Lüks nedir?
Yoksulluk, yoksunluk insanın metrekaresini de daraltıyor. Evden işe, işten eve, ekmek parasından kalan zaman ancak televizyon karşısında uyuyakalmaya yetince dayatılanın genel kanaat olduğuna ikna olmak kolay oluyor.
Ekranlarda yalılar villalar, sosyal medyada varaklı tabaklarda sunumlar, çay partileri, evi kaça aldık kaça yaptırdık videoları derken yoksulun yoksulluğu kendi başarısızlığı gibi bir algı dayatılıyor. Eee yapan nasıl yapıyor?
Çocukluğumun bir dönemi memur lojmanında geçmişti. En güzel yanı çocukların akşam yemeğine çağrılana kadar bahçede birlikte oynamasıydı. Bir kadın vardı. Her akşam oğlunu balkondan “Baban muz almış eve gel, baban çikolata getirmiş haydi gel, fıstıklı baklava var koş...” diye seslenerek eve çağırırdı. Onların evine misafirliğe gitmezdik. Su istemek için zillerine basmazdık. Çünkü bizlerin terbiyesinden farklıydı onlar. İçten içe herkes de farkındaydı, rüşvetçi olabilirler. Zira hepimiz aynı memuriyetin lojmanındayız ve bizim evlere öyle muz, çikolata girmiyor. Girse de ses edilmez, olan var olmayan var.
30 sene önce çocuk aklımızla bile özenmeyip ayıpladığımız kadın, ülkenin hakim kültürü oldu.
Bir gün Beyoğlu’da yürürken çok lüks, şoförlü bir araçtan bir aile indi. Tchorlou Apartmanı önündeyiz. Binaya bakıp “Dışı leş gibi olmuş binaların, dökülüyor, buraları da elden geçirip düzgün residence yapılsa ya” dedi kadın. Tchorlou Residence (Çorlu Apartmanı) 1870’lerden kalma. Galatasaray’ın hatta Beyoğlu’nun hatta Osmanlı’nın ilk apartmanı. II. Abdülhamit’in Sütçübaşısı Çorlulu Paşa tarafından yaptırılmış. Lüks aracın arkasında Osmanlı tuğrası var ama kendi tarihine dair ne bilgi var ne saygı.
Dünya liderlerini masaya oturtup şatafatla ağırlamanın gururunu yaşıyor bazıları. ‘Lükse boğduk dünyayı, çaktık şovu, aldık akıllarını’ diyorlar. Yazıyorlar her yere, aynen böyle.
Coco Chanel “Lüks fakirliğin değil bayağılığın karşıtıdır” demişti.
Şu yaşıma kadar biraz dünya görmüşlüğüm oldu. Eğitim kalitesinde, hukukun üstünlüğü ve adil yargılamada, dijitalleşme ve inovasyonda birinci olan Finlandiya’da, her semtte ikinci el pazarı vardı. Artık kullanmadıkları eşyaları bu pazarda bir alan kiralayarak çok uyguna satıyorlar. Sınıfsal bir durum değil, kültürel. Bir bebek doğduğunda eğer odasını, beşiğini yeni alırsanız insanlar ya hiç arkadaşınız olmadığını düşünüyormuş ya da görgüsüz olduğunuzu. Aşırı tüketim, dünyanın sınırlı kaynaklarını da tüketmektir zira.
İsveç mobilyası dünyaya damga vurdu. İskandinav tarzı yalınlığı ve işlevi temsil ediyor. Evler, gösteriş için değil, sıcak bir yuvaya dönüşsün diye dekore edilir.
Avrupa aşırı sıcaklarda klimasızlıktan kavruluyor diye dalga geçerken karbon ayak izi hedeflerini ve klima montajı için belediyeden alınması gereken ruhsatın önemini unutmamak gerek. Kent hafızası böyle korunuyor, iklim krizi ile mücadele acısız olmuyor.
Ne yıllık yüz milyon ziyaretçi ile turizmde birinci olan Fransa’da ne başka bir Avrupa ülkesinde ne Uzakdoğu’da, gelen turist profiline göre şekillenen bizdeki gibi menü ve tabela yer almıyor.
Lüks nedir sahi?
Halkından çekinmemek, sakınmamak ve halkını saklamamaktır. Titri, kıdemi ne olursa olsun insanların elini kolunu sallayarak sokakta gezebilmesi, koşabilmesi, bisiklete binebilmesidir. Şehirleri, misafir geldiğinde ortalıktaki ıvır zıvırın tekmelenerek içine tıkıldığı bir ardiye gibi, halkı da göz önünden kaldırılması gereken kirli, pespaye dağınıklık gibi görmemektir.
Lüks; birilerinin aç yatmadığını bilerek yemek, sokakta kalmadığını bilerek uyuyabilmektir. Lüks; sokakları maviliklere açılan koca şehirlerde halkın dilediğinde ücretsiz şekilde tertemiz bir denize girebilmesidir, sahillerin sahibi olabilmesidir.
Lüks, kent hafızasıdır, torununla çocukken gittiğin sinemada film izleyebilmek, çocukken oynadığın parka kendi çocuğunu götürebilmektir. Lüks, evladını kendi imkanlarının ötesinde yetiştirebilmek, yaşatabilmektir. Lüks, üç kuruş kazanmak için birileri önünde ceket iliklememek, suskunluğa mecbur bırakılmamak, hizmet vereceğim diye yerlere eğilmemektir. Lüks, bir şeylere merakın olması ve bunun peşinden gidebilmektir. Lüks, sağlıklı ve iyi beslenmek, bilimsel ve özgür üniversitelerde ücretsiz okuyabilmek, hastalandığında tedavi edileceğini bilmek, ilacını alabilmekten endişelenmemektir.
Lüks, birilerinin seni hayatta tutmak için politika geliştirdiğini bilmek, adalete ihtiyaç duyduğun anda ulaşabilmektir. Dini vecize diye varaklı yazılarla duvara asmak yerine, kıt kaynakların farkındalığıyla israftan gerçekten uzak durmaktır.
Lüks; şeffaflık, samimiyet, hakikat, şefkat, sevgi, barış ve huzurdur.
Bunlar evrensel değerler uyarınca insanlığın ihtiyaç haritasında en temelde yer alırken bizde lükstür.
Yıkılmış bir imparatorluğun kodlarıyla yapılan şov, yıkılmakta olan demokratik bir cumhuriyetin molozlarını saklamaya yetmiyor.
Dört yanı sarmış savaşlara karşı dünya halkları barış diye haykırırken liderlerinin eline hediye niyetine silah vermek hangi diplomatik adaba sığıyor?
Kendi halkının bile utandığı bir liderden alınan aferin ile övünen kalemşorlar görüyor bu gözler.
Filistin halkının yanında durmadığımız için tebrik edilmek nasıl içlerine siniyor?
Biz lüksü değil tam karşıtını izledik.
Övgüye değer tek lüks, kapıları NATO’ya ardına kadar açmak değil, tamamen kapatmak olurdu.
Böylece geçti bir zirve, geçmiş olsun hepimize, değersizliğimizi öyle bir vurdular ki yüzümüze, izi çıkmıyor.
Evrensel'i Takip Et