişti: “Dijitalleşme dolayısıyla ekonomide ve toplumsal hayatta yaşanan bir kırılma noktası bu. Doğru yönde gerçekleşen bir kırılma noktası. Kıtlık değil bolluk.”

Ancak tam tersi bir tablo ortaya çıktı.

Gelir eşitsizliği olağanüstü arttı.

Ve eşitsizliğin önemli bir bileşeni teknoloji şirketlerinin kendisi.

Daha doğru ifade etmek gerekirse teknolojinin çağdaş kullanım biçimi.

Tekno-çözümcülük

Teknolojinin herkese refah getireceğine dair beklenti, toplumu sarıp sarmayan tekno-çözümcü (tekno-fetişizmin bir bileşeni) ideoloji ile yakından bağlantılı.

Teknolojik gelişmeler gerçekten de bazı önemli sorunların çözümü için zemin hazırlar. Ancak, bu otomatik bir çözüm değildir.

Örneğin Türkiye’de çok sayıda SMA hastası bebek ölümle yüz yüze. Bu hastalığın tedavisi ve çözümü var. Ancak, Türkiye’deki sağlık sistemi, yüksek maliyetli bu tedaviyi karşılamadığı için bebeklerin bir kısmı yaşamdan kopartılıyor. Teknoloji çözüm için olanak sağlıyor ama sorun otomatik olarak çözülmüyor.

Bazı sorunlar ise yapısal.

Birçok kurum ve alan teknoloji ile iç içe geçmiş olsa da sorunun temeli teknoloji olmayabilir.

Örneğin borsada işlemlerin büyük bir kısmı algoritmalar tarafından gerçekleştiriliyor. Algoritmalar şirketlerin bilançolarını, ilgili haberleri, destek ve direnç noktalarını ve daha birçok teknik detayı ayrıntılı bir şekilde ve büyük bir hızla inceleyip alım-satım kararları veriyor. Büyük ölçüde beklentileri karşılıyorlar.

Ancak yine de borsalar patlayacak balonlara, büyük düşüşler ve kırılmalara sahne oluyor.

Çünkü, borsanın sorunu yeterince teknolojik olmaması değil gerçek dünyadaki sorunların borsalara yansıması ve geleceğe dair beklentilerin istikrarsızlığıdır. Bu nedenle, kararları algoritmalara devretsek bile küçük yatırımcıyı bekleyen büyük riskler ortadan kalkmıyor.

Kuznets yanılgısı

Sadece çağdaş yapay zekâ furyasında değil çok daha önce, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ekonomik eşitsizlik araştırmacıları teknolojik gelişme ve ekonomik büyümenin zamanla gelir eşitsizliğini azaltacağını ileri sürmüştü.

İktisatçı Simon Kuznets, 1955 yılında yazdığı bir makalede, ABD’de 1929-50 yılları arasında ekonomik büyümeyle paralel bir biçimde gelir dağılımındaki eşitsizliğin azaldığını tespit etmişti. Mucidine 1971 yılında Nobel Ödülü kazandırdıktan sonra Kuznets Eğrisi ile anılan bu doktrin, teknolojik gelişme ve sanayileşmenin başlangıçta ekonomik eşitsizliği arttırdığını, ancak daha sonra artan siyasal katılımla eşitsizliklerin azaldığını ileri sürmüştü. Argümanı, soğuk savaş yıllarında kapitalizmin üstünlüğünün kanıtı olarak öne çıkartıldı.

20. yüzyılın büyük kısmında, hatta 21. yüzyılda ekonomik eşitsizlik araştırmacıları, gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme yoluyla zengin ile fakir arasındaki eşitsizliğin azalacağına inanmışlardı.

Kuznets’in kullandığı veriler genel manada doğru olsa da tespit ettiği nedenler tartışmaya açıktı. 1915-45 arasında, neredeyse tüm gelişmiş ülkelerde eşitsizliklerdeki azalma büyük ölçüde iki dünya savaşı ve onun tetiklediği iktisadi ve politik şokların yarattığı etkinin sonucuydu. Kuznets’in tasvir ettiği toplumsal kesimler arasındaki hareketlilikle pek ilgili değildi. Zaten 1980 sonrası tablo Kuznets’in argümanının doğru olmadığını açıkça gösterdi.

