13 Temmuz 2026 00:05

NATO 3.0, yapay zeka ve savaş koşusu

Silahlanmaya ayrılan bütçe, savunma sanayi anlaşmaları, Trump’ın Rahip Brunson çıkışı, Ukrayna, yeniçeriler, garip hediyeler ve yemek menüsü çokça tartışıldı, konuşuldu.

Ama bu görüntüleri oluşturan ve belki de normalleşmekte olduğu için pek de önemsenmeyen şey ise şu: NATO’nun Ankara zirvesi, bağıra bağıra “savaş” dedi.

Yapay zeka teknolojileri ile savaş sanayisinin yeniden yapılandırılacağı ilan edildi.

Daha önce kararlaştırılan Avrupa ekonomilerinin savaş bütçelerini GSMH’lerinin yüzde 5’ine çıkarma hedefine yönelik atılan adımlar kutlandı.

Ankara’daki zirve kapsamında gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumunda toplam değeri 50 milyar dolara ulaşan silah alım sözleşmeleri yapıldı.

Kükreme

Bu sözleşmelerden keyifle bahseden NATO Genel Sekreteri Rutte, ayrıca hızlanma ve sonuç alma çağrısı yaptı: “Makinelerin uğultusu artık bir kükremeye dönüşmeli.”

Kime karşı kükreme?

Açık hedef, zirvenin sonuç bildirgesinde açıkça belirtildiği gibi Rusya.

İfade edilmeyen ama en az onun kadar açık olan hedef ise Çin.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ifadesiyle artık NATO, “sert güce ve gerçek caydırıcılığa odaklanan gerçek bir askeri ittifak” olmak zorunda.

NATO sözcülerinin ifade ettiği gibi bir dönem kapandı. Sovyetlerin dağılmasıyla düşmansız ve işlevsiz kaldığı düşünülen, neyse ki “küresel terörizm” gibi bir düşman icat edilerek varlığı korunan NATO 2.0 artık miadını doldurdu. Düşman belli… NATO 3.0’la, malum olan şey, yani yeni bir soğuk, belki de sıcak savaş başlıyor.

Bu yeni dönemin ve kükremenin ayırt edici niteliklerinden birisi, savaş sanayisinin yapay zeka sistemleriyle daha güçlü bir biçimde entegrasyonu.

Dijital-askeri-sınai kompleks

Kükremenin temel unsurlardan biri, Ankara zirvesinin sonuç bildirgesinde ifade edildiği gibi, “transatlantik savaş bulutu” ve “Güçlü yapay zeka modellerinin benimsenmesi.”

NATO, 2021 yılında ilk yapay zeka stratejisini kabul etmiş; 2024 yılında gerçekleştirilen Washington zirvesinde üretken yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerle bunu güncellemişti. Ayrıca “Kuzey Atlantik için savunma inovasyonu hızlandırma” (Defence Innovation Accelerator for the North Atlantic, DIANA) programıyla yapay zeka, otonom silahlar ve siber güvenlik girişimleri destekleniyor. NATO Innovation Fund da bu girişimlere finansal destek sağlıyor.

Yapay zeka modellerinin savaş sanayisine bir süredir devam eden entegrasyonu, teknik bir güncellemenin ötesinde değişimlerin yolunu açıyor: NATO’nun ve NATO’da belirleyici olan ABD’nin askeri-sınai kompleksine teknoloji tekellerinin katılması. Böylece bir tür dijital-askeri-sınai kompleks karşımızda beliriyor.

Bu kompleksin icraatlarından birine yakın zamanda zaten tanık olduk. ABD’nin İran’a yönelik saldırısını “yöneten” Maven akıllı sistemi (Project Maven) askeri-sınai komplekse teknoloji şirketlerinin katılımın yarattığı kırılmayı gösteriyor. Maven, Palantir’in başını çektiği ama Amazon, Anthropic, META, OpenAI gibi önde gelen teknoloji şirketlerinin bileşeni olduğu çok boyutlu bir dijital-askeri sistem. Sistem casus uydulardan, insansız hava araçlarından, yerdeki radarlardan ve sahadaki istihbarat ajanlarından gelen milyonlarca veriyi işleyerek potansiyel hedefleri ve bu hedeflerin imhası için kullanılabilecek araç ve mühimmatı belirliyor. Bu sistemle ilk 24 saatte İran’da binden fazla hedef vuruldu. Ancak hedeflerden en az biri yanlıştı: İran’ın Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokulu da hedef listesine dahil edilmiş ve çoğu çocuk 185 kişi hayatını kaybetmişti.

Teknoloji şirketlerinin savaş koşusu

Teknoloji şirketlerinin askeri aygıtlarla ilişkisi yeni değil.

Hatta bugün günlük hayatta kullandığımız internet, yüz tanıma gibi pek çok teknoloji, askeri fonlar ve amaçlarla üretildi.

Ancak, teknoloji şirketleri, uzunca bir zamandır, silah şirketlerinin aksine ağırlıklı olarak devlet ihaleleri ile değil piyasaya sundukları ticari ürünlerle büyümüştü. Silikon Vadisi, askeri fonların desteğine rağmen, kendisini insanlığın iyiliği için çalışan, özgürlükçü bir alan olarak tanımlamıştı.

Şimdi, dünyanın en beğenilen, takdir edilen, övülen teknoloji şirketleri/tekelleri çok daha doğrudan NATO’nun ve ABD’nin agresif savaş hazırlığına dahil oluyorlar.

Teknoloji sermayesi ile askeri aygıtlar arasında, çoğu zaman belirsiz olan sınır çizgisi iyice silikleşiyor.

Devlet ve sermaye füzyonu arttıkça yapay zeka modelleri daha fazla savaşa entegre oluyor.

Böylece yapay zeka şirketlerine yönelen fonlar artıyor, daha büyük veri merkezleri inşa ediliyor, teknoloji tekelleri ihtiyaç duydukları sermaye açığını savaş tehdidi ile kapatıyor.

Peki, Silikon Vadisi’nin çok kültürlü, sözde barışçı, ulus ötesi iddiaları savaşa karşı durmayı gerektirmiyor mu?

O pek kârlı değil!

Savaş tamtamlarına karşı durmak savaştan kâr etmeyenlerin yapabileceği bir iş.

Arif Koşar

NATO 3.0, yapay zeka ve savaş koşusu
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et