18 Temmuz 2026 00:15

Çoğu insan, bağımsız düşünme ve kendi akıl yürütme yeteneklerini kullanma cesaretine sahip olmadığından, bilgilerini ancak başkalarının yönlendirmesiyle kullanır. Gerçeği keşfetmek için entelektüel cesaret gerekir.

Immanuel Kant

Yüzümüzü Ortadoğu'ya döndüğümüzden beri edindirildiğimiz en kötü huylardan biri hayıf.

Hayıf adına diz dövmekten ayağa kalkamaz olduk.

Bir de perde çekildi gözlerimize, ortada bir magazin kırıntısı bulunca hakikat dağ olsa göremiyoruz. Sözün şehveti de hareketi unutturdu, en ilgi çeken cümleyi kurma çabasında zayi oluyoruz.

Haluk Levent tutuklandı. Önce hayıf geldi; ah biz nasıl inandık da bağışlar yaptık, ardında durduk, diye.

Oysa asıl soru: 99 depreminde toplanan vergiler neredeydi, Kızılay neredeydi, Afad neredeydi de biz medet aradık sivil toplumdan?

Hemen hayıf: Biz şimdi kime güveneceğiz?

Kendine illa kahraman arayan toplumun bir kez daha ifşası.

Sonra "Ben demiştim."ciler gelir. "Bu zaten böyle biriydi, durun size anlatayım..."

Nedense bütün sinyal olabilecek eski hikayeler iş işten geçtikten sonra tam da sözün şehveti dalgasında saçılır ortaya.

Sonra biz konuşmaya başlarız; evlilik vaadiyle bir kadını kandırmış meğer zaten parasını aldığı başka kadınla evliymiş. Her şey ama her şey birkaç saat içinde magazinleşir: yolsuzluklar, cinayetler, rant, gasp ve adaletsizlikler...

Şu mübah kavramı ya da oh olsunculuk hepimize sirayet etti. Bir kere kötü bellediysek artık hangi suçun hırkasını giydirirsen giydir, hakikat çok da umurumuzda değildir. Asli suçu önemsemez oluruz ya da gerçeği.

Oysa biz halkız bizi devlete dair her şey ilgilendirir, aldığı ve almadığı vergi de yaptığı ve yapmadığı denetim de.

Bu vesileyle otoriter rejimlerin dayanaklarını hatırlatalım, tarih boyunca değişmemiştir.

  • Yapay çaresizlik ve atomizasyon, insanlar ne kadar çaresizleşir ve yalnızlaşırsa teslimiyetleri o kadar kolay olur. Hiçbir kurtarıcı olamayacağına inanç kaderin kabulünü getirir.
  • Korku ve gözdağı: orantısız şiddet, cezalandırma, suskunluk dayatması ile konuşmak yalnızca konuşanın kendine zarar hissini kanıksattırır.
  • Bilgi kirliliği ve propaganda: Öyle çok ve izansız yalan söylenir ki toplumun gerçekle bağı kopar ve muhakeme yeteneği hasar görür. Bir yandan propaganda tüm gücüyle çalışır.
  • Kurumların içinin boşaltılması ve sandık manipülasyonu: Gerekli tüm kurumların tekelinde olduğunu gösterir kararlarla demokrasi ile bir değişimin gerçekleşemeyeceğini kanıksatmaya çalışır.
  • Ekonomik bağımlılık: Sivil toplumun, dayanışma ağlarının çökertilmesi, olası gelir alanlarının ranta teslim edilmesi ile bir kurtuluş ümidi ortadan kalkar.

Ne yapmak gerekir?

Öncelikle odağı kaybetmemek gerekir. Bunca hak ihlalinde herkes her davanın fikri takibini yapamaz ancak kitleler belli alanlarda süreci sonuna kadar zorlayabilir. Mücadelenin uzun soluklu olduğunu bilerek eforu doğru yönetmek ve kazanım elde edilebilecek alanlarda ısrarlı olmak gerek.

Bunun için iktidarın ortaya attığı suni gündemlerle vakit kaybetmemeyi öğrenmek, her kürsü konuşmasından mana çıkarmakla mesai harcamamak ve taleplerin arkasında sıkı durmak gerekir.

İktidar kendine yeni yandaşlar arayacak ve hepsini sahneye çıkaracaktır. Burada asıl çabayı saf değiştirene öfke yöneltmeye değil yeni ve iyi ilişkiler kurmaya göstermek lazım. İnsanlar, kitleler aynı zamanda aynı sonuca varamayabilir. İktidar yanından karşısına geçmek isteyene bir kapı açık bırakmak gerekir. Ağır politik doğruculuk sınavı, insan kazanmaya yaramıyor. Küçük tepkileri dahi onaylamak büyük geçişlerin, büyük çıkışların önünü açar. Sessiz kalanları hedef göstermek yerine ses çıkaranları alkışlamak kadar basit bir değişim bu. Öngörülü kabül yaratacak her şeyden mizahından dahi uzak durmalı. "Silivri soğuktur, sıcaktır." şakaları ortadan kalkmalı. Yapılacağını öngördüğümüz şeye karşı çıkmak saçmalığından böyle kurtuluruz.

En önemlisi, kahraman arayışından vazgeçmek. Her bir tekil kahraman, bir şekilde sahneden çekilebilir. Şarkısını söylersin, filmini izlersin uyuşturucu operasyonu, belediyeye seçtirirsin tutuklama, vekil tayin edersin fezleke, partinin başına getir, partiye butlan… Ancak her alanda herkesin lider ceketini giyebileceği mücadeleler örülünce boyun eğdirilmesi zor bir halka dönüşürüz. Bir feyz arıyorsak, aylardır direnen özel sektör öğretmenleri, defalarca yollara düşen maden işçileri, depo, tekstil işçileri ve moto kurye direnişleri önümüzde.

Bu ülkede en ötekileştirilen kesimden biri, bir trans kadın moto kuryelik yaparken hayatını kaybetti. Ailesinin sahip çıkmadığı cenazesine mesai arkadaşları sahip çıktı. Sınıf bilinci olunca hepimizi kapsayacak bir çatı bulunuyor. Ayrıştır ayrıştırabilirsen. Azgın azınlığa karşı emeğiyle hayatta kalmaya çalışan halk.

Daha geniş bir kesişim kümemiz yok, daha büyük bir gücümüz de.

Çaresizlik ile umudun ters orantısı var, sınıf mücadelesi ile zafer doğru orantılı.

Magazinden ve yılgınlıktan uzak net ve geniş bir bakış açısıyla, ezbercilikten ve kolaycılıktan uzak bir hareket alanı diliyorum hepimize.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Ayşen Şahin

Kaybettiren hayıf
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et