Yapay zekâ ne yapıyor?

Sonuçta giderek artan bir gelir ve servet eşitsizliğiyle karşı karşıyayız.

Dünyanın en zengin %1'lik kesiminin serveti, 6,9 milyar insanın toplam servetinin iki katından fazla.

ABD, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerde bile eşitsizlik hızla artıyor.

Neden?

Öncelikle, gelir eşitsizliğinin yapısal nedenlerini iki ana kategoride ele almak gerekir:

İlki; kapitalist toplum, farklı sınıflara dayandığı ve farklı sınıfların da gelir düzeyleri oldukça farklı olduğundan gelir eşitsizliği kaçınılmazdır. Benzer ve ek mekanizmalarla servet eşitsizliği için de aynı mantık geçerli.

İkincisi, 1970’lerin ortalarında başlayan neoliberal kırılma ile gelir eşitsizliğini sınırlandıran güç ilişkileri köklü bir biçimde değişti. İşçi hareketi geriledi, sendikalaşma bastırıldı. Sosyal devlet kazanımları budandı. Finansallaşma hız kazandı. Bütün bunlar gelir dağılımındaki adaletsizliğin yükselmesini koşullayan bir toplumsal zemin sağladı.

Böyle bir tarihsel bağlama yerleşmiş günümüz teknolojisinin kullanımı da toplumsal bağlama uygun, yani sermayenin lehine olmaya eğilimli.

İşte bu koşullarda yapay zekâ ve dijital teknolojilerin gelir eşitsizliğine olumsuz etkisi en az beş başlıkta özetlenebilir:

1. Yapay zekâ ve robotlarla orta gelirli işler otomatize oldukça… Yeni ortaya çıkan işler de düşük ücretli kaldıkça, gelir eşitsizliği artar.

2. Yapay zekâ ile iş yoğunluğu, güvencesizlik ve emek denetimindeki artış, sermaye gelirlerinin artmasına ve eşitsizliğin büyümesine neden olur.

3. Dijital iş platformlarında işgücü sadece kendi ülkelerindeki değil, dünyanın en düşük ücretleri ile rekabet ettikçe ücret gelirleri düşer ve eşitsizlik artar.

4. Teknoloji sektörlerinde yüksek tekelleşme oranı zenginliğin merkezileşmesini ve eşitsizliğin artışını teşvik eder.

5. Yapay zekâya ilişkin spekülatif ve abartılı beklentiler sonucunda yatırımlar arttıkça (yapay zekâ balonu), teknoloji şirketlerinin değerlemesi yükselir ve eşitsizlik artar.

Yani teknolojinin üretilmesi ve uygulanması, toplumsal bağlam ve güç ilişkilerinden bağımsız, nötr bir süreç değil. Mesela yapay zekâ ile işinden olan işçiler yoksullaşır ama bu yapay zekânın zorunlu sonucu değildir. Toplumsal bir tercihtir. İşsizlik yerine çalışma sürelerinin kısaltılması da tercih edilebilirdi.

Verimlilik artarsa ve bu verimlilik artışından işçiler faydalanamazsa, sermaye zenginleşir. İşçiler ise göreli olarak yoksullaşır.

Neoliberal politikalarla işçilerin kolu kanadının kırıldığı, sendikal temsiliyetin zayıflatıldığı, toplu sözleşmelerin yerini bireysel sözleşmelere bıraktığı, sermaye üzerindeki vergilerin yatırım teşviki adı altında hiç edildiği bir çağda, yapay zekânın iktisadi bir kazanımı olacaksa, bu değere elbette sermaye el koyar.

Peki, Türkiye’de yapay zekâ alanındaki gelişmeler, sanayinin Endüstri 4.0 paradigması ile yeniden yapılandırılması planı?

Kazanan yine sermaye olacaktır ve gelir eşitsizliğindeki artış daha da hızlanacaktır.

Tam da bu yüzden, yapay zekâ ve dijital teknolojiler teknik değil, politik, ekonomik ve sınıfsal bir mücadele konusu olarak ele alınmalıdır.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Arif Koşar

Yapay zekâ herkesi zenginleştirecekti, ne oldu?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